Multimedya : Okurken canınızın çekeceği Cupcakelerden bir tanesi...
Dikkat bu bölüm aşırı tatlı komasına sokabilir :D Yeni bölümle herkese Hayırlı Geceler :) Daha fazla bekletmeden bölüm biter bitmez yeni bölümü sizlere sunuyorum. Umarım keyifle okuyacağınız bir bölüm olmuştur.
Aktif okuyucu olmanızı istesem çok şey istememiş olurum sanırım. Sizlerden bol vote ve yorum bekliyorum ^_^ Umarım bu çokkk kolay isteğimi geri çevirmezsiniz :)
Ve karşınızda bolll tatlı bölüm :D <3
9. Bölüm
Dinlenmeden direkt şirkete geçen Ateş geçen günlerin yoğunluğundan şikayet ederken en büyük sıkıntısı ise Melek ile bir araya gelecek vakti bulamamasıydı. Oysa o geçen bir haftalık süreçte bir iki kez onun karşısına çıkmak istemişti. Fakat tüm planları bir adet sorunlu arkadaşı tarafından gaspa uğramıştı.
Önündeki imzalanması gereken dosyalara düşmanmış gibi bakan Ateş sıkıntıyla ensesine ovuştururken odasının kapısı açıldı. Gözlerini masasının üzerinde üst üste yığılan mavi dosyalardan çeken Ateş karşısında arkadaşını görünce kaşlarını kaldırdı.
''Oo Aykut Bey inan gözlerimde sizi arıyordu. Hani gelse de tüm hıncımı ondan çıkarsam diyordum!''
Aykut, kendisine sinirle bakan gözlere gülerek arkadaşının karşısındaki koltuğa otururken ''Zaten sen bensiz yapamazsın, çocukken de böyleydin...'' dedi.
''Gevrek gevrek gülme! Senin yüzünden bir haftadır kafam allak bullak oldu. Madem gitmeyeceksin niye bütün işi benim başıma yığıp kaçtın! Bunun hesabını sonradan alacağım.''
Dostunun sinirinin kolay kolay geçmeyeceğini anlayan Aykut gülümsemesini başka bir yöne çekerek, ''Ama benim karım hamile. Onu bu tehlikeli döneminde nasıl tek bırakayım? Hem de Cansu varken?'' dedi. Öne sürdüğü bahanede her ne kadar gerçeklik payı olsa da ailesindeki iki güzel varken yurt dışına çıkıp da yabancı adamlarla ilgilenmek hiç de işine gelmemişti. Hem bu sayede haftalardır düşünceli olan arkadaşı da kafasını dağıtmış olur, diye düşünmüştü. Oysa karşısında ona öfkeyle bakan kahve gözler hiç de kafasını dağıtmış gibi durmuyordu.
''Bana aileni bahane olarak öne sürme! Sanki ben hiç Cansel ile görüşmüyorum. Kadını daha ilk günlerden bezdirmişsin. Karın seni bana şikâyet ediyor sen hala bahane sun bana.''
Sert bir şekilde söylediği sözleri gülümsemesi ile etkisini yitirirken Aykut bu duruma oldukça bozuldu. Ateş arkadaşının bozulan ifadesi ile gülerken onun üzerine biraz daha gitmeye karar verdi. Ne de olsa bir haftanın yorgunluğunu onun yüzündendi.
''Hem sen Cansu'yu hiç dert etme. Biliyorsun ki kızın bana oldukça düşkün. E bende ona düşkünüm. Yani onunla sen yokken seve seve ilgilenirim.'' Gülümsemesi genişleyen arkadaşına sinirle bakan Aykut ise ne diyeceğini bilememişti. Elindeki tüm kozu kullanan Ateş genç adama konuşma payı hiç bırakmamıştı.
''Hem bir daha ilgilendiğin işleri bana devirmeye kalkma! Senin yüzünden o adamlarla ben ilgilenmek zorunda kaldım. Zaten işe uzağım bir de dengesiz adamlarla uğraştım.''
''Neden sana bu işi devrettim sanıyorsun?'' diyerek göz kırpan Aykut muzipçe sırıtırken konuşmasına devam etti. ''Baktım sende son günlerde dengesizleşmeye başladın, bende onlarla takılırsan belki dengeni bulursun diye düşündüm.''
Ateş duydukları ile sinirlenirken önündeki dosyalardan birini Aykut'a fırlattı. Genç adam beklediği atağı gülerek karşılarken ''Paslanmış be dostum,'' diyerek arkadaşına takıldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Fiction généraleMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
