Keyifli okumalar.
İtalik yazım şekli Almanca cümlelerden oluşmaktadır.*
🃏
Şaşkınca yüzüne bakarken zar zor dudaklarımı araladım.
"Anlamadım?"
Harelerini gözlerimden asla ayırmazken, kaşları çatılabilirmiş gibi daha da çatıldı.
Derin nefes alıp, doğrulmaya çalıştı.
"Şimdi burada olmanı istemiyorum, Neva. Çıkar mısın odadan?" Deyip bakışlarını yüzümden çekti.
Kısaca, 'Seni umursamıyorum.' imasını yaptı. Bu hâline anlam veremezken, odadan çıkmayıp yerimde durdum.
Harelerini herbir yere değdirip, en son benim üzerimde durdurdu.
"Odadan çıkmanı istiyorum."
Yutkunup, bu tavrına anlam veremedim. Belki de her şey bu kadardı diye düşünüp, yenilmişlike omzumu düşürdüm.
Arkamı dönüp, odadan çıktım. Orada daha fazla kalmak istemeyip, hastanenin bahçesine doğru ilerledim.
Boş bir bank bulup, oraya kuruldum. Neden böyle davrandığını anlayamıyor, ama daha da üstüne gitmek istemiyordum.
Eğer hep böyle devam ederse, iletişimimiz kesilirdi. Bu düşünceyi aklımdan tamamen çıkarmak istiyordum. Ona fazlasıyla alışmış ve bağlanmışken böyle davranması beni dumura uğratmıştı.
Ellerimi saçlarımdan geçirip, derin nefes aldım. Buradan biraz uzaklaşmak bana iyi gelecekti. Uzay'ın iyi ve yanında en azından Matej'in olduğunu biliyordum.
Telefonumu alıp, banktan kalktım. Sahile doğru yol alırken, aklımda Uzay vardı. Neden böyle davrandığını bilmemek beni daha da düşünmeye zorluyordu.
Kısa yürüyüşten sonra boş bir bank bulup, oturdum. Hava sıcak olduğu için soğuk diye bir sorunum da yoktu.
Telefonumun titremesiyle Sera'nın aradığını gördüm. Bekletmeden açıp, konuştum.
"Efendim?"
"Neredesin Neva?"
Sesinden duyumsadığım endişe yüzünden kendimi suçlayabilirdim. Ona haber vermiyor, birkaç saatlik dışında hastaneden de çıkmıyordum.
"Sahildeyim şimdi. Evde misin sen?"
Kısa bir duraksamanın ardından konuştu.
"Evet de, senin hastanede olman gerekmiyor muydu? Hep oradasın ya, ondan diyorum."
Derin nefes aldım. Bu konuyu açmak ya da konuşmak istemiyordum.
"Şimdilik böyle gelişti diyelim. Sana da haber veremedim kusura bakma."
Konunun kapanması üstüne de birkaç bir şey konuşmamızın ardından telefonu kapatmıştım. Neredeyse yarım saattir buradaydım. Hep burada kalmayacağımı düşünüp, ayağa kalktım.
Hastaneye doğru ilerlerken, adımlarım epey yavaştı. Beni tekrar istememesinden ya da daha da sinirlenip terslemesinden çekindiğimi biliyordum.
Hastaneye vardığımda Uzay'ın olduğu kata çıkarken yavaş adımlarıma tezat kalbim yerinden çıkıyormuşçasına atıyordu.
Bu hâlime anlam veremiyordum. Sonunda odaya vardığımda kapıyı tıklatacakken odadaki sesler bu eylemime engel oldu.
Merak ettiğim için biraz daha yaklaşıp, konuştuklarını dinlemeye çalıştım.
Yaptığım iyi bir şey değildi, biliyordum. Ama bana karşı davranışını belki açıklardı diye dinlemek başka da şansım yoktu.
"Abi sen manyak mısın! Kız kaç gündür burada amk. Vereceğin tepkiye sokayım."
Matej'in konuşmasıyla konunun benimle ilgili olduğunu artık tam anlamıyla öğrenmiştim.
"Karşısında böyle durmak istemedim. Özel bir sebebi yok, anlasan iyi olur. O sırada öyle gelişti sadece."
Derin bir iç çekişten sonra tekrar Matej'in sesini işittim.
"İyi. Kız gelince ne halt edeceğine kendin karar verirsin."
Sessizlikten sonra kapının bir anda açılmasıyla neye uğradığımı şaşırdım.
🃏
Bölüm Sonu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Fiksi RemajaGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
