Keyifli okumalar.
🃏
Bugün dediğimiz şey; sonsuz geçmişin ve adlandıramadığımız geleceğin okyanusunda minik bir damladır. Zaman dediğimiz kavram bir anlıktır.
Bazen bir dakikaya bile anı sığdırır, bazense boş bir günü asla renklendirmeyiz. Bunları yapmak bizim elimizdeyken, bazı zamanlar kaderin bize yaşattıkları zamanımızı renklendirir.
İyi ya da kötü, yaşadığımız her saniye bizleri gerçek hayata hazırlayan bir eylemdir. Tüm anılar bizim geleceğimize adım atmamız için merdiven rolünü oynar.
Akrep yelkovandan kaçarken, her şeyi tekrardan düzene oturtmaya çalışıyorduk.
Geçen yirmi günün sonunda hep beraber eve gelmiş, birlikte yaşamaya devam ediyorduk. Deniz teyze artık dış dünyaya alışmış, hatta bir işe bile girmişti.
Bizim rutinimiz ise aynı devam ediyordu. Sadece Uzay'ın babasının ölümü gerçekleşmiş ve gömülmüştü.
Yazdığı mektupta Uzay'ı suçlayabilecek kişilere karşı açıklama yapmış, bu yüzden de bir nebze olsun rahatlamıştık.
Şimdiyse akşam çökmüş, Güneş ve ben salondaydık. Deniz teyze en son mutfakta, Uzay ise balkondaydı.
Güneş uyumlu bir bebek olduğu için hiç kimseyi yadırgamamış, ortama gülücükler saçmaya devam ediyordu.
"Oğlum!" Diye bir bağırtı bulduğumda istemsizce kucağımdaki Güneş'le birlikte irkildik.
Deniz teyzemin sesi olduğu için hızla Güneş'i oyun yerine indirip, balkona gittim.
"Uzay, uyan oğlum! Ay ne oldu sana?" Deyip bir yandan ağlıyordu.
Uzay oturduğu sandalyede gözleri kapalı bir şekilde durmuş, uyuyordu. Deniz teyzenin ne yaptığını şaşkınlıkla izlerken, Uzay sonunda uyanabilmişti.
"Ne oluyor amk? Uyuyoruz şurada." Deyip doğruldu.
"Ay öldün sandım oğlum. Bu ne böyle ceset gibi uyuyordun."
Burnunu çekerken, endişelendiğini anlamak zor değildi.
"Anne.."
Nefes verip, gözlerini kapattı.
"Sen doktorsun kadın, nabzıma falan baksaydın. He diyelim öldüm, bağırdığında uyanacak mıyım ben?" Diye konuşunca hak verdim.
Bir yandan da gülesim geliyordu, ama kendimi tutuyordum.
"Ne bileyim ben, kalk yerinde yat." Deyip yanımızdan gitti.
Gittiği gibi gülmeye başlarken, Uzay'ın siniri hâlâ geçmemiş gibiydi.
"Gülüp durmasana, sinirim bozuldu. Ne güzel uyumuştum ya."
Bebek gibi sızlanırken, gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
"Gel, uyuyalım." Deyip elini tuttum.
Olumlu anlamda kafasını sallayıp, ayağa kalktı. Bir şey söylememe izin vermeden elimden tuttuğu gibi yatağa götürdü.
İkimizde yüz yüze uzanmış, birbirimizi seyrediyorduk. Eli yüzüme düşen saç tutamına giderken, parmağına doladı yavaşça.
Tüm saçlarımı geriye itip, avucuna yanağıma yasladı. Gülümseyip, harelerimi tüm çehresinde gezdirdim.
Ezberlemek istermiş gibi kazıdım hafızama tüm uzuvlarını.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
