57.BÖLÜM: "Halisünasyon"

58.6K 2.7K 145
                                        



Çantamı kaptım ve kahvaltı etmek için hızlıca merdivenlerden aşağı doğru koşmaya başladım. Dün gecenin güzel geçmesi, hala etkisini sürdürüyordu. Bu sabah hiç olmadığı kadar mutluydum ve artık... artık Mert'i saklamak zorunda değildim. Artık Eylül'e gidiceğimi söyleyip Mert'e gitmicektim. Artık ikimizinde daha özgür olduğunu biliyordum.

Aşağı indim ve mutfağa, o güzel konunun geldiği yöne doğru ilerledim. Gün şimdiden çok iyi başlamıştı. Nermin teyze ocağın başında menemen pişiriyordu ve bu güzel koku bütün mutfağa yayılmıştı.

Nermin teyzenin yanına gittim ve yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Geldiğimi anlamamış olsa gerek ürktü ve olduğu yerde sıçradı.
"Ayyy kız, napıyosun, korkuttun beni!!!"

"Ne yapıyım, kendimi tutamadım işte. Çok şeker görünüyordun."dedim omzumu silkerek.

"Evet evet herkes söyler ne kadar tatlı bir kadın olduğumu."

Espri yapmaya çalıştığını mı yoksa söylediği şeyin gerçek mi olduğunu anlayamamıştım ama bu gülmem için bir engel değildi ve kendimi tutamayarak güldüm.

"Kız ne gülüyosun, valla gerçek."

"Evet evet inandım teyzecim."

"Kız inanmıyosan bizim Şükran'a sor. O diyo sürekli, diyo Nermin, kız sen çok güzel, çok tatlısın diye."dedi ve ekledi. "İşte bide şöyle eli yüzü düzgün zengin bi koca bulaydım. Ahhh ahh değme keyfime. Zamanında gül gibi kızı harcadılar."

"Yaa Nermin teyze neler saçmalıyosun sen öyle. Senin harcandığın falan yok."

"Öyle deme kızım öyle deme. Gül gibi kızdım valla. Senden bile güzeldim. Kader işte evde kaldım."dedi ve domates kestiği bıçağı havaya doğru sallayarak ekledi. "Kızım sen sakın benim gibi olma, ııııı Mert miydi neydi seninkinin adı?"

"Evet teyzecim Mert!!!"

"Ha, işte o Mert'e ne yaptır ettir, yüzüğü parmağına takıverdir kızım. Yoksa iş işten geçer, bak ben sana diyim kaçırma gül gibi çocuğu."

"Yaa, Nermin teyze ben daha on sekiz yaşındayım. Ne evlenmesinden bahsediyosun acaba!!!"

"Olsun kızım, zaman su gibi akıp geçiyo. Kaçırma şu çocuğu. Gerçi... gerçi biraz şey ama neyse..."

"Ne? Ne biraz?"

"Şey işte ya, amaan küpeli dövmeli. Böyle biraz değişik. Amaaaan kızım neydi o kelimenin adı, dilimin ucunda. Hah... demir... demirci!!!"

"Metalci demek istedin herhalde teyze!!!"

"Amaaan bende akıl mı kaldı kızım. Bilmem öyle şeyler. O dediğinden işte. Ama benden izin var, oğlan çok yakışıklı, hem de zengin. Genç olsaydım valla kaptırmazdım sana."

İstemsizce güldüm.
"Neyse teyzecim, kurt gibi açım. Hemen kahvaltımı edicem, sonra da bale dersine gidicem. Zaten birazcık geç kaldım. Hoca çok katı bu konularda, geç kalırsam derse almaz valla!!!"

Nermin teyze menemen tavasını ocaktan çekti ve bir tabak çıkartıp menemenin yarısını tabağa boşalttıktan sonra tabağı bana doğru uzatıp "Tamam kuzum, hadi sen başla yemeğe o zaman. " dedi.

Uzattığı tabağı aldım ve "Sen ve menemenin aşkların en güzeli!!!"diyip Nermin teyzeyi tekrar öptüm.


***

Kahvaltımı etmiştim ve şimdi bale dersimin olduğu binaya gitmek üzere yola çıkmış, durağa doğru yürüyordum. Adımlarım ritmik ve kendinden emindi artık. Eskisi gibi değildiler, artık ne olduğunu bilen ve bir çıkmazın içinde sürüklenmeyen birinin adımlarıydı onlar.

