"Hala benimsin küçük kız. Sen... hala benimsin."
Kulaklarımda yankılanan nüfus bulmuş ikinci ses...
Ben hala onundum demek!!! Gözlerinin içine korkusuzca baktım ve ona "Üzgünüm ama ben sana ait değilim. Sen beni çoktan kaybettin."dedim.
Bana doğru yaklaştı ve aramızdaki mesafeyi kalp atışlarımı duymasına imkan sağlayacak kadar aza indirgedi. Elini yavaşça yukarı kaldırdı ve parmak uçları dudaklarımı bulduğunda "Hala benim olduğunu biliyorum sevgilim, kendini bunun için yormana gerek yok."dedi.
Alt dudağını ısırdı ve parmaklarını dudaklarıma bastırdı.
"Tanrım... Çok güzelsin."
Dudaklarını dudaklarıma doğru yaklaştırdı ve benimkilerle birleşecekken onu göğsünden tutup ittim. İtebildiğim kadar uzağa itmiştim.
"Sen... sen... sen adi bir pisliksin. Beni öpme cesaretini kendinde nasıl buluyorsun."
"Yapma Ada, beni sevdiğini biliyorum. Biliyorum ve sonsuza dek beni sevmeye devam edeceksin."
Kollarını iki yana açmıştı ve o haliyle kendinden emin görünüyordu. Benim ona aşık olduğumdan o kadar emindiki benim onun hakkında ne düşündüğümü bile umursamıyordu.
"Ben... be... ben"
"Evet Ada, sen beni seviyosun."
"Ben..."
"..."
"Ben artık başkasını seviyorum."
Birdenbire yüzünde şaşkınlığın büyük bir parçası belirdi. Gözlerini kocaman açmıştı ve yüzü bembeyaz kesilmişti.
"Hayır, hayır yalan söylüyosun."
"İşte... işte bu gerçek Kuralsız!!!"
Afallamış gözüküyordu. Gözleri kızarmış bir halde bana bakıyordu.
"Ki... ki... kim?"
"Bu seni ilgilendirmez."
"Sana kim dedim!!!"diye bağırdı. Sesi beni ürkütmüştü.
"Bu... bu... seni"
"Kim?" (Bu sefer eskisinden çok daha güçlü bağırmıştı.)
"Enes!!!"
Gözleri iri iri açılmıştı ve sinirden damarları belirginleşmişti. Nefes alış verişleri, göğsünün yukarı aşağı inişleri... ona yabani bir görünüm veriyordu. Ellerini saçlarına götürdü ve onları iki eliyle birden arkaya itti. Koşar adımlarla bana doğru yaklaştı.
"O... o sana dokunmadı. Lütfen bana dokunmadığını söyle!!!"diye bağırdı.
"Ben... ben onun oldum."
"Hayır, hayır bana yalan söylüyosun. Sen... sen onunla yatmış olamazsın!!!"
"..."
"Bana doğruyu söyle!!!"
Ağlıyordum. Gözlerimden yanaklarıma süzülen yaşlara engel olamıyordum.
"Bu... bu doğru."
Öyle bi bağırdı ki ayaklarımın bastığı zeminin titrediğini hissettim. Ardından yanında duran kalın beton kolona doğru döndü ve onu yumruklamaya başladı. Asla durmuyordu ve sayısız yumruk sayısız kere betona çarptı. Ona durması için bağırıyordum. Bağırıyordum fakat o beni dinlemiyordu.
Önce betonun üstündeki kanı farkettim. Sonraysa kanayan elini. Ona doğru koştum ve elini tutmaya çalıştım.
"Mert, durdur artık şunu."
"Bana sakın dokunma!!!"diye bağırdı ve elini ellerimden çekti. Yumrukladığı beton içeriye göçmüştü ve onun kanıyla ıslanmıştı.
"Mert!!!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
JugendliteraturAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
