İkinci Perde - 7.Bölüm

2.2K 117 31
                                        

Keyifli okumalar.

🃏

Durumu anlamaz şekilde gözlerimi Hilal abla ve Uzay'ın üzerinde gezdirdiğimde onlar hiçbir şey olmamış gibi yemek masasına geçmişlerdi.

Ben de peşlerinden gittiğimde aradaki sessizliği Hilal abla bozmuştu.

"Annen baban nerelerde Nevacığım?"

Yutkunup, Uzay'a baktım.

Dudağının kenarı kıvrılıp, geriye yaslandı.

"İstanbul'da yaşıyor onlar."

Kafasını usulca sallayıp, sorgularcasına diğer sorularını yöneltti.

"Kardeşin falan var mı?"

Yerimde gergince hareket ettim. Bir anda böyle sorular sormasını beklemiyordum açıkcası.

"Abim var, dört yaş büyük benden. Üniversite okuyor şu an."

Gülümseyip, "Onlarla da müsait bir zamanda görüşmek isterim."

Ben de aynı şekilde minikçe gülümsedim. Bu dediği hoşuma gitmişti nedensizce.

"Tabii, iletirim."

Bu sefer hangi soruyu soracak diye dikkatle incelemeye başlamıştım. Uzay'a gözüm kaydığında bu halimden memnun gibi gözüküyordu.

"Annen baban ne iş yapıyor?"

Beklediğim bir soruydu.

"Annem avukat, ama şu an çalışmıyor. Babam devlet memuru."

Hilal abla tekrar konuşacakken bu sefer araya Uzay girdi.

"Bu kadar sorgu yeter bence. Kız burada kıvranıyor abla." Diyip gülünce sessiz kaldım.

Sonuçta haklıydı.

Kahvaltımızın geri kalanı sessiz geçerken, derin nefes aldım. Şu sorgu işini sevmemiştim.

Uzay'ın aslında bugün hastaneye yatışı gerçekleşecekti, ama Hilal abla sayesinde vazgeçmişti. Muhtemelen sabah erkenden uyanıp, halletmişti.

"Civcivsi!"

Düşüncelerimden Güneş'in sesiyle sıyrıldım. Uzay'a baktığımda o da meraklı gözlerle bana bakıyordu.

"Ben bi' gidip bakayım."

Sesi Uzay'ın çalışma odasından geliyordu. Yanına adımladığımda kitap rafına tutunmuş, maviş gözleriyle yukarıya bakıyordu.

Paytak adımlarla bile olsa yürümeyi çözdüğü için bir yere tutununca düşmüyordu.

"Ne oldu güzelim?" Deyip kucağıma aldığımda kafasını boynuma gömmüştü.

"Onu." Deyip zamanında onun için aldığımız bebek kitaplarından birini gösterdi. Alıp verecekken üzerinde başka bir siyah defter olduğunu gördüm.

Alıp bakacakken Güneş'in minik elleri benden daha önce davranmıştı.

Canını acıtmak istemediğim için kendisinin bırakmasını bekledim, ama nafile.

"Bitanem bırak şunu."

Yüzünü boynumdan kaldırıp, kaşlarını çatmaya başladı.

"İyi artık." Deyip burun kıvırınca kahkaha attım.

Artık yeni alışkanlığı olmuştu. Sinirlendiği bir şey olunca Uzay'dan öğrendiği kadarıyla iyi artık diyordu.

Sebebi de mutfakta baharatların olduğu çekmece aşağı tarafta olduğu için Güneş rahatlıkla oraya ulaşabiliyordu.

Kekiği aldığı zaman Uzay, "İyi artık onu alıp dağıtırsın Güneş." Demişti.

Güneş de o günden bu yana her sinirlendiği şeye yersiz olarak iyi artık demeye alışmıştı.

"Al bitanem."

Çizgi film temalı hikâyeyi eline tutuşturduğumda minik adımlarla odadan çıktı.

