Keyifli okumalar.
🪄
Dün yaşadıklarımız aklıma uçuşurken, gözlerimi sımsıkı kapattım. Doktorun dedikleri, Matej'e durumu anlatmam ve bu olayı kabullenmek zorunda kalmamızın hepsi bir anda olmuştu.
Doktorun her dediğini sonrasında Matej'e anlatmıştım. Benim aksime çok soru sormamış, bir anda içine kapanmıştı. Belki de karakteri böyleydi, bilmiyordum.
Dün, gece yarısı eve gitmiştim. Sera'yla evlerimiz yan yanaydı. Dikkatli bit şekilde eve baktığımda hiçbir odanın ışığının açık olmadığını gördüm.
Belki uyuyordur diye rahatsız etmemek adına mesaj da yazmamıştım.
Evde çok oyalanmamıştım. Biraz dinlenip, eşyalarımı yerleştirmiştim. Duş aldıktan sonrada hava aydınlandığı için tekrardan hastaneye geçmiştim.
Matej uzun süredir burada olduğu için dinlenip, uyuması için onu zar zor göndermiş, yaklaşık 3 saattir de burada yalnızdım.
Annemler aramış, seslerden dolayı hastanede olduğumu anlamasınlar diye bahçeye çıkıp konuşmuştum. Hemen ardından Sera aramış, yanıma gelmek için diretmişti, ama izin vermemiştim.
Şimdi camın ardından Uzay'ı izliyordum. Gözlerim dolarken, kafamı iki yana salladım. Ağlamak istemiyordum.
Çocukluğunda ya da şimdiki hayatında tam olarak neler yaşadı, bilmiyordum. Ama oldukça zor olduğunu anlayabiliyordum.
Benim gözümde çok güçlüydü o, her şeyi atlatabilirdi. Bunu da atlatacaktı, inanıyordum.
Bu kısacık zamanda ona fazlasıyla alışmışken, şimdi karşımda öylece hareketsiz şekilde yatması, mavilerinin kapalı olması çok fazla canımı sıkıyordu.
Bir saatin sonunda Matej gelirken, bende kafeteryaya inmiştim. Kahve alıp, kısa sürede bitirip Uzay'ın olduğu kata yöneldim.
Koridorun başından Matej'in doktorla konuştuğunu görünce hızla yanına ilerledim.
"Ne zaman uyanacak diye sordum, ama anlamıyor. Sen konuşsana." Deyip meraklı bir o kadar da endişeli bakışlarını bana çevirdi.
"Tamam."
"Ne zaman uyanacak diye merak ediyoruz. Belirli bir gün söyleyebilir misiniz, yoksa?"
Derin nefes alıp, dudaklarını araladı.
"Değerlerine bağlı aslında. Ne zaman normale dönerse, o zaman uyanacak. Net bir süre veremiyoruz."
Yenilmişlikle omuzlarımı indirdim. Kafamı olumlu anlamda sallarken, doktor da yanımdan geçerek ilerledi.
,
15 gün sonra.
Koskoca 15 günden sonra bugün Uzay'ı tekrardan uyandıracaklardı. Aslında 2 gün önce uyandırılmıştı, ama uyandığı gibi hemşirelete bağırıp çağırmış, saldırmıştı. Bu yüzden 2 gün boyunca da sakinleştiriciyle uyuttular.
Bağırıp çağırdığı için hâliyle bizi de görmemişti. Bunun sebebini sorduğumuz da, uzun süre yoğun bakımda kalan insanlar uyandırıldığı zaman böyle davranışlar sergileyebiliyorlarmış.
Yoğun bakımdan çıktıktan sonra normal odaya almışlardı. Uzay'ı görecek olmanın verdiği heyecanla avuç içlerim terliyor, içim içime sığmıyordu.
Uzay'ı gördükten sonra her ihtimale karşı doktorla konuşmayı aklıma kaydettim.
Matej odaya girdikten hemen sonra bende dahil oldum. Uzay'ın yorgun bakışları kısa sürede beni bulurken, kaşları anında çatıldı.
Hareleri bedenimi süzerken, ne diyeceğimi bilmiyordum. Konuşacak gücüm yoktu, ama yine de dudaklarıma minik bir gülümseme konmuştu.
Matej bir yere çekilmiş, Uzay'ı izliyordu. En sonunda aramızdaki kısacık, ama bana çok uzun gelen sükut Uzay'ın yorgun sesiyle son buldu.
"Senin ne işin var burada?"
Gülümsemem anında solarken, Uzay'dan farklı olarak kaşlarım havalandı.
Ne diyeceğimi bilemezken, tek bildiğim ondan beklediğim cevap bu değildi.
🪄
Bölüm Sonu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
