BEŞ YIL SONRA
Hestia'nın Ağzından;
Bugün Pan birlikte çalışmam ve yalnız kalmamam için birini bulduğunu söyledi. Umarım işe yarar biridir yoksa kafayı üşütmeme çok az kaldı.
Ben kolyemi elimde sımsıkı tutup olabilecek tüm olasılıkları düşünürken bir muhafız kapımı çalıp zamanın geldiğini söyledi. Ben de kolyemi özenle kıyafetimin için koyduktan ve kendime çekidüzen verdikten sonra Pan'in karşısına çıkmak için yürümeye başladım. Pan her zamanki yerinde oturuyordu.
Pan:
-Hoş geldin Hestia.
Sadece kafamı bir kez aşağı doğru hareket ettirdikten sonra gülümsedim. Az da olsa heyecanlıydım.
Pan:
-Hephaistos! İçeri gelebilirsin.
Bir saniye! Hephaistos mu? Her ihtimali düşündüğümü sanıyordum ama sanırım bu ihtimali düşünmemişim. Sadece tesadüftür dimi? Yani iki tane ateş elementi erkeği olamaz. Ama Helios ihanet etti. Belki de... Saçmalıyorsun Hestia. Hadi bir tanesini geçtim, iki ateş elementinin Pan'in sarayında ne işi var? Her neyse, bunun üzerine çok düşünmeyeceğim. Yakında çıkar kokusu.
Pan:
-Ne düşünüyorsun?
Hestia:
-Senin yanına yakışabilecek biri olduğuna nasıl karar verdin onu düşünüyorum.
Pan:
-Hoşuna gitmeyen bir şey mi var?
Hestia:
-Hayır, sadece yeterince dayanıklı gibi gelmedi.
Pan, Hephaistos'u incelemeye başladığında ben çoktan incelemiştim zaten. Sadece ismine odaklanmışım ama fena biri de değilmiş. Arkada dalgalı olan saçları öne geldikçe kıvırcıklaşıyor; buz mavisi gözleri, kıpkırmızı dudakları ve beyaz bir teni var. Oldukça çekici ama çekici olmak yeterli değil.
Pan:
-Bir fikrin var mı?
Hestia:
-Ben sadece neden bunu seçtiğini merak etmiştim.
Hephaistos:
-Ben açıklayayım izninizle.
Pan, kendine güvenen insanlara bayılır. Ve belli ki kendine fazlasıyla güveniyor. İlk aşamayı geçmiş.
Pan gülümsedikten sonra izin verdiğine dair bir kafa işareti yaptı.
Hephaistos:
-Birincisi, senin gibi cılız biri değilim.
Kendini ne sanıyor bu? Evet yapılı biri ama bu beni küçümseme hakkını ona vermez.
Hestia:
-Önemli olan nasıl gözüktüğün değil, gözüktüğünden çok daha fazlasını yapabilmek. Umarım bu vücudun altında küçük bir bebek yatmıyordur. Ayrıca tahmin ettiğinden daha güçlü biriyim.
Hephaistos:
-En azından bir muhafızı yerle bir edebilirsin değil mi?
Hestia:
-Gücün sadece kas olduğunu mu düşünüyorsun? Oysaki ben, en büyük gücün zekâ olduğunu düşünüyordum.
Hephaistos:
-Bir geri zekalı bile kol kuvvetiyle kazanabilir.
Hestia:
-Evet ama asla tamamen kazanamaz. Ve belli ki sen de, sadece yarıya kadar yürüyebileceksin.
Hephaistos:
-Bunu beraber göreceğiz.
Rekabetçi bir gülümsemeyle karşılık verdim. Sonra da dayanamayıp devam ettim.
Hestia:
-E ikinci özelliğin ne? Bu mu tüm yapabildiğin?
Hephaistos:
-İkincisi de, hayatımda iyiliğe dair hiçbir şey yapmadım.
Hestia:
-En azından bir konuda başarılısın.
Hephaistos:
-Her konuda senden daha başarılı olduğuma eminim.
Hestia:
-Hephaistos, farkında mısın bilmiyorum ama Pan'in en güvendiği ve onun tabiriyle herkesi yenebilecek tek kişiyim. Yani sınırında kal.
Göz kırptım ve başarmış gibi gülümsedim. Normalde bu kadar kendini beğenmiş biri değilim. İnsanlara kendimi kanıtlamaya bile çalışmam. Ama Pan'in sarayındaki herkesten nefret ediyorum.
Hephaistos:
-Bir saniye! Sen... Sen Hestia mısın?
Hestia:
-Günaydın.
Hephaistos:
-Ben bilmiyordum. Özür dilerim.
Hestia:
-Aynı zamanda korkak biri de. Merak etme sana bir şey yapmayacağım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
UYUMSUZ ELEMENT
Teen Fiction"Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğuna nasıl karar veriyoruz? Bu zamana kadar kimse düzeni bozmadı diye, köpüren ve taşıp gitmek isteyen aşkımı, içimde tutmak için çabalamak istemiyorum. Çıkıp gitsin varmak istediği yere, doğru zaman ya da yanlış za...
