Kalbimdeki Yangın, Nurettin Rençber
In This Shirt, The Irrepressibles
𓍯
Kalbimde son bir damla kan kaldığına olan inancım her iç çekişimde gitgide yok oluyordu. Dökemediğim her göz yaşı için 22 kez iç çekerdim, her iç çekişte 22 damla kan kaybederdim. 22 benim hem uğurum hemde lanetimdi...
İlk tacize uğradığımda ayın 22'siydi, ilk dayağım yediğimde ayın 22'siydi, evden ilk kaçtığım, Ali ile karşılaştığım gün ayın 22'siydi. Öz ailemi öğrendiğim, onları kaybettiğim gün ayın 22'siydi. Deniz'i ilk gördüğüm gün ayın 22'siydi.
Titreyen ayaklarımla çıktığım basamakları saydım biraz olsun kafamı toplamak için, tam 22 basamak vardı. Sweatin cebine koyduğum telefonu elime aldığımda ameliyathanenin önündeydim, ellerimdeki kurumuş kanı görmek beni bir kez daha titretti ama önemsemedim. İlk önce Deniz'i aradım ama telefona cevap vermedi, bu sefer de Lorin'i aradım ve o telefonu açtı.
"Efendim bebeğim?"
Enerjik sesi beni duraksattı, gözlerim ameliyathanenin kapısına takıldı. "Ali" dedim titreyen bir sesle ve ekledim "Ali'm." Bir kaç hışırtı duydum ardından Lorin bana bir şeyler söylediklerini algılayamadım ve sadece hastanenin adını söyleyip telefonu kapattım. Telefonu tutan elim yanıma düştü, telefon defalarca kez titredi ama hiçbirisinde telefonu açmadım sadece aynı şekilde durdum ve birisinin gelip beni buradan almasını bekledim.
Belki dakikalar belki saatler sonra birisinin adımı seslendiğini duydum, bir el kolumu kavradıktan hemen sonra önümde Lorin'i gördüm. Yüzümü avuçlarının arasına alıp bana bir şeyler söyledi ama duyduğum tek şey Ali'nin sesi ve hemen ardından gelen o silah sesiydi.
İrkilerek Lorin'den uzaklaşmaya çalıştığımda beni bırakmadı "sakin ol" dedi yüksek bir sesle "geçti." Başımı iki yana salladım geçmediğini göstermek ister gibi, gözlerinin içine baktım ve görsün istedim ne kadar korktuğumu, canımın ne kadar yandığını. Ve o da anladı.
Yüzü acıyla buruştuğunda bir kez daha anladım acımı saklamakta ne kadar iyi olduğumu ve şu an saklamaya hiç gücümün olmadığını. Beni koridorun ortasından çekip duvarın kenarına götürdüğünde yanında duran Enver'i ancak fark edebilmiştim. Ayakta durmaya daha fazla dayanamadığımda sırtımı duvara yasladım ve yere çöktüm, Lorin de önümde dizlerinin üzerine çöktü "anlat" dedi yüzüme gelen saçları kulağıma sıkıştırıp "ne oldu?"
"Vurdular" dedim "üç damla kan aktı yere önce" başımı aşağı yukarı salladım onaylamak ister gibi "sonra dizlerinin üzerine çöktü, bana baktı ve düştü" gözlerimin önünde kapadı gözlerini. "Yeni bulmuştum onu, daha dün buldum" yere diktiğim gözlerimi kaldırıp Lorin'e baktım "daha bana kendini affettirecekti" Lorin'in mavi gözleri kızardığında acıyla yutkundum "ben ona sarılamadım bile" sesim bir fısıltıdan farksızdı.
"Affettirecek" dedi göz yaşları yanaklarına akarken "onun ne kadar güçlü olduğunu sen anlattın bana" yüzünde buruk bir tebessüm oluştu "hem Alin seni böyle bir acıyla yaşatmaz." Yaşatmazdı, benim Ali'm bana alsa böyle bir acı yaşatmadı. Onu yeni bulmuşken bir kez daha yokluğunu yaşamama izin vermezdi.
Lorin yanımdan uzaklaştığında ve birilerini aramaya başladığında Emir'in koşarak buraya geldiğini gördüm, gözlerindeki endişe beni gördüğünde önce azaldı ancak sonrasında ne halde olduğumu gördüğünde eskisinden daha fazla arttı.
"Lavi" dedi önümde diz çökerek, arkasından gelen Doğa'da yanıma çökmüş ve kollarını bana sarmıştı. Gözlerimi Emir'den, Doğa'ya çevirdim "Ali'mi vurdular" dedim tek nefeste, o tek nefeste öldüm. Doğa beni daha sıkı sardığında onun kollarına sığındım, Ali'yi tanıyan, onu gören tek insan Doğa'ydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarmaşık
General FictionBir rüzgar esti, bir kırlangıç uçmak için yuvasından atladı. Ağaçlardaki tüm yaprak soldu, döküldü ve ağaçlar yeniden çiçek açtı. Ve ben onu gördüm. O gülüşü. Başına geçirdiği kapişonu yüzünden yüzünün tamamı gözükmüyordu ama yanında oturan arkadaşı...
