YÜZLEŞME BÖLÜM 25

149 31 1
                                    


BÖLÜM 25

12 Ekim 1966

22.25

İSTANBUL / FATİH

" Yatağa gelmiyor musun?"

Beşikte yatan çocuğunu seyreden Murat'a seslenerek

" hadi geç oldu, uyandıracaksın şimdi"

Murat uzun uzun çocuğuna baktı. Başını okşadı.

" ne kadar masum uyuyor. Günahsız ve saf "

" yarın doya doya seversin."

Murat yatağa gelip Nergis'in yanına uzandı.

" hayat ne tuhaf dimi. Dün çocuktuk bugün çocuğumuz oldu. Hayallerle gerçekler ne kadar farklı"

Nergis yatakta doğruldu.

" şimdi bu laflar da nereden çıktı"

" Hiç... Öylesine söyledim "

Nergis son zamanlarda Murat'ta ki değişiklikleri fark edebiliyordu. Her şey çok hızlı gelişmişti. Herkesin zamana ihtiyacı vardı.

" sorun ne Murat."

" yok bir şey, hadi uyuyalım."

Murat arkasını döndü. Nergis de tekrar yatağa uzanıp o da Murat'a arkasını döndü. Murat uyuyamıyordu. Bir süre sonra kalktı. Kısık sesle Nergis'e seslendi. Nergis'in uykusu hep ağır olurdu. Düşünceler Murat'ı sımsıkı kavramıştı. Verilmesi gereken kararları vardı. Düşündü, düşündü. Sabah erken kalkması için uyuması gerekiyordu. Yatağa dönüp son bir kez arkası dönük olan Nergis'e baktı. Fısıldayarak " SENİ SEVİYORUM " dedi. Kendini uykuya bıraktı. Uyuduğunu düşündüğü Nergis'in açıkgözlerinden bir damla aktı. Dudakları titrek bir kelime için bir birlerinden ayrıldı.

" bende "

Sabah olup uyandığında Murat yanında yoktu. Yataktan kalktı. Makyaj masasının üstünde katlanmış kâğıdı gördü. Kâğıdı almak için bir harekette bulunmadı. Beşikte uyanmış bebeğine gidip kucağına aldı. Yüzü makyaj masasına dönük yatağa oturdu. Çocuğunu emzirmeye başladı. Gözleri masada duran kâğıttaydı. Kendiyle büyük bir mücadele veriyordu. Mücadele verdikçe damlalar akmaya, daha çok damlalar aktıkça daha çok mücadele veriyordu. Akan damlalar göğsüne, göğsünden de çocuğunun alnına sızıyordu. Bebeği, sanki annesinin sütüyle değil, acısıyla besleniyordu. Emzirdikten sonra beşiğe yatırdı. Eninde sonunda kâğıda bakacaktı. Kaçınılmazdı. Yaklaştı, kâğıdı aldı. Sakince katlanmış kâğıdı açtı. Okudu. Aynı sakinlikle kâğıdı katlayıp aldığı şekilde koydu. Yüzünde ne ifade değişti, ne dudaklarında kelimeler döküldü. Eliyle gözyaşlarını sildi. Elleri belki de gözlerinden akan son yaşları siliyordu.

Öğlen ablasının konağına geldiğinde kapıyı Leyla açtı. Nergis ile kucağında bebeğini görünce sevindi.

" hoş geldin Nergis"

Leyla'nın gözleri Nergis'in ayaklarının bitişiğinde duran valizleri görünce sevinci yarıda kaldı. Nergis bir şey demeden içeri girip salona geçti. Leyla valizleri içeri taşıdı. Süreyya salondaydı. Önce Nergis'in sonra Leyla'nın elindeki valizleri gördü. Nergis'in bakışları donuktu.

" bir şey demeyecek misin?"

Süreyya cevap vermedi.

" ben demiştim de abla... Sen aptalsın kardeşim de abla... Bir şeyler söyle"

Süreyya Nergis'e yaklaştı. Yeğenini kucağına aldı. Yeğenine gülümsedi. Leyla'ya bakarak.

" valizleri Nergis'in odasına çıkar Leyla"

Süreyya bir koluyla yeğenini kucaklarken diğer koluyla kardeşine sarıldı. Yanağından öptü.

" olan oldu. Ne sen, ne ben değiştirebiliriz. Kardeşler bugünler için vardır. Her ne olursa olsun yanındayım "

Geçen birkaç gün içinde Fırat ile Süreyya'nın kavgaları artmış, babaları Nergis'i evlatlıktan ret etmişti. İki kardeş, özellikle Nergis için günler hiç de iyi geçmiyordu.



18 Ekim 1966

23.25

İSTANBUL / TARABYA

Süreyya ile Fırat yatak odalarında gene kavga ediyorlardı. Sesleri, özellikle Fırat'ın sesi, koridora taşıyor, Nergis'in odasına diğer kavgalarda olduğu gibi karabasan olarak çöküyordu. Nergis duymamak için kulaklarını kapatması bile işe yaramıyordu.

" gitmeyeceksin" dedi Süreyya sesinin en yüksek tonuyla.

" kim engel olacak. Anlamıyor musun be kadın. Boğuluyorum artık bu evde. Yeter artık. "

" sanki ben boğulmuyorum değil mi? Gitmeyeceksin dedim sana. Hem neredeyse her gece nereye böyle? "

"hava almaya anladın mı? Hava almam lazım. Gelirim ben sonra " diyerek yatak odasından koridora çıktı. Ardından Süreyya da çıktı.

" ben senin nereye gittiğini biliyorum. İstinye'de ki o kaltağa değil mi? Bilmediğimi mi sanıyordun? "

Fırat Süreyya ya yaklaştı.

" ulan sen nasıl konuşuyorsun benimle. Sarhoş babanı kabullendim sesim çıkmadı. Kardeşini evime getirdin gene sesim çıkmadı, evden kaçıp geri döndü, ulan hala konuşuyorsun. Boşamadığıma şükret seni"

Nergis odasından hışımla çıkıp bağırdı.

" yeteeeeer! Babamı ağzına alma "

Fırat eliyle çek git der gibi

" sen sus orospu, peydahladığın piçinle hiç konuşma "

Süreyya için bu iki kelime bardaktan taşan son iki damlaydı. Kendinden geçmiş bir şeklide Fırat'ı itti. Fırat ne olduğunu bile anlamadan tırabzandan aşağıya düşüverdi. Bir an süren şoku atlatan Nergis

" abla ne yaptın " diyerek merdivenler aşağıya koştu. Leyla düşme sesine uyanıp salona geldi. Fırat'ı kanlar içinde görünce çığlığı bastı.

" Leyla hemen ambulansı çağır "

Leyla Fırat'a bakıyordu

" leylaaa! Ambulans çağır... "

Süreyya üst kattan aşağıya Fırat'a bakarken kımıldayamıyordu bile, Nergis Fırat'ın nabzına baktı. Atmıyordu.

" ölmüş mü " dedi Süreyya.

Nergis ablasının yanına koşarak çıktı. İki eliyle şoka giren ablasını sarstı.

" kendine gel "

Ablası hala kendine gelemiyordu.

" ne yaptım ben. Hapse gireceğim. Çocuğum, hayatım. Her şey mahvoldu. "

Nergis ablasına bir tokat attı. Tokat ile kendine gelen Süreyya Nergis'e baktı.

" ne yaptım ben Nergis!"

" sen bir şey yapmadın. Hapse falan da girmeyeceksin. Ben ittim anlıyor musun "?

" hayır, hayır "

" Fırat öldü abla. Şimdi sakin ol. Fırat'ı ben ittim. Bana saldırdı bende kendimi korudum... Beni dinliyor musun?''

Süreyya ne yapacağını bilmiyordu. Ambulansın dışarıdan gelen acı acı çalan siren sesini duyuyordu.



25  ( RA - MU )Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin