O akşam amcamla konuşmuştum ve ondan o gece Eylül'de kalmak için izin istemiştim. Beni reddetmemişti ve bunun için ona minnettardım. Eylül'le dertleşmeye, ona içimi dökmeye gerçekten çok ihtiyacım vardı. Kafamda biriken sorular, çözmem gereken problemler ve beni yiyip bitiren bilinmezlikler... Hepsi sanki çözülmek için beni bekleyen birer bulmacaydı. Herşey benim de bir parçası olduğum büyük bir bulmacaydı ve onu çözmem gerektiğinin farkındaydım. Herşeyin farkına varmalı ve adımlarımı ona göre atmalıydım.
Öncelikle aslında onun kim olduğunu bulmalıydım.
Hangi kız sevgilisi hakkında hiç bir şey bilmez?
Söylüyorum. Tabiiki benim gibi aptal küçük bir kız. Tabiiki benim gibi bir kız...
Eylül'ün evinin kapısına vardığımda karşımda yükselen devasa boyutlarda ve uzun göktelene baktım. Göktelenin uzunluğu ve sonsuzluğu tüylerimin ürpermesine sebep olmuştu. Gecenin karanlığı ve karşımda duran bu devasa yapı...
Bu oldukça lüks ve ihtişamlı binanın kapısından içeri girmemle birlikte karşıma çıkan asansöre bindim ve yirminci kat için düğmeye bastım.
Dairenin kapısına ulaştığımda zile bastım ve yaklaşık yarım dakika sonra kapı açıldı. Karşıma çıkan kişi Eylül'dü ve beni görür görmez üstüme atladı.
Kollarından ayrılmama izin verdikten sonra bana baktı ve "Ada, nasılsın? Seni çok merak ediyorum. Bana her şeyi anlatmalısın!"dedi.
Ona hafifçe gülümsedim ve "Kafam son zamanlarda çok karışık, buna gerçekten ihtiyacım var Eylül."dedim.
İçeri geçtikten sonra Eylül ikimizede birer kahve yaptı ve "L" şeklindeki bir koltuğa oturduktan sonra konuşmaya başladık.
Ona Mert'i bildiğim bütün ayrıntılarıyla, onunla yaşadıklarımızı en ince detayına kadar, Enes Kaya'yı, Pelin Soylu'yu, bugün bana yaptıklarını, Melis'i, Bora'yı ve diğer Kuralsızlar'ı anlattım.
Herşeyi ama herşeyi...
Anlattıklarımdan sonra ya idrak edemedi ya da şaşırdı bilmiyorum birkaç dakika boyunca hiç bir şey söylemeden tırnaklarını kemirerek öylece oturdu.
Sonunda bana döndü ve "Herşey sarpasalmış Ada, senin biran önce olayları çözmen gerek canım!"dedi.
"Biliyorum! Biliyorum Eylül. Sanki etrafımda büyük bir çember var ve ben o çemberin tam ortasındayım. Fakat çember dönüyor ve sürekli yeri değişiyor. Ben de onunla beraber sürükleniyorum, nereye gittiğimi bilmeden, çemberin neresinde olduğumu kestiremeden. Sadece sürükleniyorum!!!"
Eylül elini çenesine koydu ve düşünmeye başladı. Az sonra işaret parmağıyla yukarıyı gösterdi ve "Buldum!!!"dedi.
Ona baktım ve hayretle "Neyi?"diye sordum.
"Şimdi senin anlattıklarına göre Enes ve Mert'in arasında geçmişten gelen bi husumet falan var ve bunun sebebini bilmiyoruz. Öyle değil mi?"
Başımı onaylarcasına salladım ve hafifçe başını eğerek konuşmaya devam etti.
"Bence ne olup bittiğini Enes'ten öğrenmelisin. Mert hakkında bildiği şeyleri sana anlatıcak tek kişi Enes!"
"İyi ama neden? Diğerleri anlatmazken o neden bana anlatsın ki?"
"Çünkü Kuralsızlar'ın içinde Mert'e yakın, ama bir o kadarda uzak olan tek kişi Enes, anlatsa anlatsa o anlatır."
"Bilmiyorum Eylül, gerçekten bilmiyorum. Gün geçtikçe içinde bulunduğum çember genişliyo ve çember genişledikçe içinde kayboluyorum, bir yerlerde sıkışıp kalıyorum."
"Seni anlıyorum tatlım, seni gerçekten çok iyi anlıyorum ve sana yardım etmek istiyorum. Nerede olduğunu görebilmen için..."
"Enes'le mi konuşmalıyım yani?"
Elini iki yana doğru açtı ve kaşlarını yukarı doğru kaldırdı.
"Üzgünüm ama başka çaren yok gibi görünüyor tatlım."
Gözlerimi hafifçe kıstım ve alt dudağımı ısırdım.
"Sanırım yarın onunla konuşucam Eylül. Okulda..."
Hafifçe güldü ve "Dikkat et, Mert görmesin sonra."dedi.
"Haklısın, eğer görürse ne yapıcağını tam kestiremiyorum. Sert tepki verebilir."dedim ve kahvemden bir yudum aldım. Sıcak ve köpüklüydü. İçimin ısınmasını sağlamış, karnımdaki o anlamsız ağrının biraz olsun dinmesini sağlamıştı.
Gece Eylül'ün odasında kaldık. Yatağı çift kişilikti ve içine ikimizde rahatça sığabiliyorduk.
O gece iyi uyuduğumu pek söyleyemem çünkü göz kapaklarım neredeyse hiç kapanmamıştı. Bütün gece çemberi düşündüm. Mert'i ve bana yaşattıklarını...
Çemberin içinde kaybolmuştum ve nerede olduğumu bir an önce öğrenmezsem başıma geleceklerden korkuyordum.
Aslına bakarsanız bir şeyden de en az onun kadar korkuyordum.
Çemberin parçalarını öğrenmekten...
Mert'in gerçeklerini öğrendiğimde belkide hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı ve eskiye dönmek de mümkün olmayacaktı.
Ama ne varki içinde bulunduğum bilinmezlik beni gittikçe sürüklüyordu ve kaybolmamak, yenik düşmemek için çabalamalıydım.
Okuduğunuz için teşekkür ederim :)
Yorumlarınızı bekliyorum 👇
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
Teen FictionAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
