Koca Bebek | Texting
İkinci Perde 3. Bölüm 2. Kısım
Uzay'ın Anlatımıyla
-Birkaç Ay Önce-
"Selam geçmişim. Yine ben. Umarım bu sayfayı tamamladığımda olacaklardan sonra artık benden geçebilirsin. Umarım beş, altı, yedi ve sekiz yaşlarımın kimliğine bürünüp karşıma çıkmazsın.
Umarım Toprak olarak karşıma çıkmazsın. Bugün o adamı görmeye gideceğim... Evet bizi bu hâle getiren adamı görmeye gideceğim çünkü buna ihtiyacım var. En azından psikoloğum öyle söylüyor. Tek dileğim oradan çıktıktan sonra çocukluğumun çeşitli zamanlarda karşıma dikilip 'sahiden cezasını çekiyor mu?' Diye sorup uykularımı kaçırmaması. Tekrar geleceğim."
Toprak Lorenz.
Üzerini karaladım.
Uzay Lorenz.
Uzay'ın gerçek kişiliğinin günlüğünden alıntıdır.
Arabada yazdığım satırları bitirdikten sonra karşımdaki tabelaya iyice baktım...
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu
İnsanlar buraya ellerinde yemek dolu kaplarla veya temiz çamaşırlarla birlikte geliyorlardı. Ben buraya elimde iki kurşunla ve bir fotoğrafla gelmiştim.
Arabadan inip kimlik kontrol noktasındaki sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde onun babam olduğunu söylemek yerine sadece kimliğimi göstermekle yetindim. Binadan içeri girdikten sonra ise kemerden ayakkabı bağcığına kadar her türlü tehlike arz edebilecek şeyi gardiyanlara teslim ettikten sonra açık görüşün yapılacağı salona girdim.
Buraya gelenler bekledikleri insanları görür görmez koşarak sarılıyorlardı.
Çocuklar babalarına doyasıya sarılıyorlardı.
Başımı çevirdiğim yerde altı yaşımı kolundaki morluklara bakarken gördüm.
"Babaların sevgisi bu değilmiş Uzay." Dedi ve kayboldu.
"Derick Lorenz yakını!"
Elimi kaldırıp gardiyana burada olduğumu belirttim. Hemen ardındansa en son mahkeme salonunda gördüğüm o adam görüldü. Onu kurtaracak şeyleri söylemediğim için kardeşleriyle birlikte beni yok etmeye ant içmiş babam.
Bileklerindeki kelepçeler çıkarıldı ve karşımdaki oturma yerine oturana kadar gardiyan gözetiminde getirildi.
"Büyümüşsün."
"Çocuk değilsin artık. Ağlamayı kes Toprak!"
"Büyüdüm. Sen büyüttün."
Hâli vakti oldukça yerindeydi. Ailesini zaten katletmiş birine verilecek hapis cezası ona ödül niteliğindeydi.
"Bundan onur duyarım. Toprak."
"Uzay. Benim adım Uzay."
Sinir bozucu gülüşünü duydum.
Elimdeki kurşunlardan birini masaya bıraktım. "Bu mermi belki fiziken bana saplanmadı. Ama o 14 Kasım var ya. Sekiz yaşındaydım ben hani. Tek başıma annemi hastaneye götürdüm. Üzerimdeki kıyafetler kan revan içindeydi. Sen bu kurşunla Toprak'ı o gün öldürdün."
Diğer kurşunu da masaya bıraktım. "Bu kurşun kim için dersin? Ben söyleyeyim. Gerçek mi hayal mi olduğuna kanaat getirecek kadar bile göremediğim kız kardeşim için. Dört yaşındaydım. Görmeyeyim diye odasının kapısını kilitledin. Ben kardeşimi görmek için karın içinde odasının penceresinde durdum saatlerce."
Gözüm diğer ailelere ilişti. Tartışan sadece bizdik. "Ya ben tanımadığım insanlardan sevgi dilendim ya. Efe var ya hani, senin şu oynamamı yasak ettiğin Efe. Onun babası bile bana oğlum diye sevgi gösterirken sen benim babam olduğun hâlde bizden nefret ettin. Neden?"
Birkaç saniye bekledi. "Ben senin kitaplarda okuduğun sevgi dolu insanlardan değilim. Benden bunları beklemen aptallıktı."
"Ya ne bekledim ben senden!"
Gardiyanların kapıya vurma sesini duydum. Yükselen sesimi alçaltıp devam ettim. "Ben senden sadece beni görmeni istedim. Hatta bunun için bir yere gittiğimizde ordudan arkadaşlarınla denk gelmek için dualar ederdim. Çünkü sadece onları gördüğünde beni oğlun olarak görüyordun."
Tepkisizce bakmaya devam ediyordu.
"Öfkemi konrtol edemiyorum biliyor musun? Bunu bana sen öğrettin. Sinirlendiğinde gözün kimseyi görmezdi ve sonra derdin ki, ben sizi sevdiğimden böyleyim, Çocuktum sevgiyi kırıp dökmek veya bağırıp çağırmak sandım. Ama acı bir şekilde öğrendim ki bunun adı sevgi değildi."
Elimdeki fotoğrafı da masaya koydum. Babamın Melisa ve kızıyla gülerek poz verdiği fotoğrafı.
"Gülebiliyormuşsun. O kadına gül bahçeleri sunarken bize hep dikenliydin. Bu fotoğrafa iyi bak. Ne görüyorsun?"
"Ne görmem gerekiyor?"
"Doğru. Sen görmezsin. Görmek istemezsin. Çünkü senin için yasak olan hep daha caziptir. Bunun için rütben sökülmedi mi zaten?"
Görüşün bitmesine 10 dakika kala gardiyanın uyarısı duyuldu. "Keşke bizi terk etmiş olsaydın. En azından senden nefret ederek büyümezdim."
Ayağa kalkıp yüzüne iyice baktım.
"Tahliye olduğun zaman. Dua et ki ben seni bulmadan sen beni bulmuş ol. Eğer ben seni bulursam seni öldürmem için bana yalvaracaksın."
Çıkmadan hemen önce,
"Bu arada, kendi anneni ve babanı da öldürdüğünü de biliyorum. Üvey babanı yani,"
Bölüm Sonu
⚜
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
