Efendim, "Şimdilik bunlar idare etsin bakalım," dedi. "Ama ben senin çiçek bahçesi gibi
renkler bezendiğini de göreceğim elbet!"
Onu dükkândan çıkarınca derin bir soluk aldım. Kuyumcudan çıkardığım zaman da
öyle. O bana öteberi aldığı ölçüde benim içimi utançtan, sinirden ateşler basıyordu. Gene
faytona bindik. Alı al, moru mor, bitkin bir durumda arkama yaslandığım zaman aklıma
birden, birbirini izleyen acı, tatlı olayların telaşından unutmuş olduğum bir şey geldi:
Amcam John Eyre'in Mrs. Reed'e beni kendine evlat, mirasçı edinmek niyetini bildiren
mektubu! "Kendime ait ufak bir gelirim olsa gerçekten ferahlarım," diye düşündüm.
"Doğrusu, kocamın beni taşbebekler gibi giydirip kuşatmasına ya da Danae77 gibi her gün
altın yağmuru gibi üstüme yağmasına doğrusu dayanamam! Eve gider gitmez oturup bir
mektup yazarım Madeira'ya, John amcama Mr. Rochester'la evlenmek üzere olduğumu
bildiririm. Günün birinde biraz gelir sahibi olacağımı bilirsem bu arada bütün bütün onun
eline bakmayı biraz daha kolay içime sindirebilirim belki."
Bu kararla az çok rahatlamış olarak (gerçekten de eve gider gitmez yerine getirdim bu
kararı) sevdiğim, kendisi de beni seven adamın yüzüne bir daha bakabilmek cesaretini
buldum. Deminden beri ben başımı çevirdikçe o ısrarla benim gözlerimi arayıp duruyordu.
Şimdi bana gülümsedi. Bana öyle geldi ki bu bir sultanın, bir mutluluk, tutkunluk ânında,
armağanlara, ziynetlere boğduğu bir cariyesine gülümseyişiydi. Durmadan elimi arayan elini
tutup öfkeyle sıktım sıkabildiğimce, sonra bıraktım.
"Böyle bakmayın bana!" dedim. "Bakarsanız emin olun Lowood'dan getirdiklerimden
başka hiçbir çöp giymem, bu eflatun poplinle gelin olurum. Aldığımız sedef rengi ipekliyi
siz sabahlık yaparsınız, siyah satenden de sayısız yelek çıkar size."
İçin için gülerek ellerini ovuşturdu: "İnanın doyamıyorum bu kızı ne görmeye, ne de
dinlemeye! Nasıl da hiç kimselere benzemeyen, insanı iğneleyen halleri var! Osmanlı
Sultanı'nın haremindeki bütün o ahu gözlü, huri vücutlu kızları verseler şu bir tek minicik
İngiliz kızını değişmem, inan olsun!"
Bu benzetişle damarıma basmıştı gene. "Size haremlik etmeye zerrece niyetim yok!"
dedim. "O düşünceleri aklınızdan silin. Gönlünüzden o türlü şeyler geçiyorsa, hiç
gecikmeden, dosdoğru İstanbul'a yollanın. Zaten buralarda paranızı nereye harcayacağınızı
bilemez gibi bir haliniz var... Oradan bir sürü cariye alın da bir harem kurun kendinize."
"Peki, ben şu kadar kilo et, şu kadar düzine ahu göz için pazarlık ederken sen ne
yapacaksın, Janet?"
"Ben de misyoner olacağım; gidip bütün kölelere özgürlük aşkı aşılayacağım. Bu arada
sizin hareminizdekileri de unutmayacağım elbet. Hele bir gireyim oraya... Bakın nasıl bir
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Jane Eyre
RomanceJane Eyre,Charlotte Brontë © 2007,Can Sanat Yayınları Ltd.Şti. Tüm hakları saklıdır.Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yaz ılı izni olmaksız ın hiçbir yolla çoğaltılamaz . 1.basım:2007 4.basım:Eylül 2013,İstanbul E-kitap 1.sürü...
