25.BÖLÜM:"Tutsak"

105K 4.7K 228
                                        



Araba amcamın evinin önünde durduğunda arka koltuğa uzanıp çantamı kaptım ve dışarı çıkmak için kapıyı açtım.
Arabadan indikten sonra kapıyı sertçe kapattım ve arkama bile bakmadan eve doğru koşmaya başladım.

Kapının önüne geldiğimde anahtarımı almak için çantama uzandım.
Anahtarı bulmak için elimi çantamın içinde gezdirdiğimde elime bir kağıt takıldı.
Kağıdı tutup çıkardıktan sonra onun küçük bir not olduğunu anladım.
İkiye katlanmış, çok küçük sarı renkli bir kağıt parçasıydı.
İçini açtığımda o iki cümleyi gördüm.
Sen benimsin küçük kız. Seni bırakmaya hiç niyetim yok.

Anlamsızca sırıttım.
Neydik biz?
Sevgili mi yoksa arkadaş mı? Yoksa ben onun küçük kızımıydım.'Biz neydik'
Bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyordum.
İstediği her kızı elde edebilecek bir erkek, beni elde etmek için en ufak bi çaba göstermemişti.
Şimdide benim onun olduğumu söylüyor.
Neyim ben, onun oyuncağı falan mı?



Eylül amcamı ikna etmiş olacakki amcam gayet rahat gözüküyordu.
Neredeyse hiçbir şey sormamıştı.
Amcamı atlatmamın verdiği iç rahatlamasıyla odama çıktım. Telefonumu şarja taktım ve dolmasını bekledim.
Şarjı dolduktan sonra açma tuşuna bastım ve rehbere girdim.
Eylül'ü buldum ve arama simgesine tıkladım.

Eylül telefonu açtığında sesinden heyecanlı olduğu anlaşılıyordu.

"Ne yaptınız kızım? Çabuk anlat!"

"Eylül sen amcamı nasıl o kadar kolay ikna ettin?"

"Yaaa boşver sen onu yaptım işte bi şekilde.
Çabuk neler olduğunu anlat!!!"

"Anlatılacak bir şey olmadı Eylül."

"Saçmalama Ada, tabiki de oldu. İki gündür aynı evde kaldınız. Benden çekinme, herşeyi anlatabilirsin."

"Ben... şey..."

"Ne oldu yoksa öpüştünüz mü?"

"Aaaa şey aslında"

"Ay seni öptü... Anlatsana nasıldı?"

"Eylül, ben şu an çok yorgunum da yarın konuşsak olur mu canım."

"Tamam tatlım yarın görüşürüz o zaman."

"Görüşürüüüüz."dedikten sonra telefonu kapattım ve kendimi yatağıma attım.
Çok yorulmuştum ve uykuya teslimiyetim çok da uzun sürmedi.



Telefonumun iğrenç sesli alarmı çaldı ve isteksizce gözlerimi araladım.
Sabah olmuştu ve okula gitmem gerekiyordu.

Mert bütün düzenimi altüst etmişti. Onun yüzünden okula gidememiştim ve eğer bir gün daha dersleri kaçırsaydım toparlamam daha da zorlaşırdı.

Yataktan kalktım ve yüzümü yıkadıktan sonra üstüme okul kıyafetlerini geçirdim.
Yine o aptal eteği giymeliydim.
Hangi okulun formasında pantolon olmaz ki?

Üstümü değiştirdikten sonra düz ve uzun saçlarımı taradım.
Çok hafif göz kalemi sürdükten sonra kahvaltımı yapmak için aşağı indim.

Aşağıya indiğimde beni Nermin teyze karşılamıştı.
"Günaydın kuzum, iyi uyudun mu bakalım."

"Günaydın, pek sayılmaz."

"Aa neden?"

"Bilmem işte uyku tutmadı."dedim göz kapaklarımın aşağıya düşmemesi için çabalarken.

"Peki kuzum, sana omlet yaptım. Ye hadi!"

Canım hiçbir şey yemek istemiyordu fakat yemeye çalıştım.
Nermin teyze kahvaltımı yemediğimi görseydi benim için endişelenirdi.

Kahvaltımı yaptıktan sonra şişme montumu giydim ve okul çantamı tek omzuma taktım.

Evden çıktım ve otobüs durağına yürümeye başladım.
Yollar kaygan, yerler ıslaktı ve üşüyordum.

Arkamdan gelen korna sesi beni aniden kendime getirdi ve olduğum yerede irkildim.

Arkamı döndüğümde ise beni Mert'in buz mavisi gözleri karşılamıştı.
Gözlerini kısmış ve dudaklarını dişlerinin arasına almış bana öylece bakıyordu.
Ağzım açık ona bakarken ikinci korna sesi uyanmamı sağladı.

Sanırım arabaya doğru ilerlememi istiyordu fakat ona istediğini vermeye hiç niyetim yoktu.
Kafamı çevirdim ve yürümeye devam ettim.
Yanına yaklaşmadığımı görünce ardı ardına kornaya bastı.

Bütün çabalarına rağmen dönüp ona bakmadan yürümeye devam ediyordum.
Öfkeden deliye dönmüş gibi kornaya birkaç kere daha bastıktan sonra arabayı yanıma sürdü ve ben yürürken benimle beraber ilerletti.
Ona gözdağı vermek istermişçesine "Bana bak, peşimi bırakmazsan seni polise şikayet ederim."dedim.

Dudakları hafifçe kıvrıldı ve "Öyle mi küçük kız, peki onlara ne diyeceksin?"

"Be...ben... Tacizcisin dicem. Hoşuna gider mi?"dedim tek kaşımı kaldırarak.

"Yaaa, beni kendinle karıştırma derim."

"Ne! Ben seni neden taciz ediyim ki?"

"İki gün önce dudaklarıma yapışırken öyle değildi ama!!!"dedi ve dudakları kendinden emin, yukarı kıvrıldı.

Yüzümün kızarmasına engel olamamıştım.
Utanmıştım ve gözlerimi gözlerinden kaçırmaya çalıştım.
Çünkü eğer o buz mavisi varlığa baksaydım beni kendine hapsederdi ve ordan kurtuluşumun kolay olmayacağının farkındaydım.

KURALSIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin