Kriz

756 54 0
                                        

Tuana, karşısında oturmuş iki adamdan söz konusu gerçekleri dinliyordu. Ruhu çekilmiş vaziyetteydi. Annesinin ve hiç tanımadığı kardeşinin ölümünü kabullenmek kolaydı. Zaten senelerdir yalnızdı ve annesinden nefret ediyordu. Ama şu an sevdiği adam ona, aslında annesinin onu korumak adına yaptıklarından bahsediyordu. Dışı buz kesildi. İçini alevler sardı sanki. Destek için onun kolundan tutan  Ülküyü es geçip ayağa kalkı bir hışım. Kabullenemiyordu. Gözlerinden ondan bağımsız akan yaşların bile farkında değildi, gözleri yanıyordu. Ellerini saçlarının arasından geçirdi sertçe kavradı. Sayıklıyordu "hayır, hayır, hayır, hayır.." Çağan ona yaklaşacakken bağırdı birden. " Hayır bu doğru değil, olmadı bunların hiçbiri. Benim annem benden nefret ediyordu ve beni bırakıp gitti tamam mı? Gerçek bu!!"
Bu söylediği daha az yakıyordu canını çünkü, buna alışmıştı. Ama onun yüzünden annesinin çektiği acıları kabullenemezdi. Onun yüzünden babasının ölümünü kabullenemezdi. Titriyordu, saçlarını yoluyordu elleri. Tüm gücünü yitirdiğini sandı birden, bacakları onu taşıyamadı, yere çöktü. "Hayır!!!!!" Çağanın göğsünün altındaki kalp ağırlaştı. Sevdiği kadın acı çekerken elinden bir şey gelmemişti. Koşarak yanına gidip yere, yanına çöktü. Tuana kendini bilmez haldeydi, sayıklamaya, saçlarını çekmeye devam ediyordu. Çağan ellerini, onun ellerine götürdü. Yavaş yavaş okşayarak sakinleşmesini istiyordu. Ülkü en yakın arkadaşının bu haline ağlıyordu. Ona merhem olamamak canını çok acıtmıştı. Öylece bakıyordu, Yağızın onu saran kollarının arasından. Çağan, Tuananın saçlarını kurtardı ellerinden. Tutup öptü defalarca. Başını kaldırdı gözlerine baktı. " Geçecek güzelim, geçecek güzel kızım,  ne olur sakinleş. Ben burdayım bitanem, yalvarırım zarar verme kendine daha fazla." Kadının kızarmış gözleri acıyla bakıyordu, adamın canı çok yanmıştı, hızlıca onu kendine çekip sarıldı, saçlarını okşadı, onunla beraber ağladı.

Ne zamandan beri o çöktükleri yerde olduklarını bilmiyorlardı. Tuananın dinmeyen ağlamasına daha fazla dayanamayıp bir iğne sapladı arkadaşın koluna. Uyursa geçerdi,  geçmesi gerekiyordu.
Yağız Ülküyü koltuğa yatırdı. Üzerine pikesini örttü. Çağan Tuanayı kendi odasına çıkarıyordu kucaklayıp. Yatağa yatırdı, üzerini örttü, uyusa da hala bedeninde titreme vardı. Bi süre onu izledi genç adam, rahat uyuduğundan emin olmak istedi.

Soluk Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin