Bölüm 58
Geleceğe yatırım
Annemlere geldiğimiz de kapıyı açan annem olmuştu. Sıkı sıkı bana sarılırken Egeyi de tanıdığını için sarılmıştı. Ayaz tanımadığı için değişik bakınca eğilip kulağına doğru "O senin anneannen." dedim ve gülümseyerek anneme sarılışını izledim. Annem bizi içeri davet ettikten sonra biz salona geçerken oda mutfağa geçti. Salona geçtiğimizde koltukta oturan babama kaydı gözlerim. Yıllar onda hiç bişey götürmemişti. Sadece saçları beyazlamaya başlamıştı. Onun dışında hala çok yakışıklıydı.
Babam dikkatini televizyondan ayırıp bizim olduğumuz yere bakınca bizi gördü. İlk başta gülümsedi ve ardından gözlerinin dolduğunu gördüm. Onu öyle görünce koşarak yanına gittim ve sıkıca sarıldım. Gözlerim dolarken babamın o güzel kokusunu içime çektim. Çok özlemiştim. Bir süre daha sarılıp birbirimizden ayrıldıktan sonra babam Egenin yanına gidip elini omzuna koydu ve "Kızıma ve torunuma o kadar sene sahip çıktın. Çok teşekkür ederim." deyip kendine çekti ve sıkıca sarıldı. Ege de babama sarıldıktan sonra gülümseyerek birbirlerinden ayrıldılar. Sıra Ayaza gelmişti. Babam yanımda duran Ayazın yanına gelip önünde diz çöktü. Elini uzatıp "Merhaba koca adam." dedi. Ayazın hoşuna gidecek kelimeyi bulmuştu babam. Ayaz gülerek elini sıktı ve babama doğru "Sende dedemsin değil mi?" dedi. Babam heyecanla kafasını salladıktan sonra Ayaz kollarını babamın boynuna doladı. Sarılmaları bittikten sonra babam Ayazı kucağına alıp koltuğa oturdu. Onlar gülerek sohbet ederken merdivenden gelen ayak sesleriyle bakışlarım merdivene döndü. Emre elini tuttuğu kızla merdivenlerden iniyordu. Beni görünce gülümsedi ve kızın elini bırakarak yanıma gelmeye başladı. Ayağa kalkıp yanıma gelmesini beklerken gülümsemeye başladım.
"En sevdiğim ablam gelmiş. " dedi ve sarıldı. Kendimden uzaklaştırırken" Ne lazım? " dedim. Kahkaha attıktan sonra "Şimdilik bişey lazım değil. Geleceğe yatırım yapıyorum." dedi. Duyduğum şeyle kahkaha attıktan sonra kardeşimi kendime çekip sıkıca sarıldım. Biz ayrıldıktan sonra Emre Egeye doğru gidip selam verdi. Ayaz Emreyi görünce babamın kucağından inip "Dayııı!" diye bağırarak Emreye doğru koşup sarıldı. Babam kaşlarını çatarak vize bakarken ben tavana, Emre Ayaza, Ege yerde ki halıya bakıyordu.
Babam yalandan bir kaç kere öksürdü dikkatimizi ona vermemiz için ama herkes baktığı yete bakmaya devam edince konuşmaya başladı.
"Hemen bir açıklama bekliyorum. "
" Şey baba.. "diye ağzımda lafı gevelerken Emre konuşmaya başladı.
" Baba ben sizden gizli ablamları görmeye gittim. Yeğenimle tanışmak istedim. Kusura bakmayın. " dedi. Babam sinir olsa da bişey dememişti. Oda haklıydı onlara yanıma gelmemelerini benim yanlarına mutlaka geleceğimi söyleyip durmuştum. Torunlarını görmek haklarıydı evet ama bizimkilerden kimsenin beni bulmasını istemiyordum. Bu yüzden gelmemelerini söylemiştim.
Aklıma gelen şeyle arkamı döndüm. Emrenin nişanlısı hala bıraktığımız yerde ayakta duruyordu. Gülerek yanına gittim ve elimi uzatıp "Merhaba canım ben Peri. Emrenin ablasıyım. Sende?" dedim. Kız gülümseyerek elimi sıktıktan sonra "Tanıştığıma memnun oldum Peri abla. Bende Ceyda. Emrenin nişanlısıyım."
"Peri desen yeterli canım abla demene gerek yok. Ayrıca atakta durma gel otur hadi. " dedim ve kolunda tutup Emrenin yanına oturttum.
Günümüzün geri kalanı benim Emreyle uğraşıp çocukken yaptığı rezillikleri anlatmamla ve Emrenin utanıp Ceydanın yanında sesini çıkarmamasıyla geçti. Kalkma saatimiz geldiğinde annem gözleri dolu dolu bakıyordu. Herkese sıkı sıkı sarıldıktan sonra "Yine gelecez söz. Hem sizde gelirsiniz artık." dedim. Az da olsa yüzlerinde tebessüm olmuştu.
Evden çıkıp arabaya gittiğimizde Ayazı koltuğuna oturttum. Yine surat asıyordu.
"Anne bak dedem de koca adam dedi bana neden hala bu koltuk? " dedi. Güldükten sonra" Deden için sen öylesin. " dedim ve kapıyı kapatıp yerime geçtim. Ege de sürücü koltuğuna oturduktan sonra pencereyi açıp annemlere el salladım.
