11.Bölüm

7.7K 251 18
                                        

Multimedya'da Mert var.

Dağınık saçlarım,bir canavar gibi görünmeme çok daha fazla yardımcı olurken,derin bir soluk alarak aynanın karşısındaki kuru,ruhsuz bedenime baygın gözlerimle baktım. Uykulu gözlerim şişmiş,dik olan omuzlarım adeta üzerinde ağır bir yük taşıyormuşçasına çökmüştü. Yaşımın küçük olmasına rağmen görüntüm o kadar acınası duruyordu ki,yaşamış olduğum şeyleri kendimce abartmıyor olsamda,tipim sanki yıllardır yaşamış olduğum şeylerin etkisinden çıkmamış gibiydi.

Babam beni 7 yaşında terk etmiş olabilirdi. Evet beni terk etmeden dakikalar önce,bem beyaz bedenime leke sürülmüş olabilirdi. Psikolojimde yatan o adamın görüntüsünü,arkamda hissettiğim o erkekliğini belki unutmuyor olabilirdim. Yada babamın yokluğunda o kötü insanların bu zaafımı kullanarak benimle eğleniyor olmalarına katlanmış olabilirdim ama bunlar benim kapanmak üzere olan yaralarımdı.

Sıkıntılı bir nefes verirken,odamın hemen köşesine koymuş olduğum aynadan kendime bakarak yüzümü buruşturdum. "Ah be kızım."dedim kendimle alay edermişçesine. "Bu yaşına kadar ölüme meydan okudun da,şimdi mi kaçasın tuttu?"

Karanlık meleğim,sol omzumda baskısını yavaşça arttırdı ve kanatları ile kulaklarımı okşayarak hızlanan kalbime destek verdi. Sıcacık avuçlarının arasına aldığı o kalbimi gülümseyerek okşarken,koyu kahve saçlarımı yavaşça taramaya başladım. Adeta içimi yumuşatan o sıcacık eller,bedenime şefkatinin en karanlığını hissettiriyor,huzurun pençelerini hemen ensemde hissediyordum.

"Yüsra. Ben çıkıyorum kızım."

Annem kapıdan çıkmadan saniyeler önce bana seslenirken dudaklarımı aralayarak onu duyduğumu belirtmek istedim. O ise bütün kelimelerimi boğazıma tıkamış,kapıyı sertçe çarpmıştı. Aralanan dudaklarım,büyük bir hayal kırıklığı ile kapanırken "Tamam anne."diyerek mırıldandım kendimce.

Lanet olsun ki,bu aralar başıma gelen hiç birşeyi sorgulama gereği duymuyordu. Bu bazen hoşuma gidiyor,bazen ise kaşlarımın havalanmasına neden olacak kadar şaşırtıyordu. Mert'in evinden ayağım yaralı gelmeme rağmen,önce yan gözle bakmış,ardından hiç görmemiş gibi benimle konuşmaya devam etmişti.

Bu;Mert'in yanında boşuna kaldığım anlamına geliyor olsada,bunu umursamıyordum.

Derin bir soluk aldım ve kendimi toparlayarak yavaşça odamdan çıktım. Mert'in evinde bir kaç gün kalmış,mesafemi koruyarak evime geri dönmüştüm. İki buz kütlesinin tam anlamıyla birbiri ile anlaşmasına pek inanasım gelmiyordu zaten. O sohbet açacak bir yapıya sahip değilken,onunla sohbet etmeyi isteyecek taraf ikimizde değildik. Beni koruma sürecinde canımın sıkılmasınıda biraz engellese fena olmazdı aslında. Gerçi onun gibi bir adamdan,komik hareketler beklemiyordum. Fazlasıyla donuk bir yapıya sahipti.

"Naber güzellik?"

Adımlarım ani bir hızla buz keserken,gözlerimi yanağımdan makas alarak mutfağa doğru ilerleyen Kıvanç abiye çevirdim. Beynim,bunun gerçeklik payını bir müddet sorgulamış,saniyeler sonra ağrıyan ayaklarım yavaşla hareket ederek mutfağa doğru ilerlemişti. Beynim benimle oyun mu oynuyordu,yoksa az önce banyomuzdan çıkan Kıvanç abim,bu evin bir üyesiymiş gibi mi davranıyordu çözemiyordum.

Gözlerimi dudakları arasındaki salatalığı ısıran dudaklarına takılırken "Senin bu evde ne işin var?"dedim sorgulayarak. Kapının önünde beni koruması gerektiğini düşünüyordum oysaki.

FarklıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin