45.BÖLÜM:"Başa Bela"

54.8K 2.5K 144
                                        



"Bak, bak bitti tamam mı! Artık bitti. Beni bir daha arama. O aptal okula gitmek istemiyorum artık."
Ağlamıştım. Sesim açık havada boğuk boğuk yankılanıyordu.

"Ne demek bitti? Bitemez, bunu biliyosun ortak!!!"

"Bana şu lanet isimle seslenmeyi kes!!!"
Bağırmıştım, şimdi etrafımdaki insanlar bana bakıyordu. Sesimi biraz daha alçalttım.
"Bitti, Mert beni gördü. Artık ne halt ettiğimi biliyo!!! Ben... ben ona ihanet ettim. Üstelik onun bana olan zaafını kullanarak. "

"Heyy, ne demek seni gördü?"

"Gördü işte, odasının her yerinde kameralar varmış."

"Sen...sen aptal olmalısın."

"Sus lütfen...sus!!! Kendimden iğreniyorum."

"Bak, bitmedi anladın mı? Bitemez."

"Ya saçmalama beni gördü. Bir daha yüzüme bile bakmaz. Senin yüzünden, hepsi senin yüzünden pislik herif!!!"diye bağırdım.

"Kapa şu lanet olası çeneni. Kimse benimle böyle konuşamaz. Yoksa o sıçan dilini ikiye ayırırım."

"..."

"Ben ne dersem onu yapıcaksın. Ben bitti demeden bitmez. Anladın mı?"

"Hayır, hayır. Bundan sonra sakın benimle iletişime geçmeye kalkma."

Ellerini boynuma doğru uzattı. Parmaklarıyla boynumu kavradı ve beni duvara yapıştırdı. Kafatasımın beton duvara çarpmasıyla birlikte inledim.

"Eğer dediklerimi yapmazsan bu ince boynun çıt diye kırılır. Ne kadar ciddi olduğumu anlatamadım sanırım. Anlaman için ne yapmam gerekirse yaparım. Anladın mı? "

"Tekrar soruyorum, anladın mı?"

Korku dolu gözlerimi kan çanağı gözlerine dikmiş ona bakıyordum. Şimdi olduğum yerde titriyordum.
"Kimsin sen?"

Saçmasapan bir şekilde güldü.

"Ben kimim? Hmm. Güzel soru. Ben... ben tatlım. Ben onun amcasıyım. "

"Ne?"

"Hmm. Hakkımda bir şeyler duyduğunu sanmıştım ortak. Enes... Enes'in babası, Mert'in amcasıyım. Umarım Mert benden iyi bahsetmiştir canım. "dedi ve ardından iğrenç bir gülüş takındı.

"Mert... Mert senin ne kadar bok bir herif olduğundan bahsetmişti. Ben... ben öyle düşünmemiştim. Ama görüyorum ki sen...sen daha iğrenç bi şeysin. Sen bi canavarsın. "

"Şşşşşş tatlım. Sana ciddi olduğumu söylemiştim. Benimle böyle konuşmamalısın. "

"Lanet olsun. Bana istediğim zaman bırakabiliceğimi söyledin. Sen... sen bunu söyledin. "

"Sence verdiğim sözleri tutucak gibi mi duruyorum?"

"O...okul falan da gerçek değildi değil mi? Hepsi düzmece miydi?"
Şimdi tekrar bağırmaya başlamıştım fakat bu sefer insanların bakışlarını üzerimde hissetmem falan umrumda değildi.

"Evet... O kadar saftın ki hemen inandın."

"Peki... peki ya bana gelen o e-mail."

"Hahah, sen gerçekten sandığımdan daha da safmışsın. O belgeyi çıkartmak benim için çocuk oyuncağıydı."

Adamın yüzüne tükürmek istedim fakat bu hareketimin sonucunda olabilecekleri düşününce fikrimden hemen caydım.

"Bir daha sakın bana ulaşmaya çalışma. Midemi bulandırıyorsun."

"Seninle işimin bittiğini kim söyledi?"

"Saçmalama, Mert artık benim yüzüme bile bakmaz."

"Mert sana tapar. Onu ele geçirebilirsin. Önce üzgün olduğunu söyle, ayaklarına kapan. Sonrada onunla seviş. Her şey bu kadar basit. "

Yüzümü buruşturdum. Şimdi gerçekten yüzüne tükürmek istiyordum.
"Sen... sen gerçekten iğrenç bi insansın. Ben fahişe falan değilim bunu anladın mı bok herif?"
İşaret parmağımı ona doğru salladım ve ekledim.
"Şimdi, son kez söylicem. Bir daha... bir daha asla benimle iletişime geçme. Yoksa... yoksa seni polise veririm psikopat gerizekalı!!!"

Aniden bileklerimden kavradı ve beni sertçe sarstı.
"Sana benimle böyle konuşma demiştim küçük sürtük. Yoksa seni şu duvara yapıştırırım."

"Bırak beni!!!"dedim ve bileklerimi sıkıca tutan ellerinden sıyrıldım.
Ondan bir an önce kurtulmalıydım. Yerde duran çantamı aldım ve ordan koşarak uzaklaşmaya başladım. Kırmızı ışığın yanmasına rağmen yola atladım ve karşıya geçtim.

Ben... ben nasıl şeylerin içine düşmüştüm böyle? Neydi şimdi bu?
Bu bok herif peşimi bırakmazdı. Ondan kurtulmamın zor olucağının farkındaydım.
Her şey bir yana, Mert'e geri dönüşüm onu her şeyden ve herkesten daha çok sevdiğimi anlamamı sağlamıştı. Ne kadar da aptalım.
Şimdi ben onu ölümüne isterken, o benden nefret ediyordu. Artık bunun geri dönüşü yoktu. Her şeyi tuzla buz etmiştim. Her şeyi...

Artık evdeydim. Uzun ama bana düşünmek için zaman tanıyan yolcuğun ardından sonunda artık evdeydim. Hava iyice kararmıştı ve elimi çabuk tutmalıydım.
Elimi çantama attım ve içinden evin anahtarını çıkardıktan sonra deliğe soktum. Tam çeviricekken sırtımda bir darbe hissettim. Dizlerimin bağı çözüldü ve yere kapaklandım. Ardında yerden doğrulmaya çalıştığımda saçlarımda bir elin varlığını hissettim. Saçlarımdan tuttu ve başımı yukarı doğru kaldırdı. Arkamdaydı ve yüzünü göremiyordum.
Burnuma beyaz bir mendille bastırdı ve o keskin kokuyla kendimden geçtim. Gözlerim karardı ve tümüyle yere kapaklandım.

Acaba neler olucak????
Tahminleri alalım 😉

KURALSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin