Hestia'nın Ağzından;
Hestia:
-Alpheus! Uyanman lazım. KOLYEM YOK!
Alpheus:
-Tamam sonra ararız. Uyu şimd- NE! Hangi kolyen!?
Hestia:
-Hani şu yin-yang'li olan var ya o işte.
Alpheus:
-Ben de ateş elementi kolyen yok sandım. Bir şey olmaz yenisini alırız.
Hestia:
-Ne demek yenisini alırız? Manevi değeri var onun. Başka bir kolye olmaz yani. Anladın mı?
Alpheus sırıttı.
Hestia:
-Neye gülüyorsun? Komik değil.
Alpheus:
-İlk defa seni bu kadar endişeli gördüm.
Hestia:
-Şimdi bunu mu konuşalım? Çözüm bulalım rica ediyorum.
Alpheus:
-En son ne zaman boynundaydı.
Hestia:
-Hatırlamıyorum ki. Yani aslında ne zamandan beri boynumda değil bilmiyorum.
Tam bu sırada diğerleri dönmüştü.
Elpis:
-Ben şekli tam görememiştim hep tişörtünün içinde olduğu için, üstünde yuvarlak bir şekil olan kolyeden bahsediyorsanız, ben biliyorum.
Alpheus:
-Evet, tam olarak ondan bahsediyoruz.
Hestia:
-Nerede?
Elpis:
-Evden çıkmadan önce boynundaydı.
Dione:
-Ve arabaya bindiğimizde de yoktu. Soracaktım aslında ama konuştuğumuz şey kafamı karıştırdı.
Alpheus:
-O zaman benim evime dönüp arabayı koyduğumuz yerlere bakalım.
Himeros:
-Hestia, biz sana yenisini alırız bunu yapmamız gerekiyor mu cidden?
Boreas:
-Evet, yapmamız gerekiyor. O kolye kime ait çok iyi biliyorum. Ve sen de Himeros.
Boreas'a gülümsedim. Ve ondan da aynı karşılığı aldım.
Elpis:
-Madem bu kolye bu kadar değerli, atlayın arabaya! Geri dönüyoruz.
Alpheus'un evine geldiğimizde saat 03.47'ydi. Çok fazla uykum vardı ama kolyemi bulmak zorundaydım.
Hestia:
-Aramaya başlamadan önce hepinize teşekkür ederim. Benim için çok değerli, sizin için hiçbir işe yaramayan bu kolyeyi benimle beraber aradığınız için.
Hera:
-Senin için çok değerli olan her neyse bizim için de öyle. Bunun için teşekküre gerek yok.
İnanılmaz derecede tatlı bir kız. Her neyse kolyem, ona odaklanmam gerekiyor.
Hestia:
-Ben eve çıkıp bakayım, burada yok. Eğer orada da yoksa çok fazla üzülürüm.
Eve çıkıp anahtarı kapının üstündeki yerine taktım ve sağa çevirip kapıyı açtım. Kapıyı kapattıktan sonra kafamı yerden kaldırmadan evin her yerini aramaya başladım.
Doris:
-Ehm ehm!
Evin içinde benden başka bir daha mı var? Kafamı kaldırmalı mıyım? Evet, tabii ki kaldırmalıyım. Böyle duracak halim yok.
Hestia:
-Doris? Siz nasıl kaçmayı başardınız? Bir de sen, ağladın mı?
Doris:
-Kaçmak çok zor olmadı. Yedek anahtarımla kapıyı açtım ve çıktık. Ama bunların bir önemi yok. Ben çok pişmanım.
Hestia:
-Yedek anahtar mı varmış? Her neyse... Sana nasıl inanacağız? Çocuk oyuncağı mı bu!?
Doris:
-Bak Hestia, biliyorum. Bana inanmakta çok zorlanacağınızı biliyorum. Çok fazla ihanet yaşadığınızı da biliyorum. Ve biri benim yüzümdendi.
Beni sadece sen anlayabilirsin. Bana güvenmek zorundasınız. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ama yaptığım her şey için çok pişmanım. Gerçekten çok pişmanım. Beni affetmeniz gerekiyor.
Hestia:
-Böyle bir şey gerekmiyor. Ve ağlama gözümün önünde.
Doris'e inanmak doğru olur mu bilmiyorum. Ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum.
Kapı çaldı. Alpheus... Tam sırası. Doris koşarak Alpheus'a sarıldı. Sonra da bana döndü.
Doris:
-Başından beri olmasa bile sonrasında pişman oldum. Eğer size yardım etmek istemesem Alpheus'un o aptal planına inanıp onu Pan'in en değer verdiği ve her şeyini sakladığı odada beni beklemesini ister miydim? Bana inanmanız gerekiyor. Onların nasıl hipnoz gücü olduğunu sen çok iyi bilirsin Hestia.
Göz devirip derin bir nefes aldım.
Doris:
-Bu da kolyen. Yerdeydi.
Kolyemi alıp cebime koydum.
Hestia:
-Teşekkür ederim. Ama bu pişmanlık konusunda ben konuşmayacağım. Çünkü bana kalırsa sana asla güvenmem ve affetmem. Aşağı diğerlerinin yanına gidiyorum. Siz de gelin ve onlarla konuşalım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
UYUMSUZ ELEMENT
Novela Juvenil"Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğuna nasıl karar veriyoruz? Bu zamana kadar kimse düzeni bozmadı diye, köpüren ve taşıp gitmek isteyen aşkımı, içimde tutmak için çabalamak istemiyorum. Çıkıp gitsin varmak istediği yere, doğru zaman ya da yanlış za...
