Medya: Can Bonomo- Dem
Keyifli okumalar.
🪄
Aramızdaki sessizliği benim ya da Uzay'ın sesi değil, çalan telefonun sesini bozmuştu. Bir şey demeden kanepeden kalkıp, odama doğru ilerledim. Kapımı kapatırken, son gördüğüm Uzay'ın da salondan çıkmasıydı.
Telefonumu elime alırken arayanın uzun zamandır konuşmadığım arkadaşım; Arda olduğunu görünce gülümsemeden edememiştim.
"Canım?" Diye telefonu açtım.
"Ya canım tabii. Gebermediğini anladım en sonunda." Diye kinayeyle konuşunca alt dudağımı dişledim.
"Aralar karışıktı ya ondan arayamadım." Deyip ortamı toparlamaya çalıştım.
Bir süre daha konuşurken, en sonunda kapatmıştık.
Kafam konuştuğumuz sırada dağılsa da, tekrardan Uzay'ın dedikleri zihnime uçuşmuştu. Ona karşı boş değildim, hoşlanıyordum hatta. Ama duygularını bu kadar erken dile getirmesi beni bir yandan geriyordu.
Ne olursa olsun hayatıma onsuz devam edeceğimi sanmıyordum, ama ne yapacağımı bilmeyerek ikilemde kalıyordum.
Bir yanım; eninde sonunda kabul edeceksen uzatmanın anlamı yok, diyordu.
Diğer yanım ise, duygularınızdan emin olmadan bir yola adım atma, diyordu.
Daha fazla düşünmeme engel olan Uzay'ın odasından gelen yüksek sesli müzikti. Odadan çıkıp, odasına doğru ilerlerken görüş açışına girmemek için dikkat ediyordum.
Kapısı yarı aralıkken, dinlediği şarkının sesini neredeye sonuna kadar açmıştı.
Şarkıya dikkat ederken, Uzay'da bir anda söylemeye başlamıştı.
Dem ellerin tenime değer
Hayat ne boşmuş meğer
Demdir o birtanemdir o
Dem söyle sen de aşıksan eğer
Demdir acıma merhemdir o
Sen varsan yaşamak sana değer
Uzay'ın da şarkıya eşlik etmesiyle dudağıma minik bir gülümseme konmuştu. Sesinin farklı bir tınısı, insanı kendine çeken bir özelliği vardı sanki.
Şarkı sözleri sanki şu anki durumumuzu anlatıyordu ya da ben öyle anlamak istiyordum.
Bir tutam sevdanı ver Dem
Yaşamak sensin madem
Al beni çek götür uzaklara
Aşk neymiş görsün alem
Duvara yaslanıp, gözlerimi kapattım. Uzay'ın sesine, müziğin ritmine bıraktım kendimi bir süreliğine. Ruhum dinleniyor, melodiye ayak uyduruyordu sanki.
Diğer kısıma ben de kısık sesle eşlik etmeye başladım. Dudaklarımdaki gülümseme de bu âna şahit oldu.
Dem hadi gel yanıma
Al beni kollarına
Şimdilik ayrıyız ama
Düştüm yine yollarına
"Oradan izleyip, eşlik etmekle olmuyor Neva hanım."
Bir anda irkilip kendime gelmemle, karşımda Uzay'ı görmeyi beklemiyordum.
"Ben öylesine şey yaptım da." Deyip kısık sesle konuştum.
Çocuğu resmen dikizlerken yakalanmıştım ve normal olarak biraz utanmıştım.
"Canım dediğin lavuk kimdi senin?" Diye konuyu bir amda değiştirmesiyle şaşırmıştım.
"Anlamadım?"
Dişlerini sıkıp, çenesiyle odamı işaret etti.
"Odada konuştuğun, canım dediğin lavuğu diyorum. Açık tabirle beni mal gibi salonda bırakıp, telefonunu açtığın gevşek işte."
Bir anda kahkaha atmamla Uzay'ın sert ifadesi parçalandı. Yutkunup, beni izlerken ben kendimi durduramıyor, gülüyordum.
"Arda oluyor kendisi ve hayır gevşek ya da lavuk değil. Kendisi benim en yakın arkadaşım." Deyip gülmemin ardından konuştum.
"Her ne boksa." Diye ağzının içinde gevelerken, gülmem yerini yavaşça tebessüme bırakmıştı.
Salona geçerken, ben de peşinden ilerliyordum. Bazen kendimi Uzay'a yapışık bir koala gibi hissediyordum, evet.
,
Saçımdaki düşmeye meyilli olan havlu ve bornozumla beraber banyodan odama paytak adımlarla ilerledim.
Birden bire ateşim yükselmişti. Uzay, ateş düşürücü ilaç vermiş sonrada ılık duş almamı söylemişti.
Üstümü değiştirip, saçlarımı havludan kurtardım. Birazdan kurutabilirdim, şimdi hâlim yoktu.
Odadan çıkıp, salona ilerledim. Uzay kanepede oturmuş, telefonuyla uğraşıyordu.
Tam yanına oturup, ayaklarımı da kendime çektim. Uzay beni farkedince telefonu bırakmış, harelerini bana değdirmişti.
Ona hiç aldırmadan, başımı omzuna yasladım.
Uyumak istiyordum ve Uzay'ın omzu gayet müsaitti.
Elleri ıslak saçlarımı okşayıp, kafamı omzundan kopardı. Kaşları çatık hâlde ona bakarken, o dudaklarını alnıma bastırmış, sonrada öpmüştü.
"Daha iyi misin?"
Yorgun bakışlarımı yüzünde turlayıp, sonrasında tekrar gözlerine baktım.
"Pek emin değilim. Bir kez daha öpersen, belki karar verebilirim."
Bu hâlime gülümserken beni daha da kendisi çekip, dudaklarını tekrardan alnıma bastırdı.
Öpücükleri alnımdan şakağıma doğru yol alırken, gözlerimi kapattım. Bana her dokunduğunda heyecanlanıyor, kalbimin hızlı atışına engel olamıyordum.
Elimi kaldırıp, kalbine koyunca onun da benden farksız olduğunu anladım. Öpücüklerin çizdiği rota kulağımda dururken, sessizce fısıldadı.
"Seni seviyorum."
Gülümseyip, kısa bir süre bekledim. İç sesim; tam sırası, diye bana gaz verirken, günün ikinci anlamlı sözleri dudaklarımdan fütursuzca döküldü.
Aynı şekilde ben de fısıldadım.
"Seviyorum seni."
🪄
Bölüm Sonu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Koca Bebek | Texting
Teen FictionGERÇEK HAYATTAN ALINTIDIR. Uzay ve Neva'nın hikâyesi. Uzay: Kimsin? 0536*******: Baş belan. Uzay: Mesajlarından sonra başımın belası olduğunu anladım, ama gerçeği soruyorum ben. 0536*******: Niye öyle dediniz beyefendi? 0536*******: Alındım, güc...
