Soğuk soluklarını boynumda hissettiğim an, ellerimi yüzüne çıkarmış ve sın sıkı kavradığım gibi baş parmaklarımı gözlerine batırmıştım.
Acıyla çığlık attığında, hızla kendini geri çekmiş ve tutuşursan sıyrıldığı gibi tekrar boynuma saldırmıştı.
Ancak daha dişlerini tenime geçiremeden duyduğum bağırış ve silah patlama sesi, zombiyi engellemişti.
"Hyung!!"
☆
☆
☆
Jungkook'tan~
Bana 'Hyung' diye seslenen tanıdık ses ve hemen ardından patlayan silah sesi ile birlikte dudaklarımdan küçük bir çığlık firar ederken, üzerimdeki iri mutasyonlunun cesedi serçe üzerime düşmüştü.
Ağırlığı altında ezilirken, hızla onu yan tarafıma itip içinde bulunduğum şoktan çıkmış ve bana 'Hyung' diye seslenip hayatımı kurtaran kişiye çevirmiştim bakışlarımı.
Gözlerim anında Wooyoung ile karşı karşıya kalırken, vücudum kilitlenmiş gibi öylece kalakalmıştı.
Gözleri dolu dolu, elinde sımsıkı tuttuğu silahı ile, aylar önce ölen kardeşim kanlı canlı karşımda duruyordu.
Benimde gözlerim onu gördüğüm an dolmaya başlarken, gördüğüm görüntünün gerçekliğini sorguladım. Hâlâ kendime gelememiş, öylece ona bakıyordum.
"Hyung.."
Sonunda dudakları arasından kısıkça bana seslendiğinde, dolu gözlerimden bir yaş firar etmişti.
"W-wooyoung?"
Hızla bana doğru koşturup üzerime atlamış ve sıkıca sarılmıştı bana. Anında kendime gelirken, hızla kollarımı ona sararak karşılık verdim kardeşime.
"Hyung!"
Ağlayarak iyice bana sokulduğunda, kollarımı sıkılaştırmış ve bende ağlamaya başlamıştım.
"Wooyoung! Sen yaşıyorsun?!"
Onu mümkünmüş gibi daha da sıkarken, başımı çevirip yüzümü boynuna gömdüm, derince kokusunu içime çektim.
"Tanrım, şükürler olsun.."
Yavaşça ondan ayrılıp yüzünü avuçladım.
Yüzünün bir çok noktasına sert öpücüklerimi bırakırken, hâlâ ellerim arasındaki bedenin gerçekliğini sorguluyordum.
"Küçüğüm benim.. gerçekten yaşıyorsun! Seni çok özledim.."
Saç tutamlarını okşarken, alnına bastırdım dudaklarımı.
"Bende Hyung.. çok özledim!"
Onu tekrar kendime çekerken, burnumu yumuşak saçlarının arasına daldırmış, onun çok özlediğim kokusunu içime çekmeye devam etmiştim.
Onu iyice kendime çekmiş, kucağıma yerleşmesini sağlamıştım.
O da yüzünü göğsüme gömmüş orada içli içli ağlamaya devam etmişti.
Minik bedeni büyümüştü. Kilo almış, hatta biraz.. kaslanmıştı?
Silâh kullanmayı bile iyice öğrenmiş olmalıydı ki, o zombiyi uzak mesafeden vurabilmişti?
Ama o ısırılmıştı.. nasıl şuan normal bir insandı?
Bir kaç dakika öylece sarılıp kendimize gelmeye çalışırken, ağlayışlarımız küçük iç çekişlere dönüşmüştü.
Daha sonra ise artık konuşmamız gerektiği için göğsüme sakladığı yüzünü nazikçe tutarak kendimden uzaklaştırmış ve gözlerine bakmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KILL OR BE KILLED
FanfictionJungkook, erzağının bitmesiyle kendine yiyecek birşeyler ararken, Taehyung'un liderlik yaptığı bir küçük bir şehirle karşılaşır. Jungkook, açlığını dindirmek için bu küçük şehire gizlice girer ve depodan yiyecek bir şeyler çalar. Ancak işler pekte...
