77. BÖLÜM: "Baskın"

56K 2K 284
                                        

Bedenimde hissettiğim ağırlık adeta göz kapaklarıma savaş açmıştı. Omzunun ileri geri hareket edişi, bedenimi sarsıyordu.

"Ada... Ada uyan."

Ses kulaklarımda son bulurken bedenim hafifçe hareketlendi. Küçük bir uğultu gibi geliyordu kulağıma, okşuyordu. Ya da vızıltı, kucağına atladığım uykudan beni ayırmaya çalışıyordu.

Daha fazla direnemedim ve göz kapaklarımı yavaşça araladım. Görüntü net değildi artık kulaklarımda hissettiğim tiz ses bir bıçak gibi keskindi.

"Ada, hadi yaa. Uyan hadi ne yapıyorsun sabahtan beri?"

Göz kapaklarımı usulca araladığımda tanıdık bir yüzle karşılaştım. Eylül'dü. Yüzünü yüzüme yaklaştırmış, gözleriyle yüzündeki her bir ayrıntıyı usulca tarıyordu.

Gözlerinin gezintisine bir son verdim ve ellerimi yatağa bastırarak aniden sırtımı dikleştirdim.
"Eylül!" diye homurdandım ellerimin tersiyle göz kapaklarımı ovuştururken. "Ne var?"

Derin bir iç çekti ve ofladı. "Of Ada, yarım saattir uyandırmaya çalışıyorum seni." dedi ve gözlerini devirdi. "Bu kadar uykucu olduğunu bilmiyordum." dediğinde gülümsedim.

"Değilim zaten, bütün gece uyanıktım. Sabaha karşı uyuyabildim ancak ve şimdi çok yorgun hissediyorum." dedim ve dağınık bıraktığım saçlarımı tırnaklarımı geçirerek karıştırdım.

Dudaklarını yaladı ve hafifçe kaşlarını çattı. "Ada ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Yani dün geceyle ilgili, neden buradayım ve buraya nasıl geldim?"

Sırtımı daha da dikleştirdim ve geriye giderek yatak başlığına yaslandım. "Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor musun? Ne içtin sen Eylül?" diye alayla karışık bir şekilde çıkıştığımda omuzlarını silkti.

"En son bara gittiğimi hatırlıyorum, bir bira içmiştim sadece."

Alnım gerginleşti. "Bir bira seni o hale getirmiş olamaz Eylül, ne içtin sen? Doğruyu söyle."

Sesinde hafif bir titreklik oluştu. "Ada yemin ediyorum, sadece bir bira. Başka bir şey içmedim."

Derin bir nefes aldım. Birayla bir saat içinde o hale gelmiş olamazdı. "Peki Utku, ne zaman geldi yanına. Ne işin vardı o çocukla?"dediğimde parmaklarını şakağına götürüp ovuşturarak kendini düşünmeye zorladı.

" Utku... Utku... Ha şu beyaz gömlekli çocuktan mı bahsediyorsun?" dediğinde başımla onayladım.

"Evet."

Saçlarını gösterip "Hani şu sarı saçlı olan." dediğinde başımla onayladım. "Evet."

"Yaa, ben. Çok hatırlamıyorum."

Ona yaklaştım ve ellerini ellerimin arasına alıp sıktım. Hatırlaması lazımdı. Dün orada neler olduğunu öğrenmemiz lazımdı. Utku anlatmayacağına göre hatırlaması gereken kişi Eylül'dü.

"Hadi hayatım, lütfen hatırlamaya çalış biraz." dediğimde kaşlarını çattı ve bakışlarını arkamdaki krem rengi duvarda topladı.

"Hatırlıyorum aslında. Biramı aldıktan sonra masalardan birine oturdum. Sonra... Sonra o geldi."

Başımı aşağı yukarı sallayarak "Utku!" diye alçak sesle bağırdım.

"Adını hatırlamıyorum ama, ama sonra tuvalete gittim. Geri geldiğimde içkinin tadı değişmişti."

Ellerimi birbirine vurdum ve "İşte." diye çıkıştım ona. "Yaa kızım çocuk senin içkine ilaç atmış. Ya sen buna nasıl izin verirsin?"

"Ada nerden bileyim böyle bir şey yapacağını. Hem gayet düzgün birine benziyordu." dediğinde kaşlarımı sertçe çattım.

KURALSIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin