Multimedia'da Bora Yarpazoğlu var :D
Bora'nın ağzından;
Birbirimize bağlanmıştık.Daha samimi olmuştuk.Mert hastanede kalırken birbirimizin yanında olarak daha çok güvenmiştik.Arslan abi kendini yavaş yavaş tanıtıyordu ve kızının ortaya çıkması üzerine daha çok çalışıyordu.Arslan abinin dediği gibi on kişilik bir aile kurmuştuk.Herşey yoluna girmişken başka bir bela daha almak istemiyordum.Betül ile bu kadar mutluyken onu kendim ile korkutmak istemiyordum.O masum gözleri bana korkarak baksın istemiyordum.Onu dört yıldan beri sevdiğimi söylememiştim çünkü Arslan abinin yüzünden peşimizde birsürü adam vardı.Arslan abi kızı ortaya çıkınca kızını Mert'e emanet etmiş ve bizim etrafımızdaki düşmnanlara yoğunlaşarak temizlemişti.Bende buna dayanarak,ona zarar gelmeyeceğini düşünerek böyle bir hareket yapmıştım.Ama yine bir bokluk çıkmıştı ve karşımda çırpınarak bana bakan Betül'e,masum sevdiğime bakamıyordum.Bana hangi gözlerle bakacaktı bilmiyordum.Benden korkmasından korkuyordum.Kaçmasından korkuyordum.Bunlar benim yüzümden başına gelmişti ve benden nefret etmesi en doğal hakkıydı.
Kolumdan akan kanları gören Betül her geçen saniye dahada panik oluyordu.Adamlar bizi depo gibi bir alana başımızda görevlilerle bırakıp gitmişlerdi.Zaman geçtikçe daha çok üşüyor ve bilincimi kaybetmeye başlıyordum.Betül hala sarhoştu ve ayakta duracak hali bile yokdu.Tabi bu şuanda sandalyede bağlı olduğumuz gerçeğini hiçbir şekilde değiştirmiyordu.
"İyimisin Bora?"
Baygın gözlerimi ona çevirerek başımı evet anlamında salladım.Betül sakın uyuma gibi şeyler söylerken kaşlarımı çatarak yutkundum.Karşımda bana şefkatle bakan bir Betül beklemiyordum.Bedenim uyuşuyor,sanki derim büyük bir yokluğa sürünerek beni karanlığa teslim etmek istiyordu.Bense onun mavi gözlerine biraz daha bakmak için çırpınıyordum.
"Pişman değilmisin?"
Burnunu çekerek "Neyden?"diye bir soru yöneltti.Birkez daha yutkundum ve doğrulmaya çalıştım.Bedenime büyük bir bıçak saplanmış gibi yüzümü buruştururken dudaklarımdan hırıltılar çıkıyo,daha fazla acı çekebilecekmişim gibi dişlerimi birbirine bastırıyordum.
"Benimle olmaktan?"
Betül ağlayarak başını hızla salladı.Yüzünü buruşturarak acıyla gülümsedi.Bunu bekliyordum.Onun gülümsemesi,benim şifam olabilirdi.
"Senin yanında olmaktan gurur duyuyorum."
Ona bakarak tebessüm ettim.Betül burnunu çekti ve açıklama yapmak istercesine gözlerini bana dikti ve "Sevdiğim çocukla burada olmaktan gurur duyuyorum"diyerek mırıldandı.Bakışlarımın donuk ve ifadesiz olduğuna emindim.Ona bakarken bu yok oluyordu,duvarlarımı kebdime kalkan yapamıyordum.
"Şuan ne yapmak istiyorum biliyormusun?"
Betül kafasını olumsuz anlamda salladıktan sonra tekrar sırıttım.Bakışlarım yorgun ve silikti.
"Seni deli gibi öpmek istiyorum."
Betül gülerek burnunu çekti ve "Salak"diyerek mırıldandı.Acıyla yüzümü buruşturdum.Onu öpmekten başka bana iyi gelen birşey olduğunu zannetmiyordum.Herşeyden önce deli aşıklar gibi davranıyor,etrafımızdaki adamların yüzünü buruşturarak bize bakmasını sağlıyorduk.
Betül "Ya lütfen bana izin verin şunun yarasını bağlayayım.Kanamadan ölürse işinize yaramaz"diyerek adamları ikna etmeye çalıştıklarında adamlar birbirine baktı.Bu sikik yerde tek başıma olsaydım tabikide daha asabi olurdum.Ama eğer sakin olmazsam Betül'e zarar vereceklerdi.Bu yüzden sessizce oturup yanlış yapmadan çıkış yolu bulmalıydım.Gerekirse sadece Betül'ü kurtaracağım bir yol bulmalıydım.
