Keyifli okumalar.
🪄
Saatler birbirlerini kovalıyor, günler geçiyordu. Bu günlerde Uzay'la okul işini halletmiş, birkaç gündür okula gidiyorduk. Ben 10.sınıfa tekrar başlarken, Uzay 12.sınıf olmuştu.
Uzay okulla, ofisi aynı anda idare etmeye çalışıyordu ve oldukça yoruluyordu. Ben stajyerliği bitirdiğim için sadece okulla ilgileniyordum.
Bu durumda Uzay'ı yalnız bırakmamak için de Türkiye'ye dönmemiş, bazı kalan eşyalarımı annemlerin kargoyla göndermesini istemiştim.
Bugün Pazar'dı. Uzay'la her şeyi hemen hemen aynı anda ve beraber yapmış olsak bile gün içinde o ofiste, bende okulda oluyordum.
Geri kalan zamanlarında da Dilay'ı bulmak için elinden geleni yapıyordu. Babası daha fazla bir şey demediği için bulmakta zorlanıyordu, ama üstesinden geleceğine emindim.
Bugün ikimizde tamamen boştuk ve evde vakit geçirecektik. Uzay'ın yanından ayrılmak istemediğim için onunla birlikte hareket ediyordum. İkimizde bundan memnunduk. En azından bana göre.
Salondan çıkıp, çalışma odasına doğru ilerledi. Aynı şekilde ben de gittim. Tabletini alıp, kanepeye oturunca bende hemen oraya geçtim. Kafamı dizlerine yaslayıp, kanepede uzandım. Telefonumu çıkarıp, gelen bildirimlere baktım.
O da hiç istifini bozmadan işine devam ediyordu. Bu hâllerime genellikle alışıktı.
Kısa süre sonra tabletini kapatıp, dudaklarını araladı.
"Kalkalım mı yoksa uzanmak mı istiyorsun?"
Telefonumu kapatıp, gözlerimi ona çevirdim.
"Kalkalım." Deyip kalktım ve onun da kalkmasını bekledim.
Mutfağa doğru adımlayıp, bardağını çıkardı. Kahve yapacağını bildiğimden bana doğru olan sırtına ellerimi dolayıp, ona sarıldım.
İkimizde temas bağımlısı olduğumuz için bu durumdan asla şikayetçi değildik.
Kahvesini içip, bardağı yıkadı. Bu süre zarfında aynı hareketler ediyorduk. Beline koala misali sarıldığım için o nereye adımlasa ben de aynı şekilde adımlıyordum.
Yönünü çevirip, mutfaktan çıktı. Lavabonun önünde durup, bekledi. Ellerimi belinden çektim, ama o beklemeye devam ediyordu.
Yüzünü bana çevirip, konuştu.
"Lavaboya gireceğim."
"Tamam, gir."
Gözlerini devirip, konuştu.
"Yalnız gireceğim yani kapıda beklemenin anlamı yok."
Dudaklarımı büzüp, kafamı eğdim.
"Hiç duygu sömrüsü yapma bana. İstersen sonrasında 'Neva, bitti.' diye seni çağırayım."
Kısa süreli duraksayıp, muhtemelen dediği şeyi
düşündü.
Yüzünü buruşturup, homurdandı.
"Neler geçiyor aklından, tövbe tövbe."
İstemsizce gülerken, ben de gülmüştüm. Bir şey demeden hızla lavaboya girince benden kaçtığını anlamıştım.
Ben de yönümü değiştirip, salona doğru ilerlemiştim. Muhtemelen birazdan yanıma gelirdi.
Kısa süre sonra salona gelip, yanıma kuruldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Fiksi RemajaGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
