Multimedia'da Bora var :D
Bir yaram iyileşmeden başka bir yara alıyordum.Artık kimi düşünüceğimi aklım almıyordu.Görkem'in sesi çıkmazken Bora,Rıdvan gerçekten gergin ve sinirliydiler.Hepimiz yıkılmış gibiydik,Havva bile Mert'i öğrenince gerilmiş ve sessizliğe sığınarak susmayı tercih etmişti.En çok canımı sıkan Görkem oluyordu.
Kaç günden beri aynı yerinde yatıyor ve arkasını dönerek düşüncelere boğuluyordu.Ağladığını biliyordum ama bizden saklıyordu.Öyle bir sessizliğe gömülmüştü ki hareketleri Mert uyanmadığı sürece öyle olucağını bildiriyordu.Ondaki kasvetli sessizliği çok uzaklardan hissedebiliyordum,tenimi üşütecek kadar soğuk bir sessizliği vardı.Haykıran sessizlik.
Onun için çok üzülüyordum.Hepimiz yıkılmıştık,ne yapacağımızı bilmeden sadece kapının önünde haber bekliyorduk.Beş gündür hastanede kalıyordum ve buradan ayrılmak istemiyordum.Doktorlar bile bizden bıkan homurdanmalar çıkarıyorlardı.Dokuz kişi hastanede kalıyor ve Mert'i bekliyorduk.
Mert'in annesi tek bir gözyaşı bile dökmemiş sadece iki dakika uğradıktan sonra toplantısı olduğunu söyliyerek buradan ayrılmıştı.Çok genç bir kadındı.Adını henüz bilmiyordum ama annemin Mert ile daha çok ilgilendiğini biliyordum.Babam dün gizlice gelmiş ve Mert ile ufak bir konuşma yapmıştı.Doktorlar bilincinin açık olduğunu söylüyorlardı ama tek bir harekette bulunmamıştı.Beş günden beri burada harap olmuştuk.
Terlemiş ellerim soğuk cam ile temas ettiğinde burnumu çektim.Beş günden beri tavana bakıyordu ve artık sinirim bozulmaya başlamıştı.Kaşlarını çatarak aynı pozisyonda bekliyordu.
O kadar güvenliğin arasından nasıl yangını çıkarmıştı en ufak bir fikrim yoktu.Mert'i bu halde gördüğümden beri aklımdan neler geçtiğini,neler söylediğimi algılıyamıyordum.Ama biri çıkıp Mert uyandı diye mırıldansa hayvan gibi bağırıp Mert'in odasına dalabilirdim.Kokusunu özlemiştim.Herşeyiyle özlemiştim onu.
Tüm açıklamalar babamdaydı.Ama şuan hiçbir şey umrumda değildi.Şuan tek istediğim Mert'in uyanmasıydı.
Elimle gözyaşlarımı silerek arkamı döndüm.Sandalyelerden birine oturarak derin nefes aldım.Görkem içerde odada yatıyordu.Beş günden beri hiç dışarı çıkmamıştı.Bazen ona yemek götürüyorduk,iki dilim ekmek yedikten sonra tekrar yatıyordu.Gözleri ağlamaktan şişmişti.İçim artık sıkıntıyla boğulmuştu ve herşeyin yoluna girmesini istiyordum.Bir an önce herşeyin bitmesini ve yine beraber eğlenmek istiyordum.
Biz böyle olmayı haketmemiştik.Bir hafta öncesine kadar kahkahalarla yastık savaşı yapan lise son kızıydım.Bu kadarı bünyeme fazla geliyordu.Bulunduğum ortamların ışıklarını kapatıyorlar,aydınlığa yürümeye çalıştıkça karanlığı çoğaltıyorlardı.Karanlıktan çıkamıyordum,her saniye karanlığa adım atıyordum.
'Sen karanlıkla yüzleş ki,siyahın en güzel tonu önünde diz çöksün!'
İç sesim benden bağımsız konuşurken dişlerimi birbirine bastırarak yan gözle etrafımdaki insanlara kısa bir bakış attım.Sevdiklerim karşımda eriyip giderken ne yüzleşmesinden bahsediyorduk?
Bu yaşıma gelene kadar yaşadığım olaylara rağmen hala gülebiliyorken hangi karanlığa diz çöktürecektim?Ben karanlığa gömülmüşken hangi biri diz çökecekti?
Gözlerimi Mert'e çevirdim ve yutkundum.
'Sen karanlığın yaralı olanını diz çöktürebildin Yüsra'
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Farklı
Dla nastolatków"Nereden bilebilirdim ki hayatımın bu kadar farklılaşacağını?"
