33. BÖLÜM

3.5K 236 75
                                        

"Çocuk yapacaksak hepsi sana çeksin isterim."

Karanlık semadan kar üzerimize yağarken daha da sıktım kollarımın arasındaki bedenini. Yavaşlamış nefesi boynuma çarparken gözlerimi sıkıca yumup yüreğimi yakan bir acıyla bağırdım "Eser!"

Başımı iki yana sallarken yaşlarla dolmuş gözlerim aralandı "Beni bırakma. Yalvarırım beni bırakma." Kanlanmış elimi yaralı göğsüne yaslayıp kapanmış gözlerine baktım "Eser... Dayan lütfen."

Tüm vücudum titrerken yüreğimi derinlemesine saran acı ruhumun ücra köşelerinde saklanan ona ait hislerimi bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Yutkunarak yere düşmüş elini tuttum. Sulanmış gözlerim yüzünü bulduğunda dudaklarımı kulağına yaklaştırıp ağlarken konuştum "Bana söz vermiştin. Elini tutarsam bir daha bırakmama izin vermeyeceğini söylemiştin."

Ağlamam şiddetlendiğinde gözlerimi sıkıca yumup yüzümü boynuna gömdüm. Avucumdaki hareketsiz parmaklarını sıktım "Eser lütfen sözünü tut. Elimi bırakma." Güzel kokusunu derince içime çektim. Hıçkırıklarımın arasından konuşmaya çalıştım "Eser... Lütfen lütfen."

Titreyen dudaklarımı boynuna bastırdım. Boynuna bıraktığım küçük öpücük ruhumu titretecek güzellikteydi.

Geri çekildiğimde yaşlarla dolmuş gözlerim solmuş yüzünü buldu. Kanaması artıkça durumu kötüleşmeye başlayacaktı ve bir an önce hastaneye götürülmesi gerekiyordu. Ahmet'in beni yere itmesiyle biraz ileride yere düşmüş telefonuma baktım. Temkinli bir hâlde göğsüme yasladığım başını incitmekten kaçınırcasına yere bıraktım.

Titreyen ellerim zeminden destek alıp güç bela bitap düşmüş bedenimi ayağa kaldırdı. Sarsaklayarak telefonuma doğru yürümeye başladım. Omzumun üzerinden Eser'e baktığımda yerde hareketsizdi. Gözümden bir damla yaş düştü. Onu böyle görmek ağır geliyordu. Canının yandığını görmek, bilmek canımı çok yakıyordu.

Eğilip telefonumu alıp hızla çağrı bölümüne girdim. Titreyen parmaklarımı kontrol altına almaya çalışırken ağlamaktan nefes alamaz bir hâle gelmiştim. Ali Asaf'ı aradığımda birkaç saniye ardından çağrı yanıtlandı.

"Alo. Bukre nerdesin? Eser Bey'in konuşması ardından insanların onunla nasıl ilgilendiğine şahit olmalısın. Hepsi bir toplantı talep ediyor tek başıma baş edemiyorum."

Karşı taraftan gelen neşeli sesle yaşlarla dolmuş gözlerim kararmış semayı buldu "Ali Asaf ne olur yardım et. Ali Asaf bir şey yap."

Birkaç saniyelik sessizliğin ardından o neşeli ses yerini endişeye bıraktı "Bukre ne oldu? Nerdesin?"

Hıçkıra hıçkıra ağlarken dizlerimin üzerine çöktüm "Eser vuruldu. Ali Asaf, Eser vuruldu. Ne olur bir şey yap." Titreyen parmaklarımı dudaklarımın üzerine bastırıp ağlamamı bastırmaya çalıştım.

Ali Asaf telaşlı bir hâlde bağırdı "Ne? Bukre nerdesiniz?"

Başımı omzumun üzerinden arkaya çevirip Eser'e baktım "Teras... Terastayız. Ali Asaf ambulans çağır bir şey yap."

"Tamam! Tamam orada kal geliyorum."

Aramayı sonlandırdığında ağlarken ellerimi saçlarımın arasına daldırıp çığlık attım "Benim yüzümden oldu!"

Gözlerimi sıkıca yumup yüzümü karanlık semaya kaldırdım. Başımı iki yana sallarken yüreğimde ki sızının verdiği hüzünle defalarca bağırdım. Yaşlarla dolmuş gözlerim aralandığında elimi sol göğsümün üzerine bastırdım. Aldığım her nefes kalbimi derinlemesine saran bir acıyla kasılmasına sebep oluyordu. Onu delicesine çarptıran adam bugün benim yüzümden kanlar içinde yerde yatıyordu.

UnutulmazsınBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin