"Seni seviyorum."
Hira yüreğini yakan bir acıyla bağırdı "Ben Esere aşığım."
Eser'in damatlıkla Hira'nın da gelinlikle çizilmiş ustaca resmine karşı gözümden bir damla yaş düştü. İkimizde ağlıyorduk ama aramızda büyük bir fark vardı. Ben meydana çıkan gerçeklerin verdiği acıya... O ise yıllarca içinde tuttuğu gerçeklerin bedeline.
Bedeni duvarda süzülüp yere düştü "Kendimi bildim bileli hep ona aşıktım. Bu öyle geçici bir heves değildi. Tıpkı ben gibi aşkım da onunla büyüdü. Çocukluğum da masallar anlatırdı ve ben o masallardaki beyaz atlı prensin hep o olduğuna inandım."
Yaşlı gözleri gözlerimi bulduğunda yüzüne ciddi bir ifade hâkim oldu "Ben büyüdüm ama hâlâ beyaz atlı prensimin Eser olduğuna inanıyorum."
Başka birisinin ona karşı olan hislerini dinlemek canımı yakıyordu. Sanki o benim hikâyem hariç başka bir hikâyenin prensi olamazmış gibi sahiplenmiştim onu. Hemde tüm kalbimle!
Derin bir nefes alıp verdim "Ben artık gitmeliyim." Oturduğum yerden doğrulduğumda Hira konuştu "Ve ben beyaz atlı prensimi bir cadıya yar etmem."
Tüm vücudumu ona doğru çevirdim "Bırakalım da buna beyaz atlı prens karar versin."
Hira kaşlarını çattı. Anlaşılan söylediğim sözler hoşuna gitmemişti. "Sağlıklı düşünemiyorsun Hira. Bu yüzden bu konuda konuşmak ne kadar doğru tartışılır."
"Onun kokusu... Neşemin somut hali sanki."
"İlgilenmiyorum."
Var gücüyle bağırdı "İlgileniyorsun. Üstelik konudan çok onunla. Sana tavsiyem benim radarıma takılma. Aksi takdirde olacaklardan ben sorumlu olmam."
"Üzgünüm. Kafanda kurduğun masal... Yalnızca bir masal olarak kalacak." diye yanıt verdim sözlerine karşın.
Bakışlarımı ondan çekip kapıya doğru yürüdüm. Kapının kulpunu kavradığımda duraksadım "Ve şuna bir açıklık getireyim." Başımı omzumun üzerinden arkaya çevirdim "Ben cadı değil prensin tek prensesiyim."
Hızla kapıyı açıp odadan çıktım. Merdivenlerden inerken hizmetli kız dış kapıyı açtı. Adımlarım içeri giren Zerrin Hanım'ı görmemle sert bir fren yaptı.
"Hoşgeldiniz Zerrin Hanım."
Elinde ki paltoyu hizmetli kıza verdikten sonra bakışları beni buldu. Yüzüne samimiyetten uzak bir gülümseme hâkim oldu "Evimi çok sevdin herhalde sürekli ziyaret ettiğine göre."
Bakışlarımı kaçırıp merdivenleri hızla inip kapıya doğru yürüdüm. Yanından geçeceğim sırada Zerrin Hanım konuştu "Hira'yı eve getirmişsin. Üstelik bilinci pek yerinde değilmiş. Sana bir şeyler anlattı mı?"
"Bir şey?"
"Senin Eser'e karşı hayal kırıklığına uğramana sebep olacak bir şey?"
Durgun bir ifadeyle başımı salladım "Evet anlattı fakat şu varki şaşırdığım kadar mutlu da oldum."
"Neden?"
Samimiyetten uzak bir ifadeyle gülümsedim "Çünkü Eser'in sizin gibi kötü bir anneye sahip olmadığını öğrendim." Zerrin Hanım gözlerimin içine bakarken tekrar kapıya yöneldim.
"Ben anne olmayı çok uzun bir zaman önce bıraktım."
Kapının önünde duraksadığımda başımı omzumun üzerinden Zerrin Hanıma çevirdim. Masanın üzerinde ki içi güller ile dolu olan vazoyu eline aldı "Benim tek şefkatli yanımda o gün öldü."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unutulmazsın
Romance"Unutacaksın..." Başını hafifçe salladı. Zar zor aldığı nefeslerin arasından konuşmaya çalıştı "Unutacağım... Rüyalarımda dahi hatırlamayacağım." Sözlerine karşın hiçbir tepki veremedim çünkü biliyordum. Unutacaktı! Hemde hiç yaşanmamış gibi. Eser e...