Elimdeki siyah defteri açtığımda içindeki yazıları ilk saniyelerde anlayamamıştım. Çok fazla üzeri çizilen yazı vardı. Hem Almanca, hem de Fransızca yazıldığı için oldukça zor anlaşılıyordu.

Yazıdan Uzay'ın olduğunu anlamıştım, ama bana bundan hiç söz etmemişti. Günlük olduğunu anlamıştım.

Bana seslenmedikleri sürece zor da olsa okuyabilirdim diye koltuğa oturdum.

Not: Hikayede geçen bütün günlük, mektup, e-mail gibi materyaller gerçeğiyle birebir örtüşmektedir

13.
19 Kasım 2019
Saat 05.28
(+)
Mutfak masaları bence tedavülden sonsuza kadar kaldırılmalı çünkü gece saatlerinde kullanmak insanı filozof da yapıyor şizofren de.
Sadece depresif biri yapıyor.

Saat 09.14
(+)
İnsanların kutup ayısı gibi karda yuvarlanmaları aşırı sinirimi bozuyor. Çok meraklıysanız Antartika'ya gidip penguenlerle kardan altın günü yapmaya ne dersiniz çocuk adamlar ve kadınlar.

Düşündüğümde kara dokunmaktan nefret ettiği aklıma gelmişti. Yazdıklarını görünce utanacağını biliyordum, ama bana çok tatlı geliyordu.

Saat 15.02
(+)
Sınıftaki herkesin suyuna kimya laboratuvarından asit çalıp dökesim var.

Şimdi de öyleydi. Bir insan hiç mi değişmez?

6 Mayıs 2022
Saat 01.37
(-)
Şizofrenik ruhum ölüme meyilli.
Çay mı demleyip içsem, intihar mı etsem bilemiyorum.

Saat 04.55
(-)
Bilgisayar oyunları oynamaktan ve karakter kodlamaktan bipolarlığım çift karakterliliğe dönüştü.

Saat 10.41
(-)
Gözlerimin dolduğunu belli etmemek için sırıttığım her dakikadan nefret ediyorum.
Her dakika kendimden nefret ediyorum.

Nefret eden benliğine aşığım.

Saat 23.21
(-)
Kafamın içindeki iki kişiliği susturmak için antidepresan kullanmaktan başka seçeneğim kalmıyor ve bundan çok sıkıldım.
Antidepresan kullanmaktan nefret ediyorum.

8 Mayıs 2022
Saat 11.26
(+)
Kafamın içindeki sesleri seviyorum. Yalnız olmadığımı hissettiriyorlar.

Onun hep yanında olacağım.

Saat 17.23
(-)
Antidepresanlar yasal uyuşturucu gibiler. Onları kullandığımız için ötekileştiriliyoruz ama kimse neden kullandığımızı sormuyor.

9 Mayıs 2022
Saat 00.50
(-)
Çocukluğumu özlüyorum, ama onu affedemiyorum.

Saat 00.55
Kendimi Toprak olabilecek kadar masum hissetmiyorum.
O ismin yaşattıklarından nefret ediyorum.

O isimle birlikte Uzay değişti.

11 Mayıs 2022
Saat 12.03
(+)
Antidepresan kullanmayı bıraktım. Onlara ihtiyacım kalmadı.
(-)
Beynimi uyuşturan ilaçları kullanmadıkça öfke bombasına benziyorum.

Saat 18.20
(-)
Evdeki aynaları tamamen kaldırdım. Sanırım tekrar yerleştirmeyeceğim.

Saat 21.34
(-)
Çevremdeki herkese zarar verdiğime eminim ve bunu durdurmam gerekiyor.

Hiç kimseye zarar vermediği hâlde böyle düşünüyordu.

12 Mayıs
Saat 07.30
(-)
Oradan çıkmamam gerektiğini biliyorum ve ait olduğum yere dönmeye karar verdim.

Biz kazandık. Oraya geri dönmeyecek.

🃏

Bölüm Sonu.

Koca Bebek | TextingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin