Multimedia'da Kıvanç var :)
Yüsra'nın ağzından;
Tabikide sabah kalktığımda mutlu değilidim.Annemin anlamsız neşe sesleri ve yine her cumartesi olduğu gibi bugünde saçma sapan hareketler yaparak beni uyandırmasını izliyordum.Beni neden her cumartesi üzerime su dökerek uuyandırdığını beş senedir çözememiştim ama bugün çok fazla neşeliydi.Yada bana kendini affettirmek için kendini neşeli gösteriyorda olabilirdi.
Kaşlarını çattı ve "on beş dakika sonra aşağı geliyorsun."diyerek güneşliği duvardaki tutma şeysine tutuşturdu.Yan gözle bana bakarak odadan çıktı.İnliyerek kafamı tekrar yastığa gömdüm.Gerçekten bazen sinir bozucu birisi olabiliyordu.Ve bu özelliği hep cumartesi gününe denk geliyordu.Bilemiyordum,belkide özel gün olarak bugünü seçmişti.Ona sinirliydim.Hala ona tek kelime söylememiştim,birisine sinirlendiğimde bağırmazdım sadece bana açıklama yapmasını beklerdim,dinlerdim.Tem kelime etmeden sadece dinlerdim.Sonra haklılığını ölçerek onunla konuşmayı seçerdim.
Haklı değil ise ondan uzaklaşırdım.Her zaman böyleydim ve annem bu huyumu çok iyi biliyordu.O yüzden sadece konuşmak için benimle vakit kolluyordu.Yataktan kalkarak odamdaki lavaboma doğru ilerledim.
Havlu ile yüzümü kuruladıktan sonra üzerimdeki geceliklerimi çıkardım.Spor kıyafetlerimi giydikten sonra çantamı hazırlamaya başladım.Siyah spor sırt çantamın içine havlu ve bazı ihtiyaç malzemeleri koyduktan sonra yatağımı toplamaya başladım.Pencerenin yarısını açarak karşıda kendini yırtarak halı silkeleyen Hayriye teyzeyi görmezden geldim.
Boy aynamın karşısına geçtikten sonra toka kutumdan bir toka alarak sıkı bir at kuyruğu yaptım.Benim toplama şekilim attan çok fare kuyruğuna benzesede verilen bu isime saygı duyarak sessiz kaldım.Gerçekten o kadar bakım yaptığımız saçı toplayınca neden at kuyruğu diyorlardı anlamıyordum.Daha güzel bir isim bulamamışlarmıydı?
Düşünmekten vazgeçerek sırt çantamı sırtıma taktım.Telefonumu sarjdan çıkararak çantamın köşesine sıkıştırdım.Mutfağa doğru yavaş adımlarla ilerlediğimde annem müzik söyliyerek birşeyler hazırlıyordu.Masaya oturarak ağzıma birkaç şey attım.Önüme krep konulduğunda normalde hayvan gibi bağırarak çığlık atan ben şimdi baygın gözlerle krebimi peçeteye sararak masadan kalktım.Annem gözlerini devirdikten sonra bardaktaki çayı kafasına dikledi.Ayağa kalkarak "Ben işe gidiyorum,sende spora gidersin."diyerek mırıldandı."Babası ile tekrar kavga etmiyeceksen Havva'la ra gidebilirsin"diyerek cümlesinin sonunu getirdiğinde gözlerimi devirdim.Babası tam dayaklıktı.Annem bu sefer "Sofrayı topla"dedi ve kapıdan çıktı.
Kadın şanslıydı,benim sayemde Mercedes ve özel şoförler ile işe gidiyordu.Bizim sokaktan bu şekilde çıkması ne kadar tuhaf olsada otobüs sıkıntısı filan çekmiyordu.Yada taksiye para vermiyorduk.Mert sağolsun.
Mutfağı kaba tasa toparladıktan sonra şişemin içine su doldurup çantama koydum.Kapıda ayakkabılarımı giydikten sonra yere bıraktığım sırt çantamı sırtıma taktım.Kıvanç abiyi tekrar gördüğümde "Nasılsınız birader"diyerek onunla alay ettim.Kıvanç abi düz bakışlarıma rağmen alaycıl ses tonumu kavralamış ve "Karşıdaki kadın sabahtan beri halı silkeliyor"diyerek homurdanmıştı.
Yüzümü buruşturdum ve gözlerimi göğüslerini camdan sarkıtara halı silkeleyen hayriye teyzeye baktım.
"Şuana kadar alışman gerekiyordu"
Kıvanç abi gözlerini devirerek "Her gördüğümde hayattan soğuyorum"dediğinde kıkırdadım.Kesinlikle yıllardır bu görüntüyle karşı karşıya bir vaziyetteydim.Halim içler acısıydı.Bahçe kapısından çıktıktan sonra Mert'i kapımın önünde beklerken görmem ile kaşlarım havalandı.İşaret parmağı ile yanına gelmemi işaret eden o karizma hareketleri sergilediğinde gözlerimi devirdim.
