Keyifli okumalar.
🃏
"Çocukluğum beyaz bir evde mahkum kaldı çünkü. Ben oradan travmalarla çıksam bile, çocuk ruhum orada; beyaz evde can çekişiyor."
Tamamen doğrulup, düşünceli tavırla sorumu sordum.
"Nasıl yani?"
O da kendini doğrultup, bağdaş kurdu.
"Annemin cenazesinden iki hafta sonra oldu aslında hepsi. Anneannemlerle yaşıyordum ben."
Derin nefes alıp, saçlarını dağıttı. Anlatacak o kadar fazla şeyi vardı ki, nasıl anlatacağını bilmiyordu sadece.
"Babam.. beni görmek adıyla kapıya kadar gelmiş. Ben yanına gidince de eter koklatıp bayıltmıştı."
Kaşlarım çatılırken; "Neden kokladın ki onu?" Diye sormuştum.
"Annenin parfümünü getirdim, deyip koklatmıştı."
Yutkunurken, annesine olan bağlılığını bir kez daha anlamıştım.
"O sırada cinayetten neden tutuklanmamıştı?"
Ensesini ovup, cevap verdi sakince.
"Bir delil ve ya gören yoktu diye."
"Sen gördün ama?" Diye teyit edercesine sordum.
"Beni kim görüyordu ki zaten? Etrafımda yükselen dumanlar vardı, ama kimse benim çocukluğumun küle döndüğünü farketmedi gibi bir şey."
İç çekip, dudaklarımı araladım.
"O dumanlara sebep olanlar onlardı belki de."
Omuz silkmekle yetindi sadece. Yaşadıklarını anlatmak zor geliyordu, en azından ben böyle hissediyordum.
"O beyaz ev dediğim.. cidden bembeyaz bir ev. O kadar kötü ânım, travmalarım var ki, bunlardan biri de beyaz rengi sevmemem. Tahammül edemiyorum sanki o renge." Deyip gözlerini kapadı. Evimizde pek beyaz eşya olmaması iyi olmuştu onun için.
"Ne kadar orada kaldın?"
Gözlerini açıp, her zaman bir anısını anlattığında hep yaptığı gibi yapmaya başladı. Gözlerini yere sabitleyip, boş bakışlar atarken konuştu.
"İki ay boyunca."
"Seni hiç aramadılar mı? Kiminle gittiğini de biliyorlardı, bence."
Kafasını olumsuz anlamda sallayıp, bakışlarını bana çevirdi saniyelik olarak. Konuşmaya başlayınca ise tekrardan uzaklara daldı hareleri.
"Evet, haberleri vardı. Ama hiçbiri aramadı. Sadece Tolga dayım benim kaçırıldığımı söylemiş, hatta polisi de o aramıştı, ama evdeki herkes görüşmedikleri hâlde babamla görüştüklerini ve benim iyi olduğumu söylemişlerdi."
"Ama senden haberleri yoktu?"
'Evet' anlamında kafasını sallayıp, konuştu; "Yoktu, sanırım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Novela JuvenilGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
