48.BÖLÜM:"Bıçak"

62.6K 2.7K 198
                                        

Bebeklerim,
Artık tekrar Ada'ya dönelim diyorum haa.
Ne dersiniz?
😉Başlıyoruz o zamannn.

Ciğerlerim ve boğazım patlıyıncaya kadar, artık gücüm kalmayıncaya kadar bağırdım. Artık öyle çok, öyle çok bağırmıştım ki şimdi nefes almakta zorlanıyordum. Nefes aldıkça, gücüm daha çok bitti, tükendi.
Son gücümle fısıldadım.
"Allah hepinizin belasını versin."

Yanıma doğru yaklaşan ayak sesleri duyuldu. Sadece duyuyorum diyorum çünkü gözlerimi bağlamışlardı.
Biraz sonra gözlerimdeki bağı açmaya çalışan bir el hissettim.
Bütün çabalarım sonucunda bana söylenen tek bir söz, tek bir açıklama bile yoktu. Hiç bir şey yoktu. Hissettiğim tek şey bileğimi neredeyse kesen halatlardı.
Şimdi gözlerimdeki bağı açmaya çalışan her kimse beni kurtarmış olmalıydı. Evet... kesinlikle. Şimdi gözlerimi açıcak, ardından ellerimi ve ayaklarımı. Sonra da buradan kurtulucaktım.
Aklımdan geçen düşünceler bunlardı fakat bütün umutlarım gözlerim tamamen açılınca mahvoldu. Karşımda duran kişi İsimsizdi. O bok herif. Hayvani gözlerini üzerime dikmiş, bana bakıyordu.
Gülümsedi. Çirkin dişleri yanık teniyle birlikte midemi bulandırıyordu.

Saatini çıkardı ve yanındaki koca adama verdi. Ardından kol düğmelerini açıp kollarını sıyırdı.

"Biraz oynamaya ne dersiniz çocuklar!"dedi ve üstüme yürümeye başladı.

"Sen... sen iğrenç bi insansın."diye fısıldadım, artık bağıramıyordum.

Hayatımda gördüğüm en iğrenç gülümsemeyi yüzüne takındı ve sırıttı. "Biliyorum."

Şimdi tam önümde duruyordu. Çenemi tuttu ve boynumu ortaya çıkarıcak şekilde kaldırdı. Ardından elinde tuttuğu şeyi ortaya çıkardı. Bu bir bıçaktı.
Sıkıca tuttuğu bıçak şimdi boynuma dayanmıştı.

"O güzel teninin üstünden yavaşça süzülecek olan o kırmızı sıvı... onu görmek istiyorum."dedi ve iğrenç suratını bana yaklaştırıp ekledi. "Bu konuda bana yardımcı olursun, öyle değil mi hayatım."

Şimdi yüzüne tiksintiyle bakıyordum. O hayatımda gördüğüm en boktan insandı.

"Ne o küçük kız, ne san..."

Yüzüne tükürmüştüm, yüzüne tükürmem sesinin kesilmesini sağlamıştı.
İçimden böyle bir şeyin nasıl çıkabildiğine hayret ederken, lanet olası çenesini kapatmasına sevinmiştim.
Önce elini yüzüne doğru götürdü, sonra elinin tersiyle yüzünü sildi. Ardından onun o öfkeli gözlerini gördüm. İçinde ateşler yanan gözlerini.

Bana doğru yaklaştı iğrenç nefesini suratımda hissettim.
"Açın şunun ellerini, birazcık oynayalım bakalım."dedi ve ekledi. "Kurtarıcına yerimizi bildirdik, birazdan gelicek. O zamana kadar, biraz oyun oynayalım ha!!!"

"Senden iğreniyorum, midemi bulandırıyosun!!!"

"Hahah, inan bana. Umrumda değil. Sen dua et, sevgilin yalnız gelsin. Ve dua et ki yanında USB'yi getirsin."

"Öyle mi, o zaman şunu söylemem gerekir ki yanlış atı oynadınız. Onu benden nefret ettirdikten sonra beni kurtarmasını beklemek büyük aptallık!!!"

Parmağını kaldırdı ve hiddetli bir şekilde bana doğru salladı.
"Asıl sen... sen büyük bir aptalsın, sadece aptal değil safsın da. Neden mi? Çünkü onun senin için neler yapabiliceğini bilmiyosun. O... o çocuk senin için her şeyi verir. Her şeyi... ve şimdi. Şimdi bana vericek. Her şeyi, senin için."

"Allah belanı versin. Seninde, adamlarınında. Bu b*k çukurunda geberirsiniz inşallah."

Elini kaldırışı, gözlerime bakışı ve yüzüme sert bi tokat indirişi... Hepsi o kadar hızlı olmuştu ki, neler olduğuna anlam vermekte zorlanmıştım.
Şimdi kanım yanaklarıma doğru toplanmıştı. Sızlayan yanaklarıma rağmen yüzümü ona çevirdim ve gözlerindeki o iğrenç ateşi gördüm. Bu adam kendi iğrenç ideolojisi uğruna her şeyi yapabilirdi. Beni öldürebilirdi.

KURALSIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin