İkinci Perde - 2.Bölüm

2.2K 157 21
                                        

Keyifli okumalar.

🃏

Yazar Anlatımıyla.

Boş tavanı izlemeye koyulmuştu genç adam. Boş boş duvarları, tavanı izletmeye mecbur bırakan herkese içinden lanet okudu bir anda.

Beyaz evden kaçtığı günden beri annesini bulduğu bodruma gelmişti. En azından burada idare edebiliyordu. Annesi burada uzun yıllar kaldığı için birçok eşya vardı, bunlar da Uzay'a bir süreliğine yetiyordu.

Onun için çok zor olsa da, sular durulana kadar burada kalma mecburiyetindeydi. Aklındaki tilkilerin çok güzel planları vardı, ama her şeyin zamanı vardı onun için.

Hallo (Uzay askimin mavişimin balımın peteğimin dünyamın işareti pt. Bilmem kaç)

Şu an burada kalmasının da bir sebebi elbet vardı. Yıllar geçtikçe plansız bir şey yapmamaya alışmıştı. Bir yandan bu yönünün iyi yanları olduğunun da farkındaydı, ama kabul etmemekte ısrarcıydı.

Şimdiyse öldü süsü vermek için uğraşıyordu. Eğer yaşadığı anlaşılırsa, kendisine fiziksel olarak zarar gelmese bile canı yanardı.

Annesine, ona emanet olan bebeklere ve sevdiği kadına onun yüzünden gelen tek bir zarar bile onun yüreğinin burkulmasına, canından can gitmesine sebebiyet veriyordu.

Uzandığı yataktan kalktı, günlerinin hep aynı geçmesi onu artık sıkmaya başlamıştı. Ama katlanmak zorundaydı. Hayatında olan dört değerli kadın için her şeye razıydı. Kabullenmişti artık. Yolun sonunda onlara kavuşmak varsa eğer hiç bıkmadan tüm yaşanmak zorunda olanlara dayanırdı.

Şimdi dayandığı gibi.

Yatakta oturur vaziyette, pantolonundan cüzdanını çıkarttı. Kız kardeşi Dilay'ın ve sevdiği kadının; Neva'nın fotoğraflarını cüzdanında taşıyordu.

Parmaklarıyla her iki fotoğrafta gülümseyen çehreleri okşadı. İçten içe kardeşinin mezarını, Neva'nın ise huzur bulduğu kokusunu, teninini, kısacası her şeyini özlemişti.

Sevdası, özlemi tüm kalbine, ruhuna, benliğine ağır gelmeye başlamıştı.

Evden kaçış ânı uçuştu mavi harelerinin önüne. Harelerinin parlaklığı gitmiş, solmuş bir şekilde bomboş bakan gözlere çevrilmişti.

Beyaz evi avucunun içi gibi biliyordu. Oradan kaçması onu pek zorlamasa bile sonrasında da saklanması, kendini gizlemesi yoruyordu kendisini.

Babası bu sefer acemiydi. Önceden kalan elektrikli tel örgüler yoktu orada artık. Bu yüzden camı kırıp, balkondan atlaması onu pek yormamıştı.

Atladığı zaman aklındaki tek şey; buradan yakalanmadan uzaklaşmasıydı. Bu zamana kadar fiziksel acıya alışmıştı, bir yerlerini kırması onun için çok büyük sorun teşkil etmezdi.

Ama aklına koymuştu artık. Fransa'ya bu gece dönecekti. Artık burada kalmaya gücü kalmamıştı. Fiziksel olarak iyiydi, ama psikolojik açıdan öyle değildi. Bunu kendi de biliyordu.

Yarın sabah erkenden çocukluktan beri hayalini kurduğu havacılık okuluna sınavı vardı. Yetişmesi gerekiyordu, başka yolu yoktu.

Koca Bebek | TextingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin