lukas graham - love someone
🍷
Sessiz ve sakindi. Yanımda öylece oturup televizyona bakıyordu. Yavaşça kalktığımda bakışlarını bana çevirip sordu.
"Nereye?"
Kavı gösterdim. Bileğimden çekip yavaşça koltuğa geri oturttu. Kendisi ayağa kalktı. Masanın üstünde yenilmemiş makarnalarla birlikte mutfağa gitti. Birkaç dakika sonra şarap kadehiyle geri döndü. Kadehi bana verip kava gitti. Kapağı açıp bana döndü.
"Hangisini istiyorsun?" diye sordu.
"Chablis." dedim.
Şişeyi açıp yanıma döndü. Ona uzattığım kadehi doldurdu. Kadehi yavaşça sallarken ona baktım. Şişeyi orta sehpaya bırakıp oturduğunda sordum.
"Sen?"
Kafasını salladı ve bakışlarını televizyona çevirdi. Bir eğlence programı vardı fakat ikimiz de eğleniyor gibi görünmüyorduk. Havada üç saat önce söylediklerinin ağırlığı vardı. Havada asılı bir kelimeler bir karşılık bekliyordu. Bakışlarımı ona çevirdim. Yüzü her zamanki ifadesizliğini koruyordu.
Ona sinirli olmam gerekmiyor muydu?
Buna rağmen elimdeki kadehi yanımdaki sehpaya bıraktım ve elimi elinin üstüne koydum. Yavaşça koluna çıkardım. Pazısına tutundum. Bakışları elimi izliyordu. Keza benim de. Dizlerimin üstünde ona yaklaştım. Diğer elimi yanağına koyup kendime çevirdim. Dudaklarımı yavaşça dudağına dokundurdum.
"Beni anlaman gerekiyor Jae Bum-ah." diye fısıldadım, bir bacağımı diğer tarafına koyup kucağına otururken. Üst bedenimi ona yaslayıp yüzümü boynuna gömdüm. Boğazından kısık bir inilti koptu. Fakat hareketsiz bir şekilde sıradaki hamlemi bekliyordu.
Elimi pazısından yukarı kaydırarak omzuna çıkardım. Parmaklarmı biraz daha ilerletip işaret parmağımı tişörtünün yakasına geçirdim ve yana çektim. Dudaklarımı açıkta bıraktığım yere dokundurdum. Sonra yavaşça dudaklarımı kulağına taşıdım. Sağ eli, sol bacağımdaki yerini buldu.
"Jin Young benim çocukluğum." diye fısıldadığımda parmakları tenime saplandı.
Önemsemedim.
"Onunla tekrar görüşmemi engelleyemezsin Bbom-ie oppa."
Sesime verdiğim sevimli ton karşısında kafasını geri atıp sessiz ve kısa bir kahkaha attı.
"Onunla görüşmeye devam edeceğim."
"Şu an bunu konuşmanın ve karar vermenin zamanı olduğunu düşünmüyorum. "
Kafamı geri atıp kahkaha attım. İşaret parmağımı çenesi boyunca sürükleyip konuştum.
"Ah, yanlış anlıyorsun Bbom-ie oppa. Konuşmuyoruz. Senden bir karar vermeni veya onay beklemiyorum. Sadece yapacağımı söylüyorum."
Alt dudağını yalayıp dilini alt dişlerinin arkasına yerleştirdi ve dişlerini sıktı. Sırıtıyordu. Ancak kalçalarıma saplanan parmakları bunun sinirini saklama yöntemi olduğunu anlayabiliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Holic | Jae Bum
Fanfic⛔️ Bu hikaye cinsellik, şiddet, psikolojik şiddet ve diğer tetikleyici ögeler içerir. Bu tarz içeriklere karşı hassasiyetiniz varsa lütfen okumayınız. ⛔️ "Üzgünüm, gözlerimi senden alamıyorum." diye fısıldadı. Teninden yayılan parfüm kokusu, nefe...
