İyi okumalar...
**********
8 Gün Sonra
Yaklaşık bir haftadır Aras'tan herhangi bir iz yoktu. Olabileceğini düşündüğümüz her yere bakmıştık. Daha önce ailemin kaçırıldığı yere, okulun altına üstüne, ormana, mağaraya, Aras'ın evine ve yakınlarına...
Resmen Antalya'nın hepsini karış karış aramıştık ama bulamamıştık. Bu kadar gün geçince de endişelenmeye başlamıştık. Kim bilir şu an ne haldeydi.
Bugün ise cumartesiydi. Biz de biraz olsun kafamızı dağıtmak ve yavaştan sınavlara hazırlanmak için kütüphanede ders çalışmaya karar vermiştik.
Herkesin yüzü beş karıştı ve hiçbirimizin canı yoktu ama olsundu.
Zaten bir haftadır hep böyle olduğumuz için çok da değişik bir şey değildi. Bu kafayla nasıl ders çalışacaksak artık...
Ben matematik, biyoloji ve fizik test kitaplarımı getirmiştim. Fiziğim müthiş(!) olduğu için ilk ondan başlamayı düşünüyordum.
Kızlar da bana uymuş genelde sayısal derslerin kitaplarını getirmişlerdi. Erkekler ise sözel ağırlıklı takılıyorlardı.
Nedeni ise sayısal dersleri yapamadıkları için sözelde birkaç soruyu doğru çözüp mutlu olabilmekmiş.
En sonunda ders çalışmaya başladığımızda ise hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Birleştirdiğimiz iki masanın boş kalan sandalyesi çekildi ve biri oturdu.
Kim olduğunu sorarsanız da elinde soğuk çayını içen bir adet Aras'tı.
Hepimiz ona şok olmuş bir biçimde bakarken o "Naber? Ne yapıyorsunuz?" diyerek gözlerini masanın üstünde gezdirmiş, "Ders mi? Şimdiden kasmaya gerek var mı ya? Gerçi sınavlar yaklaşıyor ama yine de erken bence." demişti.
Biz hala ona ağzımız beş karış açık bakarken o da bize bakmış ve çarpık bir sırıtışla "Ne oldu? Niye hortlak görmüş gibi bakıyorsunuz bana?" diye sordu.
"S-sen kay-yıptın a-ama."
Hilal kekeleyerek konuşurken Aras güldü ve "Evet, biraz öyleydim ama gördüğünüz üzere buradayım şimdi." dedi.
"Oğlum sen iyi misin? Resmen bir haftadır ortalıkta yoktun. Meraktan öldük kaç gündür ve sen gelmiş burada artist artist oturuyorsun."
Kuzey sinirle konuşurken Rüzgar da ona katıldı. "Kuzey haklı. Hani bir ne oldu, buraya nasıl geldin, ne ara geldin anlatsan mı acaba? Sanki kaybolmadın da tatile gittin. Bu ne rahatlık?"
Aras da saldalyesinde geriye yaslanıp anlatmaya başladı.
"Çok bir şey yok aslında. İşte kaçırdılar beni, bir yere götürdüler. Kitaptı, Aria'ydı, bilmem neydi falan bilgi almaya çalıştılar. Biraz hırpaladılar. Sonra dikkatlerinin başka yerde olduğu bir an ellerinden kurtulmayı başardım. Öyle işte."
"Hırpaladılar? Turp gibi görünüyorsun ama."
İrem'in tek kaşını kaldırarak sorduğu soruya cevap verdi. "Yanınıza gelmeden önce ilk Emir hocanın yanına, sonra da revire gittim. O yüzden."
"Dikkatlerini başka yerdeyken kurtulmayı nasıl başardın? Malum ben de kaçırıldığım için o işler pek o kadar kolay olmuyor."
Aras bana döndü ve "Kaçtım işte bir şekilde. Geri dönebildiğim için üzüldüğünüzü düşünmeye başlayacağım. İyi misiniz siz?" diye yakındı.
Hakan'ın "Yok be kardeşim. Sadece ayrıntıları merak ettik. Mutlu olduk tabii sonunda burada olmana." demesiyle başını salladı.
Ardından yerlerinden kalkıp birbirlerine sarıldılar. Aras diğerleriyle de sırasıyla sarılırken en son sıra bana gelmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARIA
FantasíaHer şey o gizemli kitabı bulmamla başladı... *********** Buradan çıkıp kaçmalıydım. Hem de hemen! Bu yüzden mağaranın çıkışına yöneldim. Fakat çıkışa yaklaştıkça sesler artmaya başladı. Kafamı yavaşça mağaradan çıkarırken gördüğüm şeyle gözlerim büy...