Kısa bir yolculuk sonrası eve gelmiştik. İçeri girdiğimiz de herkesin evde olduğunu gördüm. Ayaz koşarak Asyanın yanına giderken bende kızların yanına geçtim. Sofrayı kuruyorlardı. Masa da bir sürü şey vardı anlaşılan ziyafet olacaktı. Masa kurulduktan sonra herkes masaya yerleşti. Derya önünde ki kadehe bıçakla hafifçe vurup ses çıkardıktan sonra herkesin bakışları ona döndü. Ayağa kalkıp gözlerini herkesin üstünde gezdirdi.
"Evet arkadaşlar bugün burada Peri ve ailesi için toplandık. Bu akşam Fransaya geri dönüyorlar. Bu yüzden onların şerefine bu yemekleri yaptık. " dedi gülümserken yerine otururken duyduğumuz cümleyle herkes kahkaha attı.
"Sen zaten bize böyle yemekler yapma." demişti Mert. Derya susması için karnına dirseğini geçirdi. Mert az bişey kıvrandıktan sonra bir şeyine kadeh diğer eline de bıçak alıp ayağa kalktı. Aklı sıra Deryayı taklit edecekti. Kadehe hafif bir şekilde vurdu önce ardından o kadar sert vurdu ki kadeh parçalara ayrıldı. Biz kahkaha atarken Mert sessiz bir şekilde yerine oturdu.
Yemek boyunca Tahayla göz göze gelip durmuştuk. 'Gitme' der gibi bakıyordu. Bende sürekli gözlerimi kaçırıp duruyordum. Gitme saati biran önce yaklaşsa da daha fazla zorlanmadan kalkıp gitsek artık. Yemekleri sohbet eşliğinde yedikten sonra masayı toplamıştık. Gitme saatimiz yaklaştığında Ege odaya çıkıp valizleri aşağı indirmeye başladı. Tek tek kızlara sarılırken kızlar dolu gözlerle bana bakıyordu. Erkeklere sarılırken sıra Barkına gelince "Özletme kendini gel yine yada yerini söyle biz geliriz. " dedi kafamla onu onaylarken Merte gittim ve sarıldım. "Kankim beni unutma arada ara iyi gelir sexy sesimi duymak." dedi ve gitmeden önce son kez beni güldürdü. Ayaz ve Ege de herkesle vedalaşmıştı. Onlar arabaya giderken 'Hemen geleceğim' diyip Tahaya bakındım. 2 dakika önce buradayken biran da kaybolmuştu. Odalara tek tek baktım ama hiç birinde yoktu. Aşağı inip mutfağa baktım orda da yoktu. En son aklıma gelen yere bahçeye çıktım. Salıncakta oturmuş kafasını da salıncağın sırt kısmına yaslanmış gökyüzüne bakıyordu. Arkasında durup bir süre onu izledim. Yüzünü aklım çizdim unutmamak için bir daha kim bilir ne zaman gelirdik yada geldiğimde burada olur muydu? Olsa bile hayatında biri olur muydu? Diye düşünmeden edemedim. Ardından kafamı sağa sola sallayıp dikkatini bana vermesini sağladım. Kafası arkasına dönerken gülümseyerek yanına gittim.
"Sana veda etmeden gideceğimi düşünmedin heralde. " dedim. Hafif bir şekilde tebessüm ettikten sonra" Veda etmeden gitmeyi seversin aslında sen. " dedi. Suratım anında düşerken" Taha bu konuları açmayalım istersen. "dedim. Kafasıyla beni onaylarken" Gel buraya " dedim ve kendime çekil sıkıca sarıldım. Kokusunu içime çekerken 'Keşke parfümünü de alsaydım.' dedim içimden. Taha'dan ayrılıp ayağa kalktım ve " Kendine çok iyi bak. " dedim. Arkamı dönmüş gidiyordum ki aklıma gelen şeyle olduğum yerde durup topuklarımın üstünde Tahaya doğru döndüm. Taha'nın kaşları havaya kalkarken yanına gidip cebimde ki CD yi verdim. Cdye bakarken "Sakın bir şey sorma sadece biz gittikten yarım saat sonra izle." dedim. Beni kafasıyla onaylarken ayağa kalktı. "Bir de.." dedim ve tam önünde durup dudaklarına minik bir öpücük bıraktım. Ardından bir şey demesine izin vermeden hızla evden çıkıp arabaya bindim. Ege bana bakıp "Bişey mi oldu? Yanakların kızarmış." dediğinde "Yok bişey yok." dedim ve ellerimle yüzümü yelledim. Gözlerim kapıya doğru kaydığında Tahayı aradım. Gözleri kocaman olmuş eli dudağın ama gülümseyerek bana doğru bakıyordu.
Belki bu yaptığıma pişman olacaktım. Ama mutluydum ve özlemiştim. Bir anlık olan birşeydi. Ayrıca kötü birşey yapmamıştım. Ondna başkası da olmamıştı zaten hayatımda. O benim ilk ve son aşkım. Ayrıca miniğim, fındığım, Ayazımın babasıydı. Bu yüzden içim rahat olabilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUYRUKLU YILDIZ
Novela Juvenil"Kuyruklu yıldızlar vardır; yetmiş yılda bir yaklaşır dünyaya... İnsan ömrü boyunca ya bir defa görür ya hiç... Ben o kuyruklu yıldızı gören şanslı insanlardanım. Benim kuyruklu yıldızım sensin. İnsanların hep görmek için uğraştığı yetmiş yı...
