Keyifli okumalar.
🃏
Zaman hızla akıp giderken, Uzay'ın klinik kararı almasından birkaç gün geçmişti. Kararından döndürmek adına bu günlerde bir şey yapmamıştım, ama vakti gelmişti.
Uzay'ın ablam dediği, ama aslında teyzesi olan Hilal ablayı buraya çağırmıştım. Zuhal teyze işlerinin yoğunluğundan buraya gelemese de, Hilal ablayı ikna edebilmiştim.
Uzay'ın yaşayamamış olduğu çocukluğu, ergenliği, gençliği.. hepsinde yanında ablası vardı. Şu an Almanya'da olduğu için onunla hiç tanışma fırsatım olmamıştı, bugün ilk kez yüzyüze gelecektik.
Uzay beni anlatmıştı, ama benim dün dışında onunla pek bir diyaloğum olmamıştı. Uzay'ın durumunu ona anlattığımda o da aynı benim gibi endişelenmiş ve kliniğin ona iyi gelmeyeceğini söylemişti.
Uzay'ın çocukluğunun mahvolmasında ki en büyük etken o klinikti. Oraya tekrar dönerse, şimdiki hâlinden daha kötü olacağı aşikardı.
Ama bunu ona anlatmak gerekiyordu. Ben anlatmaya çalışsam bile benim haklı olduğumu bildiği halde; hiçbir şey demeyip, sessiz duruyordu.
Uçak çoktan inmiş olmalıydı. Kendisinin geleceğini söylediğinde itiraz etsemde benim almamı kabul etmemişti.
Bir süre sonra kapı çaldığında gergin bedenim daha da kasıldı. Uzay'ın tepkisi nasıl olacaktı bilmiyordum, fazla kızmamasını diledim içimden.
"Kapıyı açar mısın?"
Seslendiğimde saniyeler içersinde gelmiş, kapıyı açmıştı. Bende arkasından ilerlediğimde Hilal ablayla göz göze gelmiştim.
"Abla? Ne işin var burada?" Dediğinde kolumu çimdikledim.
Kısık sesimle, "Öyle mi denir?" Demeyi de ihmal etmemiştim.
"Boncuğum! Gel sarılayım sana." Deyip daha rahat sarılması için Uzay'ı eğdi.
Onlar sarılma faslını bitirdiklerinde, "Dışarıda kaldınız, gelsenize."
İçeriye girdiklerinde bana da Uzay kadar uzun süreli olmasa da sarılmıştı.
"Boncuğum sen benim valizi odaya koy, Neva da bana lavaboyu göstersin."
Lavaboyu gösterip geri dönecektim ki, seslenmesiyle durdum.
"Bugün klinik hakkında bir şeyler dedi mi?"
Olumsuz anlamda kafamı salladım.
"Ya ben konuştum onunla. Haklı olduğumu da biliyor, ama sessiz kalıyor. O yüzden sizi çağırdım." Deyip mahçupça gülümsedim.
Kadını işinden etmiştim. Evliydi ve iki yaşında çocuğu vardı.
"Ben konuşurum bugün. Keşke Zuhal'i getirseydim, onu görüp yumuşardı. Ama ev zaten kreş gibi yormak istemedim." Deyip güldü.
Ben de aynı şekilde gülümserken salona geçtim.
Birlikte sohbet eşliğinde yemeğimizi yediğinde bu sefer Uzay araya girdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
