Kapıyı arkamdan çarptıktan sonra hızlıca koştum ve bale salonuna doğru ilerledim. Dans devam ediyordu ve kimsenin dikkatini çekmemiştim. Köşedeki koltuğa doğru koştum ve pointlerimi ayaklarıma geçirdikten sonra iplerini taytımın üstünde dolayıp bağladım. Artık hazırdım. Ayağa kalktım ve Banu hocanın yanına gittim. Beni görmüyordu, dansı yönetmekle meşguldü.
"Hocam!!!"
Banu hoca bakışlarını bana doğru kaydırdıktan sonra dans grubuna dönerek "Siz devam edin!!!"dedi. Ardından bakışlarını bana dikti ve "Evet Ada!!!"dedi.
"Mert... yani soyunma odasında onunla karşılaştım." Bunu söylerken aynı zamanda parmaklarımla oynuyordum.
"Evet biliyorum. Benden küçük bir ricada bulundu, seninle konuşmak istediğini söyledi ve bende soyunma odasında beklemesini söyledim."
"Yaa hocam, siz nasıl böyle bir şey yaparsınız ya? Onu soyunup giyindikten sonra gördüm. Beni izledi ve onun bi sapık olmadığınıda nereden çıkardınız?"
"Ben senin onu görmeyeceğini nereden bilebilirim Ada? Ayrıca hiç de öyle sapık gibi bi tipi yoktu!!!"
"Yaa saçmalamayın lütfen. İnsanların sapık olup olmadığını dış görünüşünden anlayamazsınız."
"Neyse şimdi benimle tartışamazsın!!!"
"Yaa ne demek tartışamazsın!!!"
Çok fazla bağırmıştım. Şimdi salondaki bütün insanlar durmuş bizi dinliyordu ve birkaç saniye sonra müzik kapanmıştı. Evet, evet şimdi salonda çıt çıkmıyordu ve herkes Banu hocanın söyleyeceklerini bekliyordu.
"Bana bağıramazsın. Senin bir zarafet timsali olman gerekirken haline bak. Utanıyorum senden!!!"
"Kesin sesinizi! Asıl ben sizden utanıyorum. O adam... soyunma odasındaki o adam bana tecavüz etseydi ne olurdu ha? O adamı tanımıyorum ve bana hiç hoş şeyler söylemedi. Hepsi sizin yüzünüzden!!!"
Bu olayı kullanıp Banu hocanın üzerine gitmenin tam sırasıydı. Bana bu şekilde saçma sapan davranamazdı. Ona iyi bir ders vermeliydim.
"Ben giyinirken o beni izledi, ses çıkarmadan. Ve eğer elinden kurtulamasaydım başıma geliceklerin vebalini alabilir miydiniz hocam. Ha... alabilir miydiniz?"
Şimdi etrafta konuşmalar başlamıştı. Banu hocaya yönelik eleştiriler.
Hoca dayanamadı ve ağlamaya başladı. Onu bu şekilde görüceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.
"Yaaa tamam, özür dilerim Ada!!! Tamam affet beni!!!"
Bunları hıçkırıklarıyla birlikte söylüyordu.
"Hocam tamam ağlamayın. Gerçekten buna hiç gerek yok."
"Özür dileriiiiim!!!"
Hocanın etrafına birkaç kişinin toplanmasıyla birlikte ben geri çekildim. Hepsi etrafını çevrelemişti ve şimdi oradan tünemenin tam sırasıydı. Geriye doğru adımlar atarak oradan uzaklaşmaya başladım.
Geriye doğru giderken sırtımın sert bir şeye çarpmasıyla inledim.
"Ahhh!!!"
Arkamı döndüğümde karşımda Mert'i gördüm. Öylece dikilmiş bana sırıtıyordu.
"Demek az daha tecavüze uğruyacaktın sevgilim!!!"
"Ya... Mert..."
"Evet, sevgilim. Şimdi ben seni dinliyorum."
"Ya... hayır. Hayır sana hiç bir şey söylemek zorunda değilim Mert. Lütfen beni yalnız bırak!!!"dedim ve salonun çıkışına doğru koşmaya başladım.
Salondan çıktıktan sonra soyunma odasına ilerledim ve üstümü değiştirmeden masada duran çantamı kapıp odadan çıktım. Ardından binayı hızlıca terk etmek için koşar adımlarla merdivenden inmeye başladım.
Giriş katına vardığımda ise çıkışa doğru var gücümle koşuyordum.
