35.BÖLÜM:"Kilit Nokta"

89K 4.1K 546
                                        


Enes motoru ani bir frenle durdurdu, bütün çevikliğiyle motordan atlayıp aşağı indi. Kaskını çıkardı ve bana öylece baktı. Yüz ifadesinden ilk başta ne yapmak istediğini anlayamamış ve şaşırmıştım. Hiç bir şey yapmamama rağmen sanki kendimi kötü bir şey yapmış gibi hissetmiştim.

Kaşlarını hafifçe çattı ve elini bana doğru uzattı.
"Ordan inmeye hiç niyetin yok anlaşılan prenses!"

Tabi ya! Aptal aptal motorun üstünde oturuyordum, kaskım hâla kafamdaydı ve çıkarmak için kılımı kıpırdatmamıştım. Bana doğru eğildi ve yavaşça kaskı kafamdan çıkardı. Ardından sağ elini bana doğru uzattı ve "Hadi bakalım, in artık!"dedi.
Bana uzatmış olduğu eline baktım ve "Gerek yok, ben prenses falan değilim!"dedim.
Cevabımın hemen ardından gücümü bacaklarıma vererek motordan inmeye çalıştım. Fakat bacaklarım o büyük motor için kısa kalmıştı ve çabalarımın boşa gittiğini anladığım an Enes'e baktım ve "Sanırım birazcık yardıma ihtiyacım olabilir kara şövalye."dedim.

Yüzünü birdenbire tatlı bir gülümseme kapladı ve " Emrinizdeyim prenses!"dedi. Hemen ardından dizlerini hafifçe kırarak küçük bir reverans yaptı.Hareketi dudaklarımın hafifçe yukarı doğru kıvrılmasını sağlamıştı.

Bana uzattığı elini tuttum ve beni belimden kavrayarak yavaşça motordan aşağı indirdi. Artık ayaklarım zeminle temas ediyordu.

Etrafıma bakındığımda iki katlı küçük bir villanın önünde olduğumuzu fark ettim. Şirin bir binaya benziyordu. Enes'e döndüm ve "Burası neresi?"diye sordum.
Ellerini ceplerine koydu ve dudakları hafifçe kıvrıldı.
"Benim evim."

"Na...nasıl yani?"

"Merak etme prenses, seni eve atmaya falan çalıştığım yok."

"Şey aslında ben... ben onu söylemek istememiştim."

"Sadece şakalaşıyorum."dedi ve bana göz kırptı. Ardından ekledi.
"Ee hadi girelim artık."

"Peki."dedim ve Enes'i takip etmeye başladım. Kapının önüne vardığımızda elini montunun cebine attı ve bir anahtarlık çıkardı. Anahtarı kapının deliğine soktuktan sonra çevirdi ve açılan kapıyı içeriye doğru itti.
"İşte benim dünyam!"

Kendimi içeriye girmekten alıkoyamamıştım. Evin güzelliği ve bir o kadar ilginçliği beni kendine çekmişti.
İçeri girdiğimde karşıma ilk çıkan şey salon olmuştu.
Ne güzel bir salondu ama...
Geneline beyaz hakimdi fakat oraya buraya serpiştirilen renkli objeler ve neredeyse duvarların hepsini kaplamış olan tablolar...

"İstersen yakından inceleyebilirsin."
Enes arkamdan seslenmişti.

"Evet, çok isterim."dedim ve tablolardan en göz alıcı ve salonun odak noktasının asıldığı yer olmasını sağlayan bir tabloya doğru yöneldim. Yanına yaklaştım ve kurumuş parmaklarımı yavaşça tabloda gezdirdim. Tablo o kadar canlı ve yeni çizilmiş gibi duruyorduki parmaklarımı üzerinde gezdirirken boyanın dağılıcağı hissine kapılmaktan kendimi alıkoyamadım.
Parmaklarım bir an oraya takıldı. Sol alt köşedeki yazıya...
Enes K.

"Bunu sen mi çizdin?"diye sordum Enes'e dönerek.
Bana doğru birkaç adım attım ve yanımda durdu.
"Burada gördüğün her tabloyu ben çizdin."

"İnanmıyorum! Bunlar... bunlar o kadar güzellerki... "

"Öylemi, aslında istersen birini sana verebilirim. Tıpkı senin yaptığın gibi."

"Ama benimki bunların yanında o kadar değersiz kalıyoki..."

"Emin ol, eğer değersiz olsaydı şu an burda asılı durmazdı."dedi ve odanın öteki ucunda asılı duran tabloyu işaret etti.
İşaret ettiği yöne doğru başımı çevirdiğimde .karşılaştığım şey benim tablomdu ve hiç bu kadar güzel durucağını hayal etmezdim.

KURALSIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin