Arkamızı döndüğümüzde karşımızda duran kişi Mert'ti.
Ondan korkmuştum. Ondan ilk defa korkmuştum. Yüzü öfkeden adeta kıpkırmızı kesilmişti. Nefes alış verişleri ve göğsünün kalkıp inişleri aramızdaki mesafeye rağmen beni uyarmaya yetmişti.
"Senin onun yanında ne işin var!!!"dedi ve büyük adımlarla yanıma yaklaştı. Bileklerimi sertçe kavradı ve oturdum yerden kaldırıp beni sertçe kendine çekti.
Öfkeden deliye dönmüştü. Elleri başımı kavradı ve beni sarstı.
"Sana bu adamın yanında ne halt ettiğini soruyorum Ada!!!"
Sorusuna karşılık verememiştim. Verememiştim çünkü sözcükler boğazımın tıkanmasına neden olmuştu. Zihnim karmaşıktı ve acı çekiyordum. Ona cevap vermeye yetecek gücü kendimde bulamıyordum.
"Bana cevap verrr!!!"
Hayır hayır hayır... Neden hala susuyordum. Neden konuşmaktan bu kadar acizdim ki. Onun için, sadece onu bilmek istediğim için burada olduğumu neden ona açıklayamıyordum ki.
Tanrım,Ne kadar da aptalım...
Cevap vermek yerine şimdide durmuş öylece ağlıyordum. Gözlerimden süzülen yaşları hissettiğimde boğazımdan çıkan o hıçkırığın sesiyle olduğum yerde irkildim. Vücudum baştan aşağı kaskatı kesilmişti ve gözyaşlarımın etkisiyle sarsılmaya devam ediyordum.
"Sana söylememiş miydim, sen ağlayamazsın. Çünkü sen benim kızımsın."
Sözleri beni dinginleştirmemişti. Aksine içinde bulunduğum durumun artmasına neden olmuştu.
"Ona zarar veriyosun, bırak onu."
Hıçkırışlarımın bölünmesine sebep olan şey Enes'in katı sesiydi.
Sözleri Mert'in öfkesinin artmasına neden olmuştu fakat amacına ulaşmıştı. Mert sıkıca kavradığı kollarımı bıraktı ve Enes'e doğru yürüdü ve ben ne olduğunu anlayamadan çocuğun yüzüne sert bir yumruk indirdi. Yumruğun etkisiyle yere kapaklandıktan sonra başını kaldırdığında yüzünü gördüm. Enes'in kanayan yüzünü.
Mert çılgınca deliye dönmüştü. Yumruğunu tekrar havaya kaldırdı ve tam Enes'in yüzüne indiricekken ona bağırdım.
"Mert dur, dur yoksa bi daha yemin ederimki yüzümü göremezsin. Sana söz veriyorum sevgilim, bir daha yüzümü göremezsin."
Mert başını benim olduğum tarafa doğru çevirdi ve şaşkınlığını yüzünün her zerresinden okumak mümkündü. Konuşmak için ağzını açtı ve şaşkınca "Sen... sen ciddi değilsin Ada."
"Hayır ciddiyim, hem de hiç olmadığım kadar."
Sinirin ve şaşkınlığın etkisinde başını öne doğru eğdi ve "Tamam, duruyorum. İstediğin gibi olsun küçük kız."dedi.
Ardından iki elini teslim olmuş gibi havaya kaldırdı ve bana yaklaşıp kolumu sıkıca kavradı.
"Benimle geliyosun küçük kız!"
"Ne?"
"Dediğim gibi benimle geliyosun."
"Hayır Mert, seninle falan gelmiyorum."
"Gelmezsen eğer küçük kız, sonuçlarına katlanırsın."dedi ve işaret parmağıyla bizi dinleyen Enes'i gösterdi.
Başımı öne doğru eğdim ve Mert'in beni peşinden sürüklemesine izin verdim.
Arabanın yanına geldiğimizde Mert kapıyı açtı ve gözleriyle binmem için işaret etti. Arabaya bindiğimde kapıyı kapattı ve sürücü koltuğuna geçti.
"Lütfen bana buraya onun motoruyla geldiğinizi söyleme. " dedi bahçe kapısının önünde duran motora bakarak.
"..."
"Sana benden başkası dokunamaz demiştim. Peki ya sen, sen..."
"..."
"Bu bir emirdi Ada, sen benim kızımsın. Sana sadece ben dokunabilirim. İyice anladın mı?"
"..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
Fiksi RemajaAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