Mert'e aşıktım ve ona bağlanmıştım. Şu an onun için her şeyimi verebilmeye hazırdım. O beni fazlasıyla hak etmişti ve şimdi sıra bendeydi.

Beni kendinde hapsetmişti. Ondan kurtulmayı hiç ama hiç istemiyordum fakat eğer ondan kurtulmam gerektiğinde bunu başaramazdım. Ondan kurtulmayı başaramazdım. Bu benim için imkansızdı. Her an ve her dakika kalbimin onun için attığını hissediyordum. Göğüs kafesimin içindeki o küçük şey onun için atıyordu. Sadece... sadece onun için.

Onu düşündüğüm küçük hayatımın içindeki bütün dakikalardan sadece biriydi bu. Attığım adımlar bu düşüncenin etkisiydi artık. Ona bağlılığımın etkisi...

***

Artık durağı görebiliyordum. Sadece birkaç metre ilerideydi fakat şu anda oraya değil durağın karşısındaki küçük büfeye gitmeliydim. Çünkü otobüs kartımın içinde tek bir kuruş dahi kalmamıştı ve otobüsü kaçırmadan önce onu doldurmalıydım.
Adımlarımı sıklaştırdım ve yolun karşısına geçtim.

Büfenin yanına gitmem sadece birkaç saniyemi almıştı. Sırada bekleyen üç kişi vardı. Zaten benim şansım ne zaman vardı ki? Hayatımda her anlamda şansım ters gidiyordu. Üstümde karma dedikleri şeyden vardı sanırım. Doğduğum andan beri üstümdeydi o illet. Evrenin bana gönderdiği bir çeşit kara buluttu o. Sürekli üzerimdeydi.

Yaklaşık beş dakikadır beklemiştim ve şimdi sırada sadece tek bir kişi kalmıştı. Adam ısrarla işini bir türlü bitirmemekte kararlıydı. Aldığı sakızlar, çikolatalar ve cipsler... bir türlü bitmiyordu. Ha birde playboy dergisi...

İçimden adama küfürler yağdırdığım anda adam parasını ödedi ve işini bitirdi. Onlar paranın üstüyle uğraşırken, ben büfenin sağ tarafındaki boş sokağa odaklanmıştım ve dalmıştım.

Bir an... bir an çok garip bir şey oldu ve Pelin'i gördüm sandım. Yani o... o gördüğüm gerçek miydi? Melis bana Pelin'in New York'a gittiğini söylemişti ve bildiğim kadarıyla hala ordaydı. Ama sokağın başlangıcında bana bakan kadın Pelin'e çok benziyordu ve halüsinasyon olamayacak kadar gerçekti o.

"Abla sen ne yapcaktın?"

Başımı bana seslenen büfeciye doğru çevirdim. Hala gördüklerimi idrak etmekte zorlanıyordum ve dikkatimi ona vermekte zorlandım.

"Ben...ben... dolum yapıcaktım."dedim ve elimde tuttuğum kartı büfeciye doğru uzattım. Ardından cüzdanımdan yirmi lira çıkarıp uzattım. Tüm bunları yaparken arada Pelin'in bulunduğu sokağı yokluyordum ve evet, hala oradaydı.

"Buyur abla kartın."
Başımı büfeciye doğru çevirdim ve bana uzattığı kartı alıp cebime attım.
Gözlerimi sokağa doğru çevirdiğimde ve taradığımda ise gitmişti. Artık orada değildi. Sokağın başı tamamen boştu.

Oraya gitmeli miydim yoksa içimde harlanan merakı yok sayıp üstüne su mu dökmeliydim?

Adımlarımı sokağa doğru yönlendirdim ve Pelin'i gördüğüm yere doğru gitmek için adımlarımı sıklaştırdım. Sokağın başına geldiğimde ise başımı sokağın ilerisine bakmak için uzattım. Orada kimse yoktu. Bu... bu gördüğüm gerçek değildi. Evet gerçek değildi.
Sadece bir halüsinasyondu Ada. Kötü bir hayaldi sadece. Sakin ol... sadece sakin ol...

Omzumda varlığını hissettiğim bir güç beni kendine çekti ve duvara yapıştırdı. Sırtımdaki bütün kemiklerimin ve kafatasının sızısını hissettim ve beni duvara yapıştıran şeye baktım.
Pelin'e...

Sizce neler olacak 😏😎???

Oylayın bebeklerim.
O parmak o yıldıza değecek!!!
Sdfghsdfgh💜🦄

KURALSIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin