Mert kapıya doğru yöneldi ve onu açmaya çalıştığında ise kapının kilitli olduğunu farketti. Kaşlarını çatarak bana baktı ve
"Heyyy sevgilim! Benimle başbaşa kalabilmek için kapıları mı kilitliyosun yoksa?"dedi
Onun bakışlarına karşılık vererek ben de kaşlarımı çattım.
"Hayır Mert!!! Melis ve Bora benim arkamdan kapıyı kilitlediler."
"Nasıl yani?"
"Basbayağı işte, ben kapıdan içeri girdikten sonra kapıyı arkamdan kilitlediler."
"Niyetleri şimdi belli oldu işte!!!"
"Sanırım!!!"
Ellerini saçlarına doğru götürdü ve onları sertçe kaşıdı. Ardından şöminenin önündeki koltuğa doğru yürüdü ve kendini koltuğun üstüne attı.
"O zaman yapcak bi şey yok küçük kız, burdayız!!!"dedi ve büyük bir kahkaha attı.
Dudaklarımı büzdüm ve "Yaaa Mert saçmalamasana."dedim.
"Yooo ben gayet ciddiyim sevgilim!"
"Mert, o kasları sen boşuna mı yaptın o zaman!
Onlar adam dövmekten başka işe yaramıyolar mı yani?"
Tekrar büyük bir kahkaha attı ve bu seferki bir öncekinden çok daha büyüktü.
"Ne yani benimle burda kalma fikri hoşuna gitmedi mi sevgilim?"
"Offff Mert!!! Hadiiii!!!
Biliyorum istesen burdan çıkabiliriz."
"Ama istemiyorum! Bizim çocuklar madem uğraşmış, planlarını hemen bozmak olmaz.
Hadi gel yanıma yat!"dedi tek kaşını kaldırarak.
İki kolumu birbirine bağladım ve ona meydan okurmuşcasına baktım.
"Önce üstünü giy Mert!!!"
Bakışları üzerinde gezindi ve henüz giyinmemiş olduğunu farketti. Üstünde hala bir tek kırmızı havlu vardı.
Ayağa kalktı ve siyah kapaklı bir dolabın yanına gitti. Dolabın yanına vardıktan sonra kapağını açtı.
Askıları karıştırdı ve içinden gri bir tişört aldı. Ardından dolabın altında bulunan çekmecelerden üsttekini açıp karıştırdıktan sonra içinden siyah bir eşofman altı çıkardı.
Kıyafetleri koltuğun üzerine attıktan sonra eli havlusuna doğru uzandı.
Benim onu izlediğimi farkedince bana doğru döndü ve "Beni seyretmeyi çok mu istiyorsun sevgilim? İstersen mısır falan patlatıyım sana."dedi.
Söylediklerini farkedince kendime gelmek için silkelendim ve yanaklarımın kızarmasına engel olamayarak "Pa...pardon! Ben... ben farkında değildim. Ge... gerçekten sadece dalmıştım."dedim.
"Peki, öyle olsun sevgilim!"dedi ve gülümsedi.
Arkamı döndüm ve giyinmesini bekledim. Üstünü giymesi sadece birkaç saniye sürmüştü.
Giyindikten sonra koltuğa doğru yürüdü ve kendini yeniden koltuğa attı.
Ona doğru baktım ve başıyla yanına gelmem için işaret etti.
Emrine uyarak küçük adımlarla yanına yaklaştım ve önünde durdum.
Gözlerini kapatmıştı ve çok güzel bir sanat eseriydi. Asıl heykeli yapılması gereken kişi oydu.
Gözlerim kolundaki dövmeye takıldı. Dağ evinde kaldığımız gece gördüğüm dövmeydi. Elim tekrardan dövmeye uzandı ve parmaklarım üstünde gezindi.
Mert dokunuşumla irkildi ve gözlerini açtı. Ardından gözlerini kırpıştırarak "Hepsini incelemek ister misin?"diye sordu.
Teklifi karşısında afallamıştım ve ağzım bir karış açık bir şekilde ona bakıyordum.
"Aaa...şeyyy, tamam."
Belini hafifçe yukarı kaldırdı ve gri tişörtünü ucundan çekerek kaslı karnını ortaya çıkardı.
Karnının üstündeki dövmeler, çok güzellerdi.
Parmaklarımı çekimserce üst vücudundaki dövmelerde gezdirdim. Sanki her birinin çözülmesi gereken gizli anlamları varmış gibiydi ve hiçbiri hiçbirine benzemiyordu.
Parmak uçlarım kasıklarından yaklaşık bir karış yukarıdaydı ve teninin sıcaklığını hissettiğimde o dövmeyi farkettim. Dağ evinde kaldığımız gece gördüğüm kızın figürüydü. Parmaklarımı dövmeye doğru kaydırdım ve yavaşça dokundum.
Dokunur dokunmaz Mert gözlerini açtı, yattığı yerden doğruldu ve tişörtünü aşağıya doğru indirdi.
"Mert!!! O kim?"dedim bana arkasını dönerken.
Yüzünü tekrar bana doğru döndü ve "Şu an için bunu sana söyleyemem Ada, beni anlıyor musun?"dedi.
Başımı önüme düşürdüm ve "Eski sevgilin mi?"diye sordum.
Gözleriyle beni süzdükten sonra dudaklarını ufak bir gülümseme kapladı ve "Hayır, diğil küçük kız!!!"dedi ve ardından ekledi.
"Benim ilk sevgilim sensin Ada!!!"
Cümlesi karnımda küçük sancıların oluşmasını sağlamıştı. Kalbimin atış seslerini acaba o da duyabiliyor muydu?
Ben onun ilkiydim ve o da benim ilkimdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
Fiksi RemajaAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
