Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Anlatamadığım Şeyler Var, Anıl Emre Daldal
Bulamam Seni, Geceyi Kurtar
❛
Küçük, rahatsız edici bir sandalyenin üzerinde oturuyordum, önümde bir satranç tahtası vardı. Karşımda bir rakip olduğunu biliyordum, karşımdaki rakip bendim. Mantığını hiç anlamadığım bir oyunda kendime karşı oynuyordum, kısacası kaybedeceğim kesindi. Ancak kaybettiğimde doğan sonuçların ne olacağını bilmiyordum.
Bu tarz oyunların mantığını asla anlamazdım, ben hayatın mantığını da anlamamıştım zaten hiç. Yani yaşadığım hayatta dahi her zaman kaybedeceğimi biliyordum. Karşımdaki kim olursa olsun, bunun bir önemi yoktu, ben kaybedecektim. Ben, kaybetmek için dünyaya gelmiştim, ilk kaybımı doğduğum gün yaşamıştım.
Düzleştirdiğim saçlarımı sımsıkı bir atkuyruğu yaptım ve bebek saçlarımın çıkmaması için spreyledim. Işılay'ın büyük ısrarı üzerine aylar önce gittiğimiz o bara gidecektik ama bu sefer sadece üçümüz olmayacaktık. Kızlar ve Enver de bizimle olacaklardı. Eğer Ali hala bana tavırlı olmasa onun da geleceğine emindim ancak o tavrını sürdürmeyi tercih ediyordu. Hera da bu gece onun yanında olmayı tercih etmişti, telefonumu elime alıp Can'a ikisini rahat bırakmasının gerektiği bir mesajı gönderdim.
Benim yüzümden bir sürü şey yaşamışlardı ve şimdi her şey en azından onlar için durulduğuna göre baş başa bir gece geçirmeliydiler. Telefonu bıraktıktan sonra dolabın kapağındaki boydan aynada kendime bir bakış attım, krem renginde bir etek ve uzun kollu bir crop giymiştim. Bütün kombinlerime deri ceket giymeyi sevdiğim için deri ceketim giymem için yatağın üzerinde bekliyordu.
Aymira benim odamda hazırlanmayı tercih etmişti, açıkçası iki gün önce geldiğinden beri yanımdan ayrılmıyor hatta benimle birlikte uyuyordu. Üzerine bordo, bol kollu bir elbise giymişti, siyah saçlarına ise hafif dalgalar vermişti. "Hazır mısın?" diye sordu dudaklarına gezdirdiği rujun kapağını kapatırken, göz ucuyla beni süzdü "hazırsın." Rujunu çantasına attıktan sonra göğsünün üzerinde duran saçını estetik bir hareketle arkasına attı "buraya gelirken yine sizinle evde pinekleyeceğimi düşünmüştüm, ama Işılay iyi ki var da evde tıkılı kalmıyoruz."
Deri ceketimi üzerime geçirdim ve çantamı da elime aldım "çıkalım hadi" birlikte odadan çıkıp aşağı indiğimizde Lorin ve Enver salondaki masada oturmuş sigara içiyorlardı. Enver bizi gördüğünde sigarasından son nefesini çekip izmariti küllüğe bastı. "İlk defa benden geç hazırlandın" dedi Lorin gülümseyerek, Aymira bana bakıp gözlerini kıstı.
"Aslında, saçlarını yaptıktan sonra uzun süre aynaya baktı. Fazlasıyla uzun bir süre hatta bir ara gözleri açık uyuduğunu düşündüm çünkü beni asla duymadı."
"Öyle bir şey olmadı" diye çıkıştım, kaşlarını kaldırarak 'emin misin? der gibi baktığında gözlerimi kaçırdım "gidelim hadi." Onları arkamda bırakarak salondan çıktım ve ayakkabılarımı ayağıma geçirip evden çıktım, benimle asansöre binen Enver olmuştu. Zemin katın tuşuna bastıktan sonra koyu renk gözlerini bana çevirdi, ona bakmak istemedim ama gözlerimi de kaçıramadım.
"Bu aralar" diye konuştu "fazlasıyla dalgınsın gerçekten" sanki bu konuyu konuşmak istemiyordu ama konuşması gerektiğini biliyordu. "Sen, eskiden bir şeyleri birilerine anlatamadığında bana anlatırdın, belki çok gamsız olduğum belki de seni anladığım için, bilmiyorum." Asansörün kapısı iki yana açıldığında önce ben hemen ardımdan da o çıktı "artık bir şeyleri bana mı anlatmak istemiyorsun yoksa o bir şeyler anlatamayacağın kadar fazla mı?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarmaşık
Ficción GeneralBir rüzgar esti, bir kırlangıç uçmak için yuvasından atladı. Ağaçlardaki tüm yaprak soldu, döküldü ve ağaçlar yeniden çiçek açtı. Ve ben onu gördüm. O gülüşü. Başına geçirdiği kapişonu yüzünden yüzünün tamamı gözükmüyordu ama yanında oturan arkadaşı...
