Gece uykumun bölünmesiyle gözlerimi açtım.
Üstümden attığım yorgan tekrar üzerimdeydi.
Yorganı tekrar kenara iteledikten sonra yataktan kalktım ve çıplak ayaklarımın tahta parkeye değmesiyle zeminden çıkan ses beni kendime getirdi.
Odamın kapısını araladıktan sonra su içmek için aşağı, mutfağa indim.
Mutfak dolabından çıkardığım büyükçe bir cam bardağa içi su dolu sürahiden yarısına kadar su doldurdum.
Suyu içtikten sonra bardağı tekrar doldurdum ve tekrar susarım diye baş ucuma koymaya karar verdim.
Bardağı almış yukarı merdivenlerden çıkarken o odanın kapısının açık kaldığını gördüm.
Kuralsız'ın kaldığı odanın...
Açık kapıya doğru ilerledim ve aralıktan ona baktım.
Kanepede öylece heykel gibi uzanmış olan ona...
Üstünde yorgan falan yoktu ve giydiği ince kazağın onu çok da sıcak tuttuğunu düşünmüyordum.
Odanın içindeki şömineye baktım, sönmüştü.
Artık ateş yanmıyordu ve ondan geriye sadece külleri kalmıştı.
Elimde bardakla odadan çıktım ve kendi odama gittim.
Bardağımı baş ucumdaki komodinin üstüne bıraktım.
Yatağımın üstündeki yorganı aldım ve Mert'in odasına doğru ilerledim.
Kapalı göz kapaklarının titrediğini görebiliyordum.
Dudakları hafif aralık, tek kolunu yastık niyetine kullanmış yatıyordu.
Elimdeki kalın yorganı üstüne serdim ve alnına küçük bir öpücük kondurdum.
Elimi dağılmış saçlarında gezdirdim ve kendimi dövmelerinden alıkoyamadım.
Parmaklarım kolundaki az belirgin bir dövmeye kaydı.
Bir yazı...
Neydi bu? Birinin ismi falan mı!
Aşağısındaki resim, bir kız figürü gibiydi.
Kimdi bu?
Parmaklarımı teninde gezdirmeye devam ederken uykunun etkisiyle sayıklamaya başladı.
"Gitme, a..anne se...seni be... benden alacaklar!"
Ertesi sabah uyandım ve duş almak için banyoya gittim.
Banyodan çıktıktan sonra Mert'in bana aldığı elbiseleri giydim ve mutfağa kahvaltı hazırlamak için indim.
Hep o yapıcak değildi ya!
Aşağı indiğimde yemek masasının üstünde sofranın kurulu olduğunu gördüm ama Mert ortalıkta görünmüyordu.
Dışarıdaki kar etkisini azaltmıştı fakat hala her yer bembeyazdı.
Evin giriş kapısını açtım, açtığımda içeriye birkaç kar tanesi düşmüştü.
Bedenimin soğukla birleştiğini hissedince vücudumun titremesine engel olamadım.
Dışarı çıktığımda Mert, karları küreyip yolu açmaya çalışıyordu.
Uzaktan ona seslendim.
"Meeertt,"
Duymadığını anladığımda ikinci kez bağırdım.
"Meeerrtt"
Sesimi işitti ve elinde kürekle birlikte bana doğru döndü ve bağırdı.
"İçeri geç Ada,dışarısı çok soğuk, üşüceksin!!!"
"Tamam, çabuk gel!!!"dedim ve içeri girip kapıyı kapattım.
Aradan on dakika geçti ki içeri girdi.
Çok üşümüş görünüyordu.
Şöminenin başına geçip ısınmaya çalıştı, bana döndü ve
"Senin için kahvaltı hazırladım Ada, çabuk ye...
Sonrada çıkıcaz."dedi.
"Sen yemicek misin?"dedim tek kaşımı kaldırarak.
"Hayır, sabah bi şeyler atıştırmıştım."
Kahvaltımı yaptıktan sonra çıkan bulaşıkları bulaşık makinesine yerleştirirken Mert yanıma yaklaştı ve
"Bırak onları, temizlikçiyi çağırdım.
Biz çıktıktan sonra gelicek."dedi.
"Birkaç parça bi şey zaten, senin için hiç bir şey yapmadım, bari bunu yapıyım."dedim ve işime kaldığım yerden devam ettim.
Sözümün üstüne Mert, ellerini montunun cebine soktu ve
"Peki, çabuk ol o zaman.Seni bekliyorum."
İşimi bitirdikten sonra Mert'in aldığı siyah kalın paltoyu üzerime geçirdim.
Birlikte dışarı çıktık ve arabaya bindik.
Arabadan motor sesi gelince ona seslendim.
"Nereye gidiyoruz Kuralsız?"
"Gidince görürsün küçük kız. Bugün ilk sınavını vericeksin..."
Hiç bir şey söylemedim ve arabayı sürmeye devam etti.
Yoldayken gördüğüm bütün tabelaları, bütün yolları zihnime kazımaya çalıştım.
Bir gün ona ihtiyacım olur diye...
Bir eli direksiyonda bana doğru döndü ve "Korkuyor musun?"dedi.
"Sınavın nasıl bi şey olduğunu bilmiyorum. O yüzden korkmuyorum, sadece merak ediyorum."
"Bak, oraya gittiğimizde seni bekliyor olacaklar. Sakın korktuğunu belli etme!
İyice anladın mı?"
"Pe... peki sınavım ne ile ilgili?"
"Bilmiyorum, görevini onlar seçti"dedi ve ardından ekledi.
"Eğer yapamayacağını düşünüyorsan pes et ve bir daha yapmaya kalkışma!"
"Öyle bi şey olucağını sanmıyorum, ne pahasına olursa olsun, sınavı geçicem."dedim ve önüme döndüm.
Yaklaşık yarım saat sonra araba bir inşaatta durdu.
Bana baktı ve "Geldik!"dedi.
Kuralsız arabadan indikten sonra kapımı açıp aşağı indim.
Bulunduğumuz yer tamamlanmamış ürkütücü görünümlü boş bir inşaattı.
Yağan kar binayı, örtmüş ve onu dahada korkunç hale getirmişti.
Mert ellerini deri ceketinin cebine soktu ve yürümeye başladı.
Arkasından ona yetişmeye çalıştım.
Yetiştiğimde başını bana doğru çevirdi ve "Hazır ol küçük kız, oradalar."dedi.
Kafamı Mert'in parmağıyla işaret ettiği yere doğru çevirdiğimde ise onları gördüm.
KURALSIZLAR'ı...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
Novela JuvenilAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
