Bu bölümde çok fazla anlatıcı değiştirmemiz ve biraz zaman atlamamız gerekti.
"*" bundan bir sürü gördüğünüz yerlerin devamında hep anlatıcı değişiyor. İnşallah kafanız karışmaz.
İyi okumalar...
**********
"Peki hangi yoldan gideceğiz? Kapak olmasın bence. Hiç düşüp bir yerlerimi kırasım yok."
Aras'a döndüm ve ona cevap verdim:
"Merak etme, ben de istemem öyle bir şey. Daha önceden Kuzeylerin bizi bulmak için geldiği yoldan geçmemiz gerek. Gerçi ben orayı bilmiyorum ama..."
"Sen nasıl kendi başına bu işi halledecektin acaba? Ben biliyorum yolu, sıkıntı yok."
Aras'ın kendi kendine söylenmesiyle sadece omuz silkmekle yetindim. O da başka bir şey demedi ve önden yürümeye başladı.
Ben ise onu takip ettim ve en sonunda mağaranın girişinin önüne geldik.
Gece daha ürkütücü göründüğünü unutmuşum.
Mağarayla bakışmayı bırakıp içeri girmeye karar verdik ve ileriye adımladık.
Etrafı aydınlatmak için elimdeki feneri duvarlara çevirdim ama çok aydınlattığı söylenemezdi.
Bir dakika ya, benim gece görüşüm yok muydu?
Bunun aklıma gelmesiyle gücümü denemeye karar verdim ve feneri Aras'a verip biraz daha ileri bakmasını söyledim.
O da kafasını salladı ve benden biraz uzaklaşıp feneri benim olduğum taraftan başka yerlere doğrultmaya, etrafa bakmaya başladı.
Ben de gözlerimi kapatıp gece etrafı görebildiğimi düşünmeye başladım. Yeterince odaklandığımı düşündüğümde gözlerimi açtım ve etrafta gözlerimi gezdirdim.
İşe yaramıştı!
Etrafı net bir şekilde görebiliyordum. Aslında tam gündüz gibi değildi. Hani gece evdeki ışığı kapatırsınız ve ilk başta hiçbir şey göremezsiniz, sonrasında da yavaş yavaş gözleriniz alışmaya başlar ve etraf biraz netleşir ya... Onun biraz daha net hali işte. Güneş gözlüğü takmış gibi de diyebiliriz.
Gerçi o gündüz kullanılıyor... Neyse işte anlamışsınızdır.
Mükemmel betimlememi de yaptıktan sonra etrafı daha dikkatlice incelemeye başladım.
Taç simgesini duvarda gördüğümdeyse oraya yaklaştım. Elimi onun üzerinde gezdirdiğimde nedense içimde değişik bir his oluşmuştu.
Bu mağaranın olayı neydi?
Ben bunu düşünürken tam yanıma Aras'ı çağıracaktım ki birden yanımda birisi belirdi. Tam çığlık atıp onu güç alanıyla savurmaya hazırlanıyordum ki saniyeler içinde koluma yapıştı ve bizi başka bir yere ışınladı.
Tam ne olup bittiğini anlamak için bulunduğumuz yere göz atacaktım ki ensemde hissettiğim darbeyle önce görüşüm bulanıklaştı, sonra da bulanıklık yerini karanlığa bıraktı.
**********
Yazarın Anlatımıyla
Aras, Alesya'dan biraz ileride duvarları inceliyordu. Biraz daha etrafa baktığında en sonunda bir şey dikkatini çekti.
Feneri tüm duvarı aydınlatacak şekilde tuttuğunda gördükleriyle nefesini tuttu.
Burada sadece taç simgesi yoktu... Tüm elementlere ait simgeler de duvardaydı!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARIA
FantasíaHer şey o gizemli kitabı bulmamla başladı... *********** Buradan çıkıp kaçmalıydım. Hem de hemen! Bu yüzden mağaranın çıkışına yöneldim. Fakat çıkışa yaklaştıkça sesler artmaya başladı. Kafamı yavaşça mağaradan çıkarırken gördüğüm şeyle gözlerim büy...
