Part veintidós

104 9 45
                                        


Birkaç gün evvel üye olduğum kütüphaneye gidiyordum, kendime yeni uğraşlar, yeni yerler bulmak için harcadığım çabalar sonunda meyvelerini vermeye başlamıştı.

Olaylardan sonra kafamı toplamaya başlamış, arkadaş bile edinmiştim.

Hiçbir zaman şu 'zibilyon tane arkadaşı olan insan' tanımına uymamıştım ve sahip olduğum üç beş arkadaşıma da ulaşamıyordum.

Zaten, yüksek ihtimalle öldüğümü düşünüyorlardır.

Şimdiyse yeni edindiğim arkadaşımla oldukça mutluydum.

O; hastane, şirket ve Young K üçlüsü dışındaki tek arkadaşımdı.

Onu özel kılan şeyse, ikimizin de -ben tam olarak öyle demesem de- aşk hayatında sorunlar varken birbirimizi bulmuş olmasıydı.

"Hey! Orada ne bekliyorsun? Çabuk yanıma gel!"

İşte sessizce bana fısıldayan arkadaşım Xie Ji, kendisi Çinli ve benden daha iyi Korece konuşuyor.

O da benim gibi bir melez.
Babası Çinli annesi ise Koreli.

Ana dillerinden biri Çince olduğu için ona imreniyordum, benim en basit karakterleri öğrenmem bile en az altı ayımı almıştı.

Ayrıca hala daha bolca eksiğim vardı.

Ama bir anlaşma yapmıştık, çoğunlukla Çince konuşacaktık zira benim Çince'yi unutmaya başlamam işten bile değildi.

Yanına gittiğimde elinde tuttuğu kitabı gösteriyordu, fazla melankolik görünüyordu.

Ona yeni bir kitap seçmesini söyledikten sonra kitabı yerine bırakıp bana yöneldi.

"Bugün içmeye gidelim, hadi!"

Yapım gereği öyle fazla içmezdim hatta çok nadir içerim desem daha doğru olurdu.

Yine de kabul ettim.

Şu sıralar prensiplerimi biraz esnetmekten zarar gelmezdi.










***

Mekan çok tatlı bir yerdi ve bana geçen gün patronum ve biricik grupla birlikte gittiğimiz yeri hatırlatmıştı.

Xie Ji, bir yandan onu aldatan sevgilisine sayıp döküyor bir yandan da kendisine soju doldurup duruyordu.

Ben daha iki bardak içmiştim ki Xie Ji şişesinin dibini görmeye başlamıştı.

Bugün ona izin veriyordum çünkü önemli bir sebebi vardı.

Benim sebebim içinse, iki bardak yeterliydi.

Xie Ji yavaş yavaş kendinden geçerken yanındaki sigara paketinden bir tane sigara almayı da ihmal etmemişti.

Oysaki her defasında içmemesi için onu uyarıyordum.

O sigarasını yakmaya çalışırken ilk defa benim de içmek istediğimi fark ettim.

İçimdeki istek o kadar büyüyordu ki yıllarca susuz kalmışım da suyum sigaraymış gibi hissediyordum.

Xie'den isteyemezdim, ilk başlarda adettendir diyip soruyordu ama onu birkaç kez kesin bir dille reddettikten sonra bir daha asla sormamıştı.

Ayrıca henüz arkadaşlığımız o kadar ileri seviyede değildi.

Onun ne kadar içerse içsin sarhoş olamayacağını bildiğimden dolayı kendimi birkaç bahaneyle dışarı attım.

Ben gelene dek kendisine iyi bakacağından emindim.

Lost of Memory Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin