Eser... Benden çok büyük bir gerçeği saklamıştı.
Elimdeki dosyaları göğsüme yaslayıp yanından geçtiğim şirket çalışanlarına gülümsedim "Günaydın." Hep bir ağızdan beni selamladıklarında gülümsemem genişledi. Koridorda sakin adımlarla yürürken derin bir nefes alıp verdim. Beş gündür şirkette yoğun bir tempoyla çalışıyordum. Eser evde dinlendiği için o yokken tüm iş ben ve Ali Asaf'a kalmıştı.
Beni evime kadar götürdüğü gece şanslıydım ki annem ve babam bir mekânda yemek molası verdiği için eve onlardan önce varmıştım. Bu beş gün boyunca da şirketten çıktığım gibi ilk durağım Eser'in evi olmuştu. Yarası ciddi oranda iyileşme gösterdiği için artık daha huzurlu hissediyordum.
Tabi öncesinde yaşananlarda bir hayli aklımı meşgul ediyordu. Kerem'in bir geçmişimiz olduğunu ve beni tanıdığını ima edercesine kurduğu cümleler bana karşı olan ilgisi... Ne kadar düşünürsem düşüneyim Kerem'i hayatımın hiçbir döneminde görmediğime adımın Bukre olduğunu bildiğim kadar emindim hâl böyleyken bu durum gitgide can sıkıcı olmaya başlamıştı.
Adımlarım duraksadığında yüzüm düştü. Ahmet'e gelecek olursak... O hâlâ bulunamamıştı. Benliğimi saran huzursuzluktan başımı iki yana sallayarak sıyrıldım.
Arkamdan işittiğim seslerle geriye döndüm. Kapıdan sızan ışığı ardına almış ve kendi ışığıyla adeta parıl parıl parlayan Eser Yıldırım içeri girdi. Dudaklarım kıvrıldığında heyacanla gülümsedim.
Arkasından gelen çalışanlarla birlikte şirkete girdiğinde etrafını bir anda saran diğer çalışanlar onu selamladı.
"Eser Bey hoş geldiniz."
"Geçmiş olsun Eser Bey."
"Günaydın Eser Bey. Geçmiş olsun."
"Eser Bey çok geçmiş olsun. Nasılsınız?"
Eser gülümseyerek her birine teşekkür ederken olduğum yerde kalıp onu izledim. Siyah bir takım elbisenin içine giydiği beyaz gömleğinin ilk iki düğmesini açmış ve beyaz spor ayakkabılarıyla kombinini tamamlamıştı.
Güzel saçları anlına dökülmüş teni yine her zamanki gibi pürüzsüzdü. Elimdeki dosyaları daha çok bastırdım göğsüme. İç çektim "Ah kalbim biliyorum sana çok yükleniyorum ama onu görmeden de yapamıyorum işte. Bu öyle güzel bir çıkmaz yol ki çıkışı bulana aşk olsun."
Ali Asaf gülümseyerek çalışanlara seslendikten sonra Eser'e ileriyi işaret etti "Sağolun arkadaşlar. Buyrun Eser Bey."
Eser önüne döndüğünde yönü bana doğru olduğu için telaşla üzerimi düzeltmeye çalıştım "Ah bugün şirkete geleceğini bilseydim daha güzel giyinirdim." Bir yandan dosyaları tutmaya çalışırken diğer yandan üzerimi düzeltmeye çalışıyordum. Aniden duraksadım "Ne! Ne diyorum ben!?"
Eser arkasında ki çalışanlarla birlikte hızlı adımlarla benim olduğum yöne doğru yürürken gözlerimiz buluştu. Onu tekrar sağlıklı ve işinin başında görmek beni rahatlatmış ve mutlu hissettirmişti.
Tam karşımda durduğunda dişlerim gözükecek şekilde gülümsedim "Geçmiş olsun Eser Bey. Sizi tekrar aramızda görmek ne güzel. Hoş geldiniz."
Yüzümde gezinen gözleri kısıldıktan sonra ifadesiz bir hâlde bakışlarını üzerimden çekti "Odama gel."
Yanımdan geçip gittiğinde arkasında ki çalışanlar hızlı adımlarla onu takip etti. Şaşkın bir hâlde arkasından öylece baka kaldım "Az önce herkese gülücükler saçıyordun ama!" Başımı hızla önüme çevirip somurttum "Bana gelince sadece 'Odama gel' Sağol ya."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unutulmazsın
Romance"Unutacaksın..." Başını hafifçe salladı. Zar zor aldığı nefeslerin arasından konuşmaya çalıştı "Unutacağım... Rüyalarımda dahi hatırlamayacağım." Sözlerine karşın hiçbir tepki veremedim çünkü biliyordum. Unutacaktı! Hemde hiç yaşanmamış gibi. Eser e...
