Profesör , Tom ile dersin yapılacağı sınıfa doğru yürüyorlardı. Profesörün üzerindeki heyecan , onu dün geceden beri yormuştu. Kalbi ise hızlı atıyor, her kalp atışında bir merak uyanıyor ve o merağın getirdiği bir soru doğuyordu. Bütün gece onu düşünmüş, her ayrıntıyı gözden geçirmişti ama bir türlü o sorunun cevabını bulamamıştı. Bir öğrenci için bu onca şey nedendi? Her bir adımda bu bilinmezliğe giderken ; yolun sonunda onu ne bekliyordu ? Tüm bu düşünce çemberi Tom'un aniden durmasıyla sona erdi. Kendisini toplandığında sınıfa geldiklerini fark etti. Tom'un yüzünde yine bir gülümseme belirdi ve alaycı bir tonla Profesör'e seslendi.
"İşte heyecanla beklenilen sınıf ! Size iyi şanslar Profesör! " deyip tam arkasını dönüp gidecekken Profesör onu kolundan tuttu.
"Bekle! Onun hakkında hiç bir bilgi vermediniz. Kız ya da erkek olduğunu bile bilmiyorum. Onu nasıl tanıyacağım?"
Tom'un yüzünde alaycı tavrı daha çok arttırıp bedenini Profesöre çevirdi. Gülümseyerek:
"Sakin olun Profesör. Sınıfa girdiğiniz ilk anda onun kim olduğunu anlayacaksınız. Bu arada ilk bakışta belli olmuyor diye söylüyorum; cinsiyeti kız. Her ne kadar bir kıza benzemese de. Tekrardan iyi şanslar Profesör!"
dedi ve Profesörün yanından ayrıldı. Profesör derin bir nefes alarak sınıfa girip hiçbir yere bakmadan masasına doğru yöneldi. Masasının yanında durunca gözlerini öğrencilere çevirdi. Hepsi ayaktaydı ve ona bakıyorlardı. Gözleriyle onları süzüp o öğrencinin kim olduğunu anlamaya çalışmış ama hepsi normal gözükmüştü. Çaresizce masada duran isim listesini eline alıp göz gezdirirken eliyle onlara oturmalarını işaret etti. Yine her şey normal gözükürken, bir şey dikkatini çekmişti. En sondaki kişinin bir ismi yoktu. Onun yerine numara vardı."Doksan Dokuz..." diye fısıldadı. Gözlerini tekrardan öğrencilere çevirdi. Oradaydı. En arka duvar köşesinde oturuyordu. Anlaşılan ayağa kalkmadığı için onu görememişti. Sadece isminin olmaması garip değildi. Giyinme tarzı da oldukça dikkatini çekmiş çünkü karşısında simsiyah giyinmiş, kapüşonunu burnuna kadar çekmiş biri vardı. Bu yüzden de yüzü gözükmüyordu. O okuduğu kitaba odaklanırken Profesör onu biraz daha inceledi sonrasında derse geri döndü. Sürat, hız ve ivmeyi anlatmaya başladı. Arada sorular sorup öğrencilerin cevaplamasını istiyor ve bir yandan da onu izlemeye devam ediyordu. Herkes büyük bir ilgiyle derse katılmaya çalışıyordu ama biri dışında. Doksan Dokuz ,tüm ders boyunca dersle hiç ilgilenmemiş, ders boyunca elindeki kitaba odaklanmaya devam etmişti. İlk defa birinin bu kadar büyük bir huzurla kitap okumasını görmesi dışında onun bu hareketine hiç şaşırmamıştı. Onun bu gizemli dünyasına adım atmak istercesine yanına gidip bir elini masaya koydu. Sakin bir ses tonuyla;
"Neden dersle ilgilenmiyorsun ?" dedi.
"Kitaplar, aptal fizik problemlerinden daha önemlidir."
"Neden?"
"İnsanlar her şeyin temelini bir kelime grubuna sıkıştırmayı iyice öğrenebildikleri zaman bir formülün ne anlama geldiğinin farkına varabilir."
Sınıf derin bir sessizliğe gömülmüş, hiç kimse onun ne demek istediğine anlam verememişti ve bu yüzden profesöre bakıyorlardı fakat Profesör de anlamamıştı. Zihin dünyası onu kulbu olmayan bir kapıya yönlendirmişti. Kapının ardında bir cevap olduğunu tüm benliğiyle hissediyordu ama giremiyordu. Ne yapabilirdi? O zaman kapıyı kırmalıyım, diye düşündü. Onu aşağılayarak üstüne gitmeyi denedi ve alaycı bir tavır takınarak:
"Kelime gruplarının anlamlarını yeterince öğrendiğine göre artık bizi bilginle aydınlatabilirsin. Lütfen tahtaya yazdığım soruları hepimizin önünde tahtada çözer misin?" dedi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
99
Misterio / SuspensoProfesör Doktor Robert GREEN bir fizik mühendisidir. Kan kanseri olan sevgilisi Penny'nin hastane masraflarını karşılaya bilmek için bir görevi kabul eder. Basit gibi görünen bu görev bir öğrenciyi izlemektir ama işler hiç de sandığı gibi gitmeme...