Zor, Eren Küçükdoğan
Mirrors, Justin Timberlake
Gözler Anlatır, Pinhani
𓍯
Bir zamanlar hayalini kurmakta zorlandığım şeyleri, şimdi yaşıyordum. Yurt dışına çıkmak her zaman hayalimdi ancak en azından mesleğimi kazanana kadar bunu asla gerçekleştiremeyeceğimi düşünürdüm ama şimdi beni yurt dışına götürecek uçağa binmek için hava alanına gelmiştim.
"Biletimiz kaçta?" diye sordum heyecanla, Deniz bu heyecanlı halime gülümsedi ve tuttuğu elimi kaldırarak kolunu omzuma attı. "Biletimiz yok" diye fısıldadı kulağıma bir sır verir gibi "özel uçakla gideceğiz" dudaklarım şokla aralandı. Elini çeneme bastırdı ve ağzımı kapatmamı sağladı "seninle ciddi bir şey konuşacağım" adımlarımız durduğunda ciddiyetle yüzüne baktım "sen mafya mısın?"
Önce kaşları çatıldı, sorumu doğru duyup duymadığını anlamaya çalıştı bir süre sonrasında doğru duyduğunu anladığında ise gülmeye başladı. Gülümsemekten bahsetmiyordum, hava alanının ortasında kahkaha atmaya başladı. Etraftaki gözler bize dönmeye başladığında içimde fişeklenen kıskançlık hissi ile kaşlarımı çattım, avucumu dudaklarına bastırdım ve parmak uçlarımda kalktım.
"Başkalarının yanında böyle gülemezsin Jiyan" dedim, sanki bir devlet meselesi gibi "sana bunu yasaklıyorum" dudaklarını avucuma bastırdığında elimi geri çektim. "Öyle bir soru sordun ki" dudaklarını saçlarıma bastırdı ve yürümeye başladı "gülmekten başka bir şey yapamazdım."
"Ama düşününce haklıyım, tamam çok iyi bir avukatsın ama bu kadar fazla para kazanman tuhaf."
"Sadece avukatlık işi ile geçinmiyorum, kendime ait spor salonlarım ve gece klüplerim var" dudaklarım tekrar şok ile aralandı "ayrıca Emir'in babasının işleriyle de ilgileniyorum." Kontrolden geçeceğimiz için ona cevap veremedim ve konu havada asılı kaldı, kontrolden geçtik ve bizi bekleyen uçağa doğru ilerledik.
"Vay canına" dedim uçağın içini incelerken "bu hayatı gerçekten yaşıyorsunuz" o kadar heyecanlıydım ki bu çeneme vurmuştu. Bir saniye bile durmadan konuşmak istiyordum ve bu pek bana uyan bir şey değildi. Ben sessizliğim ile bilinirdim.
"Nereye gidiyoruz?" diye sordum koltuktaki yerimi aldığımda, üzerimdeki montu çıkardım ve üzerimdeki ince ceket ile kaldım. Sıcak bir yerlere gideceğimizi söylediği için içime askılı bir badi giymiştim ancak Allagi soğuk bir şehirdi ve tatile giderken hasta olmak istemediğim için kalın giyinmiştim.
"Sürpriz ama seveceğine eminim."
"Senin seçtiğin bir şeyi sevmemem mümkün mü?" başını bana o kadar hızlı çevirdi ki ona yakın durduğum için başımı çekmek zorunda kalmıştım. "Bugün çenen açıldı" omuz siktim ve başımı göğsüne yasladım, aldığım derin nefes kokusunu ciğerlerime taşıdığında huzurla gülümsedim.
Bir süre öylece durduk, parmaklarımız birbirine dolandı, parmaklarımızla oynadık ve bu içimde çocuksu bir mutluluk yarattı. Deniz, diğer insanların yanında ciddi, soğuk ve otoriter bir insanken benim yanımda bir çocuğa dönüşüyordu ve bu bana kendimi çok özel hissettiriyordu.
"Uçuşa geçiyoruz, kemerlerinizi bağlayın lütfen" görevli hemen yanımızda konuştuğunda Deniz başını salladı ve doğrulmaya çalıştı ama neden bu kadar heyecanlı olduğumu ancak o an fark edebilmiştim. Bu kadar heyecanlıydım çünkü korkumu heyecanın altına saklıyordum, daha önce hiç uçağa binmemiştim ve çok korkuyordum.
"Lavinia?" Deniz üzerinden kalkmadığımda ne olduğunu anlamaya çalışır gibi seslendi adımı "bir sorun mu var?" o an uçaktan korktuğumu anlamasını istemedim ve başımı iki yana sallayarak doğruldum. "Dalmışım" kemerimi bağladım ve çıkıp çıkmadığını iki kez daha kontrol ettim, en büyük kazalar kalkarken olurmuş.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarmaşık
General FictionBir rüzgar esti, bir kırlangıç uçmak için yuvasından atladı. Ağaçlardaki tüm yaprak soldu, döküldü ve ağaçlar yeniden çiçek açtı. Ve ben onu gördüm. O gülüşü. Başına geçirdiği kapişonu yüzünden yüzünün tamamı gözükmüyordu ama yanında oturan arkadaşı...
