Keyifli okumalar.
🃏
Akrep yelkovandan kaçarken, saatler ilerliyordu. Birkaç saattir Uzay dizlerimde uyuduğu için ayağa kalkamıyor, olduğum yerde yüzünü okşamaya devam ediyordum.
Hava karardığı için başucu lambasını açmak için eğildiğimde, yere -yatağın altına- yerleştirilen defterin küçük bir kısmı gözüküyordu. Belki abimindir diye Uzay'a dikkat ederek elime alıp baktığımda bunun eski ve kalın bir defter olduğunu anladım.
Defterin ilk sayfasını açtığımda Almanca yazılar dikkatimi çekerken, defterin artık Uzay'ın olduğuna kanaat getirebilirdim. Bir yandan da gözüm ona kayıyor, uyuduğundan emin olmam gerekiyordu.
Suç üstü yakalanmış çocuklara benzememek adına onu uyandırmadan defteri inceleyip bitirmek istiyordum.
Sayfaları sessizce çevirip baktığımda her sayfada farklı tarih atılmıştı. Her tarih başlığı üç ya da dört cümleden oluşuyordu.
El yazısı bir çocuğa göre çok güzel ve düzenliydi. Eğer tarih atılmış olmasaydı, bunları yakın zamanlarda yazdığını bile düşünebilirdim.
İlk sayfayı açtığımda, okumaya başlamıştım.
21 Kasım, 2011.
Bugün herkes aşağıda yemek yerken ben odamdaydım, çünkü kapım kilitliydi.
Kaşlarım çatılırken, bunu neden yaptıklarını da merak ediyordum. 2011 tarihinde artık Uzay'ın annesinin vefat ettiğini biliyordum. Babası da cezaevindeydi. Uzay'ı kimin bu şekilde büyüttüğünü merak ederken, diğer sayfayı çevirdim.
23 Kasım, 2011.
Bugün annemle aldığımız bilekliği kaybettim. Umarım üzülmez.
Burukça gülümserken, annesine ne kadar düşkün olduğunu bir kez daha anlamıştım.
Yazdığı yeni notta tarih fazlasıyla ilerlemişti. Neden yazmadığını merak ederken, okumaya devam ettim.
8 Şubat, 2012.
Bugün bu tuhaf hastanede verilen ilaçlar yüzünden adımı unuttum ve kolumu kullanamayacak kadar yorgunum.
Tuhaf hastaneden kastığı neydi, bilmiyordum. Uzay'ın çocukluk yaşamadığını, yaşadığın anların da hepsinin geleceğe travma yarattığını biliyordum. Bu sadece benim düşüncemdi aslında, daha neler yaşadığını tam olarak anlatmamıştı.
Bu yazılardan sonrada içten içe merakım artarken, o söylemeden soracağımı da sanmıyordum. Nede olsa, onun özelini şu an izinsiz bir şekilde okuyordum ve bunun için bana kızma ihtimali vardı.
9 Şubat, 2012.
Bugün uyuyamadığımı söylediğim için beni yatağa bağladılar.
Ağzım şaşkınlıkla aralanırken, neler yaşadığını. nerede kaldığını, nasıl zorluklar atlattığını ve hâlâ daha atlatmaya çalıştığını merak ediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
