Melek ve Ateş...
Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa?
Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
Sonunda yeni bölüm sizlerle ^^ Keyifli okumalar...
Yorum ve vote bırakmayı unutmayın lütfen :))
38. Bölüm
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Arkadaşının aramasıyla uzandığı koltukta doğrularak oturan Ateş, bir müddet kendisine gelmeye çalıştı. Uzun bir bekleyişin ardından koltuktan kalkarak banyoya doğru ilerledi ve kendisini soğuk suyun altına aldı.
Günlerdir harabeye dönen ruhu gittikçe daha çok karanlığa boğuluyordu. Arada bir Aykut'un aramaları ya da ziyaretleriyle kendine gelen Ateş, şimdi ise hem dostuna söyleniyor hem de onu bu evden çıkarabildiği için teşekkür ediyordu.
Ağır ağır hareket eden Ateş, üzerine rahat siyah tişörtlerden birini geçirirken siyah kot paltolunu ile de ruhunun esirliğini resmen belli diyordu. Aykut'un çabuk ol demesine karşın oldukça yavaş hazırlanıp evden çıkarken dostunun ortada bir mesele olmadığı halde kendisini çağırdığını düşünmüştü. Fakat şimdi karşısında kendisine öfkeyle bakan Levent'i gördüğünde bu düşüncesi yerle bir olmuştu.
Şaşkınlığı ve çaresizliği gözlerine hüzün bulutu gibi çökerken yavaşça birkaç adım attı. Levent'in kükreyen aslan gibi saldırıya geçmesini beklerken ruhunu kanatan öfkeli bakışlarla iç çekti. Ne kadar üzülüp vicdan azabı çekse de geçmişin, yaşanılanların önüne geçilemiyordu. Keşkeler boğazını sıkıp yüreğini kanatsa da elinden gelecek hiçbir şey yoktu. Bu da Ateş'in canını daha da yakarken genç adam sevdiği kadını bir kez daha göremeden kül olmaktan korkuyordu.
Birkaç saniyelik sessizlik beklediği ses ile bozulurken gözlerini bir an olsun keskin gözlerden çekmedi.
''Bunun ne işi var burada?! Benimle kafa buluyorsunuz sanırım!''
Ateş, duyduğu bu sözlerle kendisini bir hiç gibi hissederken paramparça olan cesaretini toplamaya çalışıyordu. Bu belki de yakaladığı son fırsat, Melek'ine kavuşacağı son bir adımdı..
''Levent.. Bir kez olsun beni dinle.''
Ateş'in çıkışıyla rahatlayan Aykut, dostuna destek olmak için sakin bir tonda ''Levent Gürbüz, biraz sakinleşseniz çok iyi olacak. Eğer kardeşinizi düşünüyor az da olsa ona değer veriyorsanız Ateş'i dinleyin.'' dedi. Ardından oturduğu yerden kalkarak Ateş'e doğru yaklaştı.
''Artık sende bazı şeyleri açığa kavuştur ki bu kaos ortadan kalkabilsin. Anlat Ateş...'' Arkadaşına fısıldadığı bu sözler genç adamı gererken Ateş ne söyleyeceğini dahası Levent'i nasıl ikna edeceğini bilememenin gerginliğini yaşıyordu.
Aykut evden çıkmadan önce son kez ''Birbirinizi dinleyin. Unutmayın ki bu konuşmanın odak noktası Melek..'' diyerek kapıyı açarak oradan ayrıldı. Ardında ise iki ayrı fırtına bırakarak....