Bana öyle bir bakıyordu ki...
Kelimeler onları bu cümlede kullanmamam için diz çöküp yalvarırdı.
Akıp giden yolu izlerken içimde tarif edilemez bir heyecan taşıyordum. Elimi cama dokundurup derin bir nefes alıp verdim. Bugün beni ona götüren bu yol kader miydi?
Eser'in evine nihayet vardığımızda şoförün bana seslenmesiyle irkildim. Düşüncelerimden sıyrılıp toparlandım. Parayı ödeyip taksiden indikten sonra elimde ki çantamı omzuma asıp geriye doğru döndüm. Dönüşümle olduğum yerde kala kalmam bir oldu.
Pardon ev mi dedim?
Şaşkınlıkla aralanmış dudaklarımla neredeyse her tarafı camla kaplı ufak bahçesi olan iki katlı villayı süzdüm. Evet kısaca özetlemek gerekirse villa!
Yakışıklı olduğu kadar zengin olduğunu motorunu, arabasını gördüğümde ve bana 'ağlamaya devam edersen bisiklet değil bisiklet fabrikası bile alabilirim' dediğinde anlamıştım zaten ama evinin güzelliği karşısında bir kez daha afallamıştım bu gerçek karşısında.
"Bu adamın güzel olmayan bir yanı var mı?"
Emir kipleri? İç sesimin haklılık payına karşı başımı salladım.
Farkında olmadan ısırdığım dudağımı serbest bırakıp ovuşturdum. "Of Bukre! Sanki buraya adamın evine sapık gibi bakmaya geldin!" Kendime söylene söylene eve doğru ilerledim.
Kapının önüne geldiğimde yumruk yaptığım elimle birkaç defa tıklattım. Sonrasında zile bastım. Fakat içeriden hiçbir ses gelmiyordu. Evde olmayabilirdi belki de bir yere gitmişti. Parmaklarımı zile bastırıp geri çekildim zil öylece çalıyordu ama görünüşe bakılırsa Eser evde değildi.
Çantamın ipini daha sıkı kavrayıp arkamı döndüm. Merdivenlere doğru ilerlerken çıkan tok sesle adımlarım duraksadı.
Kapı açılmıştı.
Yutkunarak kirpiklerimi kırpıştırdım. Varlığını arkamda hissediyordum beni tüm benliğiyle unutmuş olan varlığını!
Usulca arkamı döndüm. Eser'in bir eli kapının kulpunda diğer eliyse gözünü ovalıyordu. Dudaklarım kıvrılırken ona bakan gözlerim kısıldı. O karşımda masum bir çocuk gibi gözünü ovalarken gülümsedim. Sanırım onu uykusundan uyandırmıştım.
Bir şey söylemek için hareketlendiğinde ondan önce davrandım "Evet şuan beni tanımıyorsun ama ben seni tanıyorum Eser."
Bana şaşkın gözlerle bakarken kaşlarını çattı "Eser kim?"
Titrek bir nefes firar etti dudaklarımın arasından. Bilmek bir kenara bugün bizzat şahit oluyordum. Tüm gerçekliği ile yok olmuş koskoca bir hayat ile karşımdaydı. Bir dakika Hayat? Buna Hayat denir miydi? Hayat güzeldi... Hayat böyle olmamalıydı. Hayat yaşanılmalı, hatıra olunmalıydı. Unutulmamalıydı!
Bir insan uyandığı her sabah adını, kim olduğunu, yaşını, mesleğini, ailesini, nerede yaşadığını unutuyor ve o insan sensin Eser Yıldırım. Sensin. Neden? Neden sensin?
Bu hastalık seni öldürmedi ama yaşatmadı da. Yolun hep karanlık ve soğuk gözlerin hep karanlık ve soğuk zihnin hep karanlık ve soğuk.
Kalbin... Onun için söyleyecek hiçbir şeyim yok çünkü oranın nasıl bir yer olduğunu bilmiyorum.
Zihnin boş, kalbin boş, gözlerin boş öylece karşımda duruyorsun. yirmi dört saatlik kimse'nin bilmediği ömrünü tamamladın ve şimdi yeni bir yirmi dört saatlik süreç içerisindesin.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unutulmazsın
Romance"Unutacaksın..." Başını hafifçe salladı. Zar zor aldığı nefeslerin arasından konuşmaya çalıştı "Unutacağım... Rüyalarımda dahi hatırlamayacağım." Sözlerine karşın hiçbir tepki veremedim çünkü biliyordum. Unutacaktı! Hemde hiç yaşanmamış gibi. Eser e...
