Ah deniz...
Koyu mavi güzelliğin bana aşık olduğum sessizliği hatırlatırken. Daha derinlerine baktığımda canımı yakıyorsun . nefret etmeye başlıyorum senden.
Sen... kalbimi kanatarak çekip çaldın benden.
Bak o sol göğsümdeki koca boşluk hal...
Çizdiğim ufak resim bittikten sonra kağıdı elime aldım. O gerçekten çizilesi biriydi. Bunda benim suçum yoktu. Kendime kızmaya alışmıştım artık. Kendimden başka arkadaşım yoktu. Onunla da sürekli cebelleşme halindeydim.
Kurşun kalemi elime tekrar aldım. Kağıdın sağ alt köşesine yazdım
' iklimin sevgilisi '
Bunu kendime hatırlatmak için yazmıştım.
Onu çizmem çok aşağılayıcıydı benim için.
O benim konuşmalarımı duymazlıktan gelen. Beni yok sayan kafama top atan. Beni sürekli ispiyonlayan biriydi.
Gözlerim kalemi tutan elime indi. Mosmor büyük bir iz bırakmıştı. Neredeyse elinin izi çıkmak üzereymiş. Ben ise onu karalıyordum. Kağıdıma.
Çalışma masamdan kalkıp kendimi yatağa fırlattım. Ne yorucu bir gündü bu böyle. Bir sürü duyguyu gene aynı anda yaşamıştım. Tek günde 4 mevsim yaşıyordum. Bu normal değildi. O normal değildi.
Anneme karşı da küçük düşmüştüm. Üstüne üstlük bir de bir şeyleri yanlış anladığı kesindi.
Yataktan kalkıp mutfağa yöneldim. O sırada kapının zorlandığını duydum. Annem işteydi.
İçimi bir ürperti sardı. Temkinli adımlarla mutfaktan çıkıp kapının olduğu tarafa adımladım. Kapı açıldığında bir an için korkmuş olsam da gelen babamdı.
Beni karşısında görmeyi beklemiyordu. ' nehir? Sen neden gene bu saatte evdesin ? '
' bunu benim sana sormam lazım baba eve gelmek için annemin işe gitmesini benimde okula gitmemi bekleyip evde kimse yokken mi geliyorsun '
' sen ne biçim konuşuyorsun benimle? Tabi ki hayır az öne aradığımda annenin şirkette olmadığını söylediler bende evdedir diye onunla konuşmaya geldim ' dedi bugün neşesi yerinde değildi.