Ve sonunda binadan çıktığımda nefes nefese kalmıştım. Durdum ve biraz soluklandım. Fakat soluklanmam uzun sürmemişti. Arkamdan koşarak gelen Mert'in seslerini duydum ve tekrar koşmaya başladım.
"Ada, Ada dur!!!"
Durmadım ve arkama bakmadan koşmaya devam ettim. Ondan bir an önce kurtulmak istiyordum sadece. O an için tek istediğim şey buydu. Adımlarımı hızlandırdım ve büyüttüm.
Öylesine hızlı ve dengesiz koşuyordum ki bileğim burkuldu ve yere düştüm.
"Ahhh!!!"
Mert'e doğru baktım ve o koşmaya devam ediyordu. Koşarak bana gitgide yaklaşıyordu.
"Sana durmanı söylemiştim Ada!!!"
Başımı ona doğru çevirdiğimde sinirlendiğini fark ettim. Neye sinirlenmişti o? Koşup bileğimi burkmama mı yoksa ondan kaçmama mı?
Yanıma geldi ve eğildi. Ayağıma dikkatlice baktı ve bileğimden sıkıca tuttu.
"Ahhh. Bırak, bırak ben hallederim."
Bana sinirli sinirli baktı ve "Ada... saçmalamayı kes!!!"dedi.
Gözlerimi gözlerine diktim.
"Asıl sen saçmalamayı kes. Git ve gerçek kadınına koş. Ben aptal bir kızım zaten, ayağımı burkmam gayet normal. Her zaman yaparım."
"Kes sesini!!! Eğer beni dinleseydin bunların hiçbiri olmazdı!!!"
Bana bağırmıştı ve sırtımda biriken yükler işte şimdi etkisini gösteriyordu. Hıçkırıklara boğuluyordum. Vücudum gözyaşlarım ve hıçkırıklarım içinde titrerken ona baktım. Mert'e...
"Gi...gi...git burdan. Rahat bı...bırak beni."
Mert'e gitmesini söylemiştim fakat o gitmiyordu. Öylece yanımda oturmuş gözlerime bakıyordu. Buz mavisi gözlerindeki o soğukluk içimi titretiyordu.
"Seni istiyorum Ada. Seni istiyorum."
Hiç bir şey söylemedim ve beni beton zeminden kaldırışını izledim. Beni kucağına almıştı ve şimdi yürüyordu. Nereye götürüceği konusunda hiç bir fikrim yoktu. Sadece artık, artık gücümün tükendiğini hissediyordum. Artık direnemezdim. O başarmıştı.
"Beni nereye götürüyosun?"diye ağzımda geveledim. Bunu o kadar kısık sesle söylemiştim ki beni duymasını beklemiyordum.
"Evime!!!"
"Ne! Hayır, hayır beni indir. Gelmek istemiyorum."
"Ben seni değil, sen beni dinliceksin. O yüzden ben ne dersem o."
"Ya Mert indirir misin lütfen?"
Mert beni dinlemiyordu ve yürümeye devam ediyordu. Arabanın yanına vardığımızda arka kapıyı açtı ve beni koltuğa yatırdı.
"Ben bebek falan değilim."
"Hayır öylesin."
Mert kapımı kapattı ve arabanın önünden dolanıp sürücü koltuğuna oturdu. Kapıları kilitledi ve arkaya, bana bakıp göz kırptı.
"Hazır mısın sevgilim?"
Ona baktım ve dil çıkardım.
"Senden nefret ediyorum."
Bana gülümsedi ve önüne döndü. Ardından aynayı yüzümü görebilecek şekilde ayarladı.
"Sana her şeyi anlatıcam sevgilim, her şeyi!!!"
Duyduğum son kelimeler, son fısıltılar bunlardı. Dudaklarından dökülen son sözcükler...
Kendimi üstüme çöken yorgunluğa teslim ettim ve göz kapaklarımın hafifçe kapanışını bekledim.
Ewwet bebeklerim.
Hadi bakalım tahminleri alalım.
Sizce gelecek bölümde neler olacak???
🕷😎🕷
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KURALSIZ
Novela JuvenilAda, 18'ine gireceği gün anne ve babasının ölümüyle sarsılır. Ailesinin ölümü üzerine hayatta kalan tek akrabası olan amcası, onu İstanbul'a götürür. Ada, artık hiç bilmediği yeni bir şehirdedir ve yapayalnızdır. Onu karanlığın pençesinden kurtaran...
