Part treinta dos

63 8 12
                                        

|multimedya: dans esnasında olmayan müzikleri ve brianakayoungk|

Yeter artık başım döndü Brian, derken midemden gelen bulantıyı bastırmaya çalıştığım apaçık bir gerçekti.

Benimle milyonuncu kez yaptığı dönüşünü tamamladıktan sonra her şeyin dönüyor olduğundan falan bahsetti.

Şaka mı yapıyordu..?

Şu salonun ortasında yirmi dakikadır müziksiz bir şekilde dönüyor, dans ettiğimizi zannedip kahkahalar atıyorduk.

Haliyle hem başım hem de midem bulanıyordu.
Dahası bana her yerin döndüğünü söylüyordu..

Sadece gülmekle yetindim.

Değişik bir şeyler görmek ister misin, diye sordu.

Lavaboya gitmem gerektiğini belirtmeme rağmen zorla beni koltuğa itti.

Koltuğa yumuşak iniş yaptığımdan olsa gerek derin bir nefes aldı. İterken düşeceğimi hesaba katmamış olmalıydı..

Rahatlama seansı bittikten sonra önümde durup saçma sapan bir sürü hareketle kendince dans etti.

Aslına bakarsanız bütün olarak ele aldığınızda fena gözükmediğine bahse girebilirdim ancak şu halimle gördüğüm tek şey, ellerini kollarını sağa sola sallayan ve bundan delicesine zevk alan bir Brian'dı.

Brian sanırım kusacağım dedikten on saniye kadar sonra yanıma koşan siyah poşetli prensim yerleri batırmama engel olmuştu.

Teşekkürler Brian.
Bana her şekilde katlandığın için teşekkürler.

İyi olduğuma ikna olduktan sonra sırtımı sıvazlarken o kadar kötü dans etmediğini iddia ediyordu; seni kusmaya itecek kadar değil en azından diye de eklemişti.

İkimiz de dalga geçtiğinin farkındaydık.

Lavaboya gitmem gerek diyerek yanından ayrılırken bile hala arkamdan harika bir dansçı olduğuna dair kompozisyon yazıyordu.

Her ne kadar inkar etmek istesem de cidden çok iyi dans ediyordu.

Saçma sapan hareketler dahi yapsa üzerine oturuyor ve hareketlerin ahengine katılarak bir bütün oluyorlardı.

Bence benim için çok fazlaydı.

Sıklıkla kusan kusmuk kız ve harikalar diyarı Brian.

Kulağa hoş gelmediğinden oldukça emindim.










***

Görüntülerimle birlikte Brian'ın dansı da bitmişti.

Her şey ne kadar da hızlı oluyordu öyle.. Bugün arka arkaya iki görüntü görmüştüm.

İkisi de Brian'ın yanındayken olmuştu.

Hoş bir durum olduğunu söyleyemeyecektim.

Birden arkamdan dokunan elle irkildim.

Seslenen yine aynı stilistti.
Gitmemiz gerektiğini söylüyordu.

Daha yeni gelmiştik demek istediysem de nerde ve kim olduğumu hatırlayarak iç sesimi bastırdım.

Dışarı çıktığımızda yine aynı kişiyi bularak neden çıktığımızı sordum.

Aldığım cevap sanki yeterince yerle bir olmamış Melissa'ya vurulan diğer bir darbe gibiydi adeta.

"Cezamız buraya kadarmış."

Benim aksime çok sakin görünüyordu, bunu nasıl beceriyordu bilmiyordum ama o şirkete vardığımızda edecek iki çift lafım vardı.

Fakat şu an için öncelikli sorunum içeride neler olup bittiğini görememekti.

Program başlayalı yarım saati birazcık geçmişti ki bizi dışarıya postalamışlardı.

Adil dövüşmek için aşırı derecede önemsiz ve olanakları kısıtlı biriydim bu yüzden dövüşün galibi bell-

"Koşun, Young K bayıldı!"

Birden koşturarak yanımıza gelen bir diğer program yapımcısının ağzından dökülmüştü bu kelimeler.

İçeriye doğru koştururken aklımdan geçen tek düşünce 'Allahım lütfen ona bir şey olmasındı'.

Ve vardığımda da, size yemin edebilirdim ki Jae'nin bir şeyler fısıldamasının ardından, hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıyor; bunun yaklaşan Noel için erken bir şaka olduğuna dair çirkin söylemlerde bulunuyordu.

Hiçkimsenin bu şakaya gülmemiş olmasına rağmen grup olarak fazlasıyla eğlenmiş görünüyorlardı.

Daha doğrusu, eğlenmiş görünmeye çalışıyorlardı.

Nedense bu olayın içinden başka şeyler çıkacağına dair sinyaller alıyordum.

Lütfen yine benimle ve makus kaderimle bir alakası olmasındı.

Kendine gel Melissa! Kendini bu kadar önemli görme.

Çıkmak üzere olan kalbimi yerine sabitledikten sonra bir hışımla tekrar dışarıya çıkacakken durdurdu beni.

Bu üçüncüydü ve ben..
her birinden sonra ayrı ayrı çok yorulmuştum.

Lost of Memory Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